Kelime Haritası
ان
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 7 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 1.332
Harfi Şart 579
Harfi Masdari 578
Harfi Nefi 114
Harfi Tefsir 47
Zaman Zarfı 8
Harfi Tahkik 5
Harfi Nasb 1
Harfi Masdari: Fiili isme çeviren edatlar: -mesi, -dığı…
497ayette
578kez geçiyor
77/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %57 · Medenî %43
İlk inen ayet
Alak 7
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Âl-i İmrân suresi ✕ Süzgeci kaldır
18 ayet
لَا
يَتَّخِذِ
الْمُؤْمِنُونَ
الْكَافِر۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَلَيْسَ
مِنَ
اللّٰهِ
ف۪ي
شَيْءٍ
اِلَّٓا
اَنْ
تَتَّقُوا
مِنْهُمْ
تُقٰيةًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
الْمَص۪يرُ
Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır.[28]
قَالَ
رَبِّ
اجْعَلْ
ل۪ٓي
اٰيَةًۜ
قَالَ
اٰيَتُكَ
اَلَّا
تُكَلِّمَ
النَّاسَ
ثَلٰثَةَ
اَيَّامٍ
اِلَّا
رَمْزاًۜ
وَاذْكُرْ
رَبَّكَ
كَث۪يراً
وَسَبِّـحْ
بِالْعَشِيِّ
وَالْاِبْكَارِ۟
«Ya Rabbi! Bana bir alamet ver» dedi, «Alametin, üç gün, işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşmamandır; Rabbini çok an, akşam sabah hamd et» dedi.[41]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
تَعَالَوْا
اِلٰى
كَلِمَةٍ
سَوَٓاءٍ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اَلَّا
نَعْبُدَ
اِلَّا
اللّٰهَ
وَلَا
نُشْرِكَ
بِه۪
شَيْـٔاً
وَلَا
يَتَّخِذَ
بَعْضُنَا
بَعْضاً
اَرْبَاباً
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَقُولُوا
اشْهَدُوا
بِاَنَّا
مُسْلِمُونَ
De ki: «Ey Kitap ehli! Ancak Allah’a kulluk etmek, O’na bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin». Eğer yüz çevirirlerse: «Bizim müslüman olduğumuza şahid olun» deyin.[64]
وَلَا
تُؤْمِنُٓوا
اِلَّا
لِمَنْ
تَبِـعَ
د۪ينَكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْهُدٰى
هُدَى
اللّٰهِۙ
اَنْ
يُؤْتٰٓى
اَحَدٌ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
اَوْ
يُحَٓاجُّوكُمْ
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِۚ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
مَا
كَانَ
لِبَشَرٍ
اَنْ
يُؤْتِيَهُ
اللّٰهُ
الْكِتَابَ
وَالْحُكْمَ
وَالنُّبُوَّةَ
ثُمَّ
يَقُولَ
لِلنَّاسِ
كُونُوا
عِبَاداً
ل۪ي
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَلٰكِنْ
كُونُوا
رَبَّانِيّ۪نَ
بِمَا
كُنْتُمْ
تُعَلِّمُونَ
الْكِتَابَ
وَبِمَا
كُنْتُمْ
تَدْرُسُونَۙ
Allah’ın kendisine Kitap’ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: «Allah’ı bırakıp bana kulluk edin» demek yaraşmaz, fakat: «Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb’e kul olun» demek yaraşır.[79]
وَلَا
يَأْمُرَكُمْ
اَنْ
تَتَّخِذُوا
الْمَلٰٓئِكَةَ
وَالنَّبِيّ۪نَ
اَرْبَاباًۜ
اَيَأْمُرُكُمْ
بِالْكُفْرِ
بَعْدَ
اِذْ
اَنْتُمْ
مُسْلِمُونَ۟
Size melekleri, peygamberleri Rab olarak benimsemenizi emretmesi de yaraşmaz. Siz müslüman olduktan sonra, size inkar etmeyi mi emredecek?[80]
كُلُّ
الطَّعَامِ
كَانَ
حِلاًّ
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِلَّا
مَا
حَرَّمَ
اِسْرَٓائ۪لُ
عَلٰى
نَفْسِه۪
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تُنَزَّلَ
التَّوْرٰيةُۜ
قُلْ
فَأْتُوا
بِالتَّوْرٰيةِ
فَاتْلُوهَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Tevrat’ın indirilmesinden önce İsrail’in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: «Doğru sözlü iseniz Tevrat’ı getirip okuyun».[93]
اِذْ
هَمَّتْ
طَٓائِفَتَانِ
مِنْكُمْ
اَنْ
تَفْشَلَاۙ
وَاللّٰهُ
وَلِيُّهُمَاۜ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ
