Kelime Haritası
فى
1.364ayette
1.701kez geçiyor
97/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet
Kalem 37
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1364 ayet
وَالَّت۪ٓي
اَحْصَنَتْ
فَرْجَهَا
فَنَفَخْنَا
ف۪يهَا
مِنْ
رُوحِنَا
وَجَعَلْنَاهَا
وَابْنَهَٓا
اٰيَةً
لِلْعَالَم۪ينَ
Mahrem yerini koruyan Meryem’e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.[91]
وَاقْتَرَبَ
الْوَعْدُ
الْحَقُّ
فَاِذَا
هِيَ
شَاخِصَةٌ
اَبْصَارُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
يَا وَيْلَنَا
قَدْ
كُنَّا
ف۪ي
غَفْلَةٍ
مِنْ
هٰذَا
بَلْ
كُنَّا
ظَالِم۪ينَ
Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: «Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik» derler.[97]
لَوْ
كَانَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
اٰلِهَةً
مَا
وَرَدُوهَاۜ
وَكُلٌّ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır.[99]
لَهُمْ
ف۪يهَا
زَف۪يرٌ
وَهُمْ
ف۪يهَا
لَا
يَسْمَعُونَ
Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.[100]
لَا
يَسْمَعُونَ
حَس۪يسَهَاۚ
وَهُمْ
ف۪ي
مَا
اشْتَهَتْ
اَنْفُسُهُمْ
خَالِدُونَۚ
Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.[102]
وَلَقَدْ
كَتَبْنَا
فِي
الزَّبُورِ
مِنْ
بَعْدِ
الذِّكْرِ
اَنَّ
الْاَرْضَ
يَرِثُهَا
عِبَادِيَ
الصَّالِحُونَ
And olsun ki, Tevrat’tan sonra Zebur’da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.[105]
اِنَّ
ف۪ي
هٰذَا
لَبَلَاغاً
لِقَوْمٍ
عَابِد۪ينَۜ
Doğrusu bu Kuran’da, kulluk eden kimselere bildiri vardır.[106]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يُجَادِلُ
فِي
اللّٰهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَيَتَّبِعُ
كُلَّ
شَيْطَانٍ
مَر۪يدٍۙ
Allah hakkında bilmeden taşıyan ve her azılı şeytana uyan insanlar vardır.[3]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
رَيْبٍ
مِنَ
الْبَعْثِ
فَاِنَّا
خَلَقْنَاكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِنْ
نُطْفَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
مُضْغَةٍ
مُخَلَّقَةٍ
وَغَيْرِ
مُخَلَّقَةٍ
لِنُبَيِّنَ
لَكُمْۜ
وَنُقِرُّ
فِي
الْاَرْحَامِ
مَا
نَشَٓاءُ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
ثُمَّ
نُخْرِجُكُمْ
طِفْلاً
ثُمَّ
لِتَبْلُغُٓوا
اَشُدَّكُمْۚ
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُتَوَفّٰى
وَمِنْكُمْ
مَنْ
يُرَدُّ
اِلٰٓى
اَرْذَلِ
الْعُمُرِ
لِكَيْلَا
يَعْلَمَ
مِنْ
بَعْدِ
عِلْمٍ
شَيْـٔاًۜ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
هَامِدَةً
فَاِذَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْهَا
الْمَٓاءَ
اهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
وَاَنْبَتَتْ
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, ne olduğunuzu size açıklamak için, Biz sizi topraktan sonra nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra da yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkartırız, böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken birşey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır, her güzel bitkiden çift çift yetiştirir.[5]
وَاَنَّ
السَّاعَةَ
اٰتِيَةٌ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهَاۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
يَبْعَثُ
مَنْ
فِي
الْقُبُورِ
Bunlar, yalnız Allah’ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah’ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.[6-7]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يُجَادِلُ
فِي
اللّٰهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَلَا
هُدًى
وَلَا
كِتَابٍ
مُن۪يرٍۙ
Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.[8-9]
ثَانِيَ
عِطْفِه۪
لِيُضِلَّ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
لَهُ
فِي
الدُّنْيَا
خِزْيٌ
وَنُذ۪يقُهُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ
Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.[8-9]
مَنْ
كَانَ
يَظُنُّ
اَنْ
لَنْ
يَنْصُرَهُ
اللّٰهُ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِ
فَلْيَمْدُدْ
بِسَبَبٍ
اِلَى
السَّمَٓاءِ
ثُمَّ
لْيَقْطَعْ
فَلْيَنْظُرْ
هَلْ
يُذْهِبَنَّ
كَيْدُهُ
مَا
يَغ۪يظُ
Allah’ın peygamber’e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?[15]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يَسْجُدُ
لَهُ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
وَالشَّمْسُ
وَالْقَمَرُ
وَالنُّجُومُ
وَالْجِبَالُ
وَالشَّجَرُ
وَالدَّوَٓابُّ
وَكَث۪يرٌ
مِنَ
النَّاسِۜ
وَكَث۪يرٌ
حَقَّ
عَلَيْهِ
الْعَذَابُۜ
وَمَنْ
يُهِنِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
مُكْرِمٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يَشَٓاءُ ۩
Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? İnsanların birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah’ın alçalttığı kimseyi yükseltebilecek yoktur. Doğrusu Allah ne dilerse yapar.[18]
هٰذَانِ
خَصْمَانِ
اخْتَصَمُوا
ف۪ي
رَبِّهِمْۘ
فَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
قُطِّعَتْ
لَهُمْ
ثِيَابٌ
مِنْ
نَارٍۜ
يُصَبُّ
مِنْ
فَوْقِ
رُؤُ۫سِهِمُ
الْحَم۪يمُۚ
İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O’nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.[19-21]
يُصْهَرُ
بِه۪
مَا
ف۪ي
بُطُونِهِمْ
وَالْجُلُودُۜ
İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O’nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.[19-21]
كُلَّمَٓا
اَرَادُٓوا
اَنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَا
مِنْ
غَمٍّ
اُع۪يدُوا
ف۪يهَا
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ۟
Orada, uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler her defasında oraya geri çevrilirler: «Yakıcı azabı tadın» denir.[22]
اِنَّ
اللّٰهَ
يُدْخِلُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
يُحَلَّوْنَ
ف۪يهَا
مِنْ
اَسَاوِرَ
مِنْ
ذَهَبٍ
وَلُؤْلُؤً۬اۜ
وَلِبَاسُهُمْ
ف۪يهَا
حَر۪يرٌ
Doğrusu Allah, inanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.[23]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَيَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
وَالْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
الَّذ۪ي
جَعَلْنَاهُ
لِلنَّاسِ
سَوَٓاءًۨ
الْعَاكِفُ
ف۪يهِ
وَالْبَادِۜ
وَمَنْ
يُرِدْ
ف۪يهِ
بِـاِلْحَادٍ
بِظُـلْمٍ
نُذِقْهُ
مِنْ
عَذَابٍ
اَل۪يمٍ۟
Doğrusu inkar edenleri, Allah’ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eşit kılınan Mescidi Haram’dan alıkoyanları ve orada zulm ile yanlış yola saptırmak isteyeni, can yakıcı bir azaba uğratırız.[25]
وَاَذِّنْ
فِي
النَّاسِ
بِالْحَجِّ
يَأْتُوكَ
رِجَالاً
وَعَلٰى
كُلِّ
ضَامِرٍ
يَأْت۪ينَ
مِنْ
كُلِّ
فَجٍّ
عَم۪يقٍۙ
İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler.[27]
Yükleniyor...