Kelime Haritası
ب
1.898ayette
2.544kez geçiyor
103/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet
Alak 1
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1898 ayet
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
هَدَى
اللّٰهُ
فَبِهُدٰيهُمُ
اقْتَدِهْۜ
قُلْ
لَٓا
اَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
اَجْراًۜ
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْعَالَم۪ينَ۟
İşte bunlar Allah’ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, «Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır» de.[90]
وَمَا
قَدَرُوا
اللّٰهَ
حَقَّ
قَدْرِه۪ٓ
اِذْ
قَالُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
عَلٰى
بَشَرٍ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
مَنْ
اَنْزَلَ
الْكِتَابَ
الَّذ۪ي
جَٓاءَ
بِه۪
مُوسٰى
نُوراً
وَهُدًى
لِلنَّاسِ
تَجْعَلُونَهُ
قَرَاط۪يسَ
تُبْدُونَهَا
وَتُخْفُونَ
كَث۪يراًۚ
وَعُلِّمْتُمْ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُٓوا
اَنْتُمْ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬كُمْۜ
قُلِ
اللّٰهُۙ
ثُمَّ
ذَرْهُمْ
ف۪ي
خَوْضِهِمْ
يَلْعَبُونَ
«Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir» demekle Allah’ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: «Musa’nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap’ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir.» «Allah» de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.[91]
وَهٰذَا
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
مُبَارَكٌ
مُصَدِّقُ
الَّذ۪ي
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَلِتُنْذِرَ
اُمَّ
الْقُرٰى
وَمَنْ
حَوْلَهَاۜ
وَالَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
يُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَهُمْ
عَلٰى
صَلَاتِهِمْ
يُحَافِظُونَ
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap’dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.[92]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
قَالَ
اُو۫حِيَ
اِلَيَّ
وَلَمْ
يُوحَ
اِلَيْهِ
شَيْءٌ
وَمَنْ
قَالَ
سَاُنْزِلُ
مِثْلَ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذِ
الظَّالِمُونَ
ف۪ي
غَمَرَاتِ
الْمَوْتِ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
بَاسِطُٓوا
اَيْد۪يهِمْۚ
اَخْرِجُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
اَلْيَوْمَ
تُجْزَوْنَ
عَذَابَ
الْهُونِ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
وَكُنْتُمْ
عَنْ
اٰيَاتِه۪
تَسْتَكْبِرُونَ
Allah’a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken «Bana vahyolundu, Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim» diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, «Canlarınızı verin, bugün Allah’a karşı haksız yere söylediklerinizden, O’nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız» derken bir görsen![93]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
النُّجُومَ
لِتَهْتَدُوا
بِهَا
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِۜ
قَدْ
فَصَّلْنَا
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.[97]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
نَبَاتَ
كُلِّ
شَيْءٍ
فَاَخْرَجْنَا
مِنْهُ
خَضِراً
نُخْرِجُ
مِنْهُ
حَباًّ
مُتَرَاكِباًۚ
وَمِنَ
النَّخْلِ
مِنْ
طَلْعِهَا
قِنْوَانٌ
دَانِيَةٌ
وَجَنَّاتٍ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَالزَّيْتُونَ
وَالرُّمَّانَ
مُشْتَبِهاً
وَغَيْرَ
مُتَشَابِهٍۜ
اُنْظُـرُٓوا
اِلٰى
ثَمَرِه۪ٓ
اِذَٓا
اَثْمَرَ
وَيَنْعِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكُمْ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.[99]
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَ
الْجِنَّ
وَخَلَقَهُمْ
وَخَرَقُوا
لَهُ
بَن۪ينَ
وَبَنَاتٍ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يَصِفُونَ۟
Cinleri O yaratmışken kafirler Allah’a ortak koştular. Körü körüne O’na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.[100]
بَد۪يعُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
اَنّٰى
يَكُونُ
لَهُ
وَلَدٌ
وَلَمْ
تَكُنْ
لَهُ
صَاحِبَةٌۜ
وَخَلَقَ
كُلَّ
شَيْءٍۚ
وَهُوَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl çocuğu olabilir? Oysa her şeyi O yaratmıştır, her şeyi bilir.[101]
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
بَصَٓائِرُ
مِنْ
رَبِّكُمْۚ
فَمَنْ
اَبْصَرَ
فَلِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
عَمِيَ
فَعَلَيْهَاۜ
وَمَٓا
اَنَا۬
عَلَيْكُمْ
بِحَف۪يظٍ
Doğrusu size Rabbiniz’den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.[104]
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَٓا
اَشْرَكُواۜ
وَمَا
جَعَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
حَف۪يظاًۚ
وَمَٓا
اَنْتَ
عَلَيْهِمْ
بِوَك۪يلٍ
Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.[107]
وَلَا
تَسُبُّوا
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
فَيَسُبُّوا
اللّٰهَ
عَدْواً
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
كَذٰلِكَ
زَيَّنَّا
لِكُلِّ
اُمَّةٍ
عَمَلَهُمْ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّهِمْ
مَرْجِعُهُمْ
فَيُنَبِّئُهُمْ
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Allah’tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah’a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O, işlediklerini haber verir.[108]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
جَٓاءَتْهُمْ
اٰيَةٌ
لَيُؤْمِنُنَّ
بِهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
الْاٰيَاتُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَمَا
يُشْعِرُكُمْۙ
اَنَّـهَٓا
اِذَا
جَٓاءَتْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. De ki: «Mucizeler, ancak Allah katındadır»; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz?[109]
وَنُقَلِّبُ
اَفْـِٔدَتَهُمْ
وَاَبْصَارَهُمْ
كَمَا
لَمْ
يُؤْمِنُوا
بِه۪ٓ
اَوَّلَ
مَرَّةٍ
وَنَذَرُهُمْ
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ۟
Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.[110]
وَلِتَصْغٰٓى
اِلَيْهِ
اَفْـِٔدَةُ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
وَلِيَرْضَوْهُ
وَلِيَقْتَرِفُوا
مَا
هُمْ
مُقْتَرِفُونَ
Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;[112-113]
اَفَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْتَغ۪ي
حَكَماً
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
اِلَيْكُمُ
الْكِتَابَ
مُفَصَّلاًۜ
وَالَّذ۪ينَ
اٰتَيْنَاهُمُ
الْكِتَابَ
يَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
مُنَزَّلٌ
مِنْ
رَبِّكَ
بِالْحَقِّ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَ
«Allah size Kitap’ı açık açık indirmişken O’ndan başka bir hakem mi isteyeyim?» Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma![114]
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
اَعْلَمُ
مَنْ
يَضِلُّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪ۚ
وَهُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُهْتَد۪ينَ
Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir.[117]
فَكُلُوا
مِمَّا
ذُكِرَ
اسْمُ
اللّٰهِ
عَلَيْهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
بِاٰيَاتِه۪
مُؤْمِن۪ينَ
Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah’ın adı anılmış olan şeyden yiyin.[118]
وَمَا
لَكُمْ
اَلَّا
تَأْكُلُوا
مِمَّا
ذُكِرَ
اسْمُ
اللّٰهِ
عَلَيْهِ
وَقَدْ
فَصَّلَ
لَكُمْ
مَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمْ
اِلَّا
مَا
اضْطُرِرْتُمْ
اِلَيْهِۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
لَيُضِلُّونَ
بِاَهْوَٓائِهِمْ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُعْتَد۪ينَ
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir.[119]
وَذَرُوا
ظَاهِرَ
الْاِثْمِ
وَبَاطِنَهُۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَكْسِبُونَ
الْاِثْمَ
سَيُجْزَوْنَ
بِمَا
كَانُوا
يَقْتَرِفُونَ
Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.[120]
اَوَمَنْ
كَانَ
مَيْتاً
فَاَحْيَيْنَاهُ
وَجَعَلْنَا
لَهُ
نُوراً
يَمْش۪ي
بِه۪
فِي
النَّاسِ
كَمَنْ
مَثَلُهُ
فِي
الظُّلُمَاتِ
لَيْسَ
بِخَارِجٍ
مِنْهَاۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْكَافِر۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.[122]
Yükleniyor...