Kelime Haritası
على
1.177ayette
1.445kez geçiyor
93/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet
Alak 11
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1177 ayet
وَيَوْمَ
نَبْعَثُ
ف۪ي
كُلِّ
اُمَّةٍ
شَه۪يداً
عَلَيْهِمْ
مِنْ
اَنْفُسِهِمْ
وَجِئْنَا
بِكَ
شَه۪يداً
عَلٰى
هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ
وَنَزَّلْنَا
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
تِبْيَاناً
لِكُلِّ
شَيْءٍ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
وَبُشْرٰى
لِلْمُسْلِم۪ينَ۟
O gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran’ı indirdik.[89]
وَاَوْفُوا
بِعَهْدِ
اللّٰهِ
اِذَا
عَاهَدْتُمْ
وَلَا
تَنْقُضُوا
الْاَيْمَانَ
بَعْدَ
تَوْك۪يدِهَا
وَقَدْ
جَعَلْتُمُ
اللّٰهَ
عَلَيْكُمْ
كَف۪يلاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
تَفْعَلُونَ
Ahitleştiğiniz zaman Allah’ın ahdini yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak sağlama bağladığınız yeminleri bozmayın. Allah yaptıklarınızı şüphesiz bilir.[91]
اِنَّهُ
لَيْسَ
لَهُ
سُلْطَانٌ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَلٰى
رَبِّهِمْ
يَتَوَكَّلُونَ
Doğrusu şeytanın, inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur.[99]
اِنَّمَا
سُلْطَانُهُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
يَتَوَلَّوْنَهُ
وَالَّذ۪ينَ
هُمْ
بِه۪
مُشْرِكُونَ۟
O’nun nüfuzu sadece, O’nu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.[100]
مَنْ
كَفَرَ
بِاللّٰهِ
مِنْ
بَعْدِ
ا۪يمَانِه۪ٓ
اِلَّا
مَنْ
اُكْرِهَ
وَقَلْبُهُ
مُطْمَئِنٌّ
بِالْا۪يمَانِ
وَلٰكِنْ
مَنْ
شَرَحَ
بِالْكُفْرِ
صَدْراً
فَعَلَيْهِمْ
غَضَبٌ
مِنَ
اللّٰهِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌ
Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.[106]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمُ
اسْتَحَبُّوا
الْحَيٰوةَ
الدُّنْيَا
عَلَى
الْاٰخِرَةِۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْكَافِر۪ينَ
Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın da, inkarcı milleti doğru yola eriştirmemesinden ötürü böyledir.[107]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
طَبَعَ
اللّٰهُ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
وَسَمْعِهِمْ
وَاَبْصَارِهِمْۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْغَافِلُونَ
İşte Allah’ın kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Gafiller de işte bunlardır.[108]
اِنَّمَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمُ
الْمَيْتَةَ
وَالدَّمَ
وَلَحْمَ
الْخِنْز۪يرِ
وَمَٓا
اُهِلَّ
لِغَيْرِ
اللّٰهِ
بِه۪ۚ
فَمَنِ
اضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍ
وَلَا
عَادٍ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilenleri haram etmiştir. Darda kalan, aşırı gitmemek ve başkasının hakkına el uzatmamak şartiyle bunun dışındadır. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.[115]
وَلَا
تَقُولُوا
لِمَا
تَصِفُ
اَلْسِنَتُكُمُ
الْكَذِبَ
هٰذَا
حَلَالٌ
وَهٰذَا
حَرَامٌ
لِتَفْتَرُوا
عَلَى
اللّٰهِ
الْكَذِبَۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَفْتَرُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
الْكَذِبَ
لَا
يُفْلِحُونَۜ
Diliniz yalana alışmış olduğu için, «şu haram, bu helaldir» demeyin, zira Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise, saadete şüphesiz erişemezler.[116]
وَعَلَى
الَّذ۪ينَ
هَادُوا
حَرَّمْنَا
مَا
قَصَصْنَا
عَلَيْكَ
مِنْ
قَبْلُۚ
وَمَا
ظَلَمْنَاهُمْ
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık; biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmediyorlardı.[118]
اِنَّمَا
جُعِلَ
السَّبْتُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِۜ
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَيَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Cumartesi ibadeti, ancak o gün üzerinde çekişenlere farz kılındı. Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü aralarında hükmedecektir.[124]
وَاصْبِرْ
وَمَا
صَبْرُكَ
اِلَّا
بِاللّٰهِ
وَلَا
تَحْزَنْ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
تَكُ
ف۪ي
ضَيْقٍ
مِمَّا
يَمْكُرُونَ
Sabret, senin sabrın ancak Allah’ın yardımıyladır; onlara üzülme, kurdukları düzenlerden de endişe etme.[127]
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
اُو۫لٰيهُمَا
بَعَثْنَا
عَلَيْكُمْ
عِبَاداً
لَنَٓا
اُو۬ل۪ي
بَأْسٍ
شَد۪يدٍ
فَجَاسُوا
خِلَالَ
الدِّيَارِۜ
وَكَانَ
وَعْداً
مَفْعُولاً
«Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.»[5]
ثُمَّ
رَدَدْنَا
لَكُمُ
الْكَرَّةَ
عَلَيْهِمْ
وَاَمْدَدْنَاكُمْ
بِاَمْوَالٍ
وَبَن۪ينَ
وَجَعَلْنَاكُمْ
اَكْثَرَ
نَف۪يراً
«Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız.»[6]
اِقْرَأْ
كِتَابَكَۜ
كَفٰى
بِنَفْسِكَ
الْيَوْمَ
عَلَيْكَ
حَس۪يباًۜ
«Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.»[14]
مَنِ
اهْتَدٰى
فَاِنَّمَا
يَهْتَد۪ي
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
ضَلَّ
فَاِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَاۜ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۜ
وَمَا
كُنَّا
مُعَذِّب۪ينَ
حَتّٰى
نَبْعَثَ
رَسُولاً
Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azabetmeyiz.[15]
وَاِذَٓا
اَرَدْنَٓا
اَنْ
نُهْلِكَ
قَرْيَةً
اَمَرْنَا
مُتْرَف۪يهَا
فَفَسَقُوا
ف۪يهَا
فَحَقَّ
عَلَيْهَا
الْقَوْلُ
فَدَمَّرْنَاهَا
تَدْم۪يراً
Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.[16]
اُنْظُرْ
كَيْفَ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۜ
وَلَلْاٰخِرَةُ
اَكْبَرُ
دَرَجَاتٍ
وَاَكْبَرُ
تَفْض۪يلاً
Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.[21]
وَجَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِذَا
ذَكَرْتَ
رَبَّكَ
فِي
الْقُرْاٰنِ
وَحْدَهُ
وَلَّوْا
عَلٰٓى
اَدْبَارِهِمْ
نُفُوراً
Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran’da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler.[46]
رَبُّكُمْ
اَعْلَمُ
بِكُمْۜ
اِنْ
يَشَأْ
يَرْحَمْكُمْ
اَوْ
اِنْ
يَشَأْ
يُعَذِّبْكُمْۜ
وَمَٓا
اَرْسَلْنَاكَ
عَلَيْهِمْ
وَك۪يلاً
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.[54]
Yükleniyor...