Sizden iki takım bozulup geri çekilmek üzere idi; oysa Allah onların dostu idi, inananlar yalnız Allah’a güvensinler.[122]
اِذْ
تَقُولُ
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
اَلَنْ
يَكْفِيَكُمْ
اَنْ
يُمِدَّكُمْ
رَبُّكُمْ
بِثَلٰثَةِ
اٰلَافٍ
مِنَ
الْمَلٰٓئِكَةِ
مُنْزَل۪ينَۜ
İnananlara: «Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?» diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.[124-125]
اَمْ
حَسِبْتُمْ
اَنْ
تَدْخُلُوا
الْجَنَّةَ
وَلَمَّا
يَعْلَمِ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
جَاهَدُوا
مِنْكُمْ
وَيَعْلَمَ
الصَّابِر۪ينَ
Yoksa içinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?[142]
وَلَقَدْ
كُنْتُمْ
تَمَنَّوْنَ
الْمَوْتَ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تَلْقَوْهُۖ
فَقَدْ
رَاَيْتُمُوهُ
وَاَنْتُمْ
تَنْظُرُونَ۟
And olsun ki, ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz; işte onu gözlerinizle bakarak gördünüz.[143]
وَمَا
كَانَ
لِنَفْسٍ
اَنْ
تَمُوتَ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِ
كِتَاباً
مُؤَجَّلاًۜ
وَمَنْ
يُرِدْ
ثَوَابَ
الدُّنْيَا
نُؤْتِه۪
مِنْهَاۚ
وَمَنْ
يُرِدْ
ثَوَابَ
الْاٰخِرَةِ
نُؤْتِه۪
مِنْهَاۜ
وَسَنَجْزِي
الشَّاكِر۪ينَ
Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez; o, belli bir vakte bağlanmıştır. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz; ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz. Şükredenlerin mükafatını vereceğiz.[145]
وَمَا
كَانَ
قَوْلَهُمْ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
رَبَّنَا
اغْفِرْ
لَنَا
ذُنُوبَنَا
وَاِسْرَافَنَا
ف۪ٓي
اَمْرِنَا
وَثَبِّتْ
اَقْدَامَنَا
وَانْصُرْنَا
عَلَى
الْقَوْمِ
الْكَافِر۪ينَ
Dedikleri ancak şu idi: «Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et».[147]
وَمَا
كَانَ
لِنَبِيٍّ
اَنْ
يَغُلَّۜ
وَمَنْ
يَغْلُلْ
يَأْتِ
بِمَا
غَلَّ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
تُوَفّٰى
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına hiyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.[161]
فَرِح۪ينَ
بِمَٓا
اٰتٰيهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۙ
وَيَسْتَبْشِرُونَ
بِالَّذ۪ينَ
لَمْ
يَلْحَقُوا
بِهِمْ
مِنْ
خَلْفِهِمْۙ
اَلَّا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَۢ
Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.[169-170]
وَلَا
يَحْزُنْكَ
الَّذ۪ينَ
يُسَارِعُونَ
فِي
الْكُفْرِۚ
اِنَّهُمْ
لَنْ
يَضُرُّوا
اللّٰهَ
شَيْـٔاًۜ
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
اَلَّا
يَجْعَلَ
لَهُمْ
حَظًّا
فِي
الْاٰخِرَةِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Küfürde yarışanlar seni üzmesin; şüphesiz onlar Allah’a bir zarar veremezler. Allah ahirette onlara bir pay vermemek istiyor; onlara büyük azab vardır.[176]
اَلَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
عَهِدَ
اِلَيْنَٓا
اَلَّا
نُؤْمِنَ
لِرَسُولٍ
حَتّٰى
يَأْتِيَنَا
بِقُرْبَانٍ
تَأْكُلُهُ
النَّارُۜ
قُلْ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
رُسُلٌ
مِنْ
قَبْل۪ي
بِالْبَيِّنَاتِ
وَبِالَّذ۪ي
قُلْتُمْ
فَلِمَ
قَتَلْتُمُوهُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
«Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi» diyenlere sen, de ki: «Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?»[183]
لَا
تَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
يَفْرَحُونَ
بِمَٓا
اَتَوْا
وَيُحِبُّونَ
اَنْ
يُحْمَدُوا
بِمَا
لَمْ
يَفْعَلُوا
فَلَا
تَحْسَبَنَّهُمْ
بِمَفَازَةٍ
مِنَ
الْعَذَابِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.[188]
Yükleniyor...