Kelime Haritası
ان
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 7 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 1.332
Harfi Şart 579
Harfi Masdari 578
Harfi Nefi 114
Harfi Tefsir 47
Zaman Zarfı 8
Harfi Tahkik 5
Harfi Nasb 1
Harfi Nefi: Olumsuzluk: değil, asla, hayır…
109ayette
114kez geçiyor
42/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %90 · Medenî %10
İlk inen ayet
Müddessir 24
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
109 ayet
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ائْتِ
بِقُرْاٰنٍ
غَيْرِ
هٰذَٓا
اَوْ
بَدِّلْهُۜ
قُلْ
مَا
يَكُونُ
ل۪ٓي
اَنْ
اُبَدِّلَهُ
مِنْ
تِلْقَٓائِ۬
نَفْس۪يۚ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّۚ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اِنْ
عَصَيْتُ
رَبّ۪ي
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, «Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir» dediler. De ki: «Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım.»[15]
اَلَٓا
اِنَّ
لِلّٰهِ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِۜ
وَمَا
يَتَّبِعُ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
شُرَكَٓاءَۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّ
وَاِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَخْرُصُونَ
İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah’ındır. Allah’ı bırakıp ortak koşanlar sadece zanna uyanlardır. Onlar ancak tahminde bulunuyorlar.[66]
قَالُوا
اتَّخَذَ
اللّٰهُ
وَلَداً
سُبْحَانَهُۜ
هُوَ
الْغَنِيُّۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنْ
عِنْدَكُمْ
مِنْ
سُلْطَانٍ
بِهٰذَاۜ
اَتَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
«Allah çocuk edindi» dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı nasıl söylüyorsunuz?[68]
فَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَمَا
سَاَلْتُكُمْ
مِنْ
اَجْرٍۜ
اِنْ
اَجْرِيَ
اِلَّا
عَلَى
اللّٰهِۙ
وَاُمِرْتُ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَ
«Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah’a aiddir. Müslimlerden olmakla emrolundum.»[72]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
وَكَانَ
عَرْشُهُ
عَلَى
الْمَٓاءِ
لِيَبْلُوَكُمْ
اَيُّكُمْ
اَحْسَنُ
عَمَلاًۜ
وَلَئِنْ
قُلْتَ
اِنَّكُمْ
مَبْعُوثُونَ
مِنْ
بَعْدِ
الْمَوْتِ
لَيَقُولَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Arş’ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. And olsun ki, «Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz» desen, inkar edenler: «Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir» derler.[7]
وَيَا قَوْمِ
لَٓا
اَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
مَالاًۜ
اِنْ
اَجْرِيَ
اِلَّا
عَلَى
اللّٰهِ
وَمَٓا
اَنَا۬
بِطَارِدِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۜ
اِنَّهُمْ
مُلَاقُوا
رَبِّهِمْ
وَلٰكِنّ۪ٓي
اَرٰيكُمْ
قَوْماً
تَجْهَلُونَ
«Ey milletim! Buna karşılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretim Allah’a aittir; inananları da kovacak değilim; çünkü onlar Rableriyle karşılaşacaklar; fakat ben sizi cahil bir millet olarak görüyorum.»[29]
وَاِلٰى
عَادٍ
اَخَاهُمْ
هُوداًۜ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
مُفْتَرُونَ
Ad milletine kardeşleri Hud’u gönderdik. Şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin. O’ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz.»[50]
يَا قَوْمِ
لَٓا
اَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
اَجْراًۜ
اِنْ
اَجْرِيَ
اِلَّا
عَلَى
الَّذ۪ي
فَطَرَن۪يۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
«Ey milletim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?»[51]
اِنْ
نَقُولُ
اِلَّا
اعْتَرٰيكَ
بَعْضُ
اٰلِهَتِنَا
بِسُٓوءٍۜ
قَالَ
اِنّ۪ٓي
اُشْهِدُ
اللّٰهَ
وَاشْهَدُٓوا
اَنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تُشْرِكُونَۙ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كُنْتُ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَرَزَقَن۪ي
مِنْهُ
رِزْقاً
حَسَناًۜ
وَمَٓا
اُر۪يدُ
اَنْ
اُخَالِفَكُمْ
اِلٰى
مَٓا
اَنْهٰيكُمْ
عَنْهُۜ
اِنْ
اُر۪يدُ
اِلَّا
الْاِصْلَاحَ
مَا
اسْتَطَعْتُۜ
وَمَا
تَوْف۪يق۪ٓي
اِلَّا
بِاللّٰهِۜ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَاِلَيْهِ
اُن۪يبُ
«Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O’na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah’tandır, O’na güvendim; O’na yöneliyorum» dedi.[88]
فَلَمَّا
سَمِعَتْ
بِمَكْرِهِنَّ
اَرْسَلَتْ
اِلَيْهِنَّ
وَاَعْتَدَتْ
لَهُنَّ
مُتَّكَـٔاً
وَاٰتَتْ
كُلَّ
وَاحِدَةٍ
مِنْهُنَّ
سِكّ۪يناً
وَقَالَتِ
اخْرُجْ
عَلَيْهِنَّۚ
فَلَمَّا
رَاَيْنَهُٓ
اَكْبَرْنَهُ
وَقَطَّعْنَ
اَيْدِيَهُنَّ
وَقُلْنَ
حَاشَ
لِلّٰهِ
مَا
هٰذَا
بَشَراًۜ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
مَلَكٌ
كَر۪يمٌ
Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı; geldiklerinde her birine birer bıçak verdi. Yusuf’a: «Yanlarına çık» dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşıp ellerini kestiler ve «Allah’ı tenzih ederiz ama, bu insan değil ancak çok güzel bir melektir» dediler.[31]
مَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَسْمَٓاءً
سَمَّيْتُمُوهَٓا
اَنْتُمْ
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
بِهَا
مِنْ
سُلْطَانٍۜ
اِنِ
الْحُكْمُ
اِلَّا
لِلّٰهِۜ
اَمَرَ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّٓا
اِيَّاهُۜ
ذٰلِكَ
الدّ۪ينُ
الْقَيِّمُ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
«Allah’ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah’a aittir; kendisinden başkasına değil, O’na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler».[40]
وَقَالَ
يَا بَنِيَّ
لَا
تَدْخُلُوا
مِنْ
بَابٍ
وَاحِدٍ
وَادْخُلُوا
مِنْ
اَبْوَابٍ
مُتَفَرِّقَةٍۜ
وَمَٓا
اُغْن۪ي
عَنْكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
اِنِ
الْحُكْمُ
اِلَّا
لِلّٰهِۜ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُۚ
وَعَلَيْهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُتَوَكِّلُونَ
Babaları: «Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah’ındır, O’na güvendim, güvenenler de O’na güvensinler» dedi.[67]
وَمَا
تَسْـَٔلُهُمْ
عَلَيْهِ
مِنْ
اَجْرٍۜ
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
ذِكْرٌ
لِلْعَالَم۪ينَ۟
Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür.[104]
قَالَتْ
رُسُلُهُمْ
اَفِي
اللّٰهِ
شَكٌّ
فَاطِرِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَدْعُوكُمْ
لِيَغْفِرَ
لَكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرَكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
قَالُٓوا
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۜ
تُر۪يدُونَ
اَنْ
تَصُدُّونَا
عَمَّا
كَانَ
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬نَا
فَأْتُونَا
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍ
Onların peygamberleri: «Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz?» dediler. Onlar da: «Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz» dediler.[10]
قَالَتْ
لَهُمْ
رُسُلُهُمْ
اِنْ
نَحْنُ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُكُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَمُنُّ
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَمَا
كَانَ
لَـنَٓا
اَنْ
نَأْتِيَكُمْ
بِسُلْطَانٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ
Peygamberleri onlara şöyle dedi: «Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah’ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. İnananlar sadece Allah’a güvensin.»[11]
وَاِنْ
مِنْ
شَيْءٍ
اِلَّا
عِنْدَنَا
خَزَٓائِنُهُۘ
وَمَا
نُنَزِّلُـهُٓ
اِلَّا
بِقَدَرٍ
مَعْلُومٍ
Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.[21]
تُسَبِّحُ
لَهُ
السَّمٰوَاتُ
السَّبْعُ
وَالْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهِنَّۜ
وَاِنْ
مِنْ
شَيْءٍ
اِلَّا
يُسَبِّحُ
بِحَمْدِه۪
وَلٰكِنْ
لَا
تَفْقَهُونَ
تَسْب۪يحَهُمْۜ
اِنَّهُ
كَانَ
حَل۪يماً
غَفُوراً
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan’dır.[44]
نَحْنُ
اَعْلَمُ
بِمَا
يَسْتَمِعُونَ
بِه۪ٓ
اِذْ
يَسْتَمِعُونَ
اِلَيْكَ
وَاِذْ
هُمْ
نَجْوٰٓى
اِذْ
يَقُولُ
الظَّالِمُونَ
اِنْ
تَتَّبِعُونَ
اِلَّا
رَجُلاً
مَسْحُوراً
Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: «Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz» dediklerini Biz çok iyi biliriz.[47]
يَوْمَ
يَدْعُوكُمْ
فَتَسْتَج۪يبُونَ
بِحَمْدِه۪
وَتَظُنُّونَ
اِنْ
لَبِثْتُمْ
اِلَّا
قَل۪يلاً۟
Sizi çağırdığı gün, O’na hamdederek davetine uyarsınız ve kabirlerinizde pek az bir müddet kaldığınızı sanırsınız.[52]
Yükleniyor...