AYET LİSTE
بِسْمِ
اللّٰهِ
الرَّحْمٰنِ
الرَّح۪يمِ
Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla.[1]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.[2]
اِيَّاكَ
نَعْبُدُ
وَاِيَّاكَ
نَسْتَع۪ينُۜ
(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.[5]
اِهْدِنَا
الصِّرَاطَ
الْمُسْتَق۪يمَۙ
Bize doğru yolu göster.[6]
صِرَاطَ
الَّذ۪ينَ
اَنْعَمْتَ
عَلَيْهِمْۙ
غَيْرِ
الْمَغْضُوبِ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
الضَّٓالّ۪ينَ
Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil![7]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ذٰلِكَ
الْكِتَابُ
لَا
رَيْبَۚۛ
ف۪يهِۚۛ
هُدًى
لِلْمُتَّق۪ينَۙ
O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.[2]
اَلَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِالْغَيْبِ
وَيُق۪يمُونَ
الصَّلٰوةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
يُنْفِقُونَۙ
Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.[3]
وَالَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
مِنْ
قَبْلِكَۚ
وَبِالْاٰخِرَةِ
هُمْ
يُوقِنُونَۜ
Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.[4]
اُو۬لٰٓئِكَ
عَلٰى
هُدًى
مِنْ
رَبِّهِمْ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.[5]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
سَوَٓاءٌ
عَلَيْهِمْ
ءَاَنْذَرْتَهُمْ
اَمْ
لَمْ
تُنْذِرْهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler.[6]
خَتَمَ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
وَعَلٰى
سَمْعِهِمْۜ
وَعَلٰٓى
اَبْصَارِهِمْ
غِشَاوَةٌۘ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ۟
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.[7]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَقُولُ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
وَبِالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَمَا
هُمْ
بِمُؤْمِن۪ينَۢ
İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde «Allah’a ve ahiret gününe inandık» derler.[8]
يُخَادِعُونَ
اللّٰهَ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۚ
وَمَا
يَخْدَعُونَ
اِلَّٓا
اَنْفُسَهُمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَۜ
Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah’ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.[9]
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌۙ
فَزَادَهُمُ
اللّٰهُ
مَرَضاًۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌۙ
بِمَا
كَانُوا
يَكْذِبُونَ
Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır.[10]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
لَا
تُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِۙ
قَالُٓوا
اِنَّمَا
نَحْنُ
مُصْلِحُونَ
Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler.[11]
اَلَٓا
اِنَّهُمْ
هُمُ
الْمُفْسِدُونَ
وَلٰكِنْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.[12]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اٰمِنُوا
كَمَٓا
اٰمَنَ
النَّاسُ
قَالُٓوا
اَنُؤْمِنُ
كَمَٓا
اٰمَنَ
السُّفَـهَٓاءُۜ
اَلَٓا
اِنَّهُمْ
هُمُ
السُّفَـهَٓاءُ
وَلٰكِنْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit «Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!» derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).[13]
Yükleniyor...