Kelime Haritası

ف

İşlevleri

Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.

Harfi İstinafiye: Yeni cümle başlatan ve / fe

1.542ayette
1.891kez geçiyor
98/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet Alak 17

Kalıplaşmış ifadeler

Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 1 kez (binde 13.9) 2. inen: Kalem — 11 kez (binde 36.7) 3. inen: Müzzemmil — 5 kez (binde 25.1) 4. inen: Müddessir — 4 kez (binde 15.7) 5. inen: Fâtiha — 0 kez (binde 0) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 2 kez (binde 19.2) 8. inen: A’lâ — 2 kez (binde 27.8) 9. inen: Leyl — 2 kez (binde 28.2) 10. inen: Fecr — 2 kez (binde 14.6) 11. inen: Duhâ — 2 kez (binde 50) 12. inen: İnşirâh — 1 kez (binde 37) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 0 kez (binde 0) 15. inen: Kevser — 1 kez (binde 100) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 1 kez (binde 40) 18. inen: Kâfirûn — 0 kez (binde 0) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 9 kez (binde 25) 24. inen: Abese — 3 kez (binde 22.6) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 2 kez (binde 37) 27. inen: Bürûc — 1 kez (binde 9.2) 28. inen: Tîn — 2 kez (binde 58.8) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 1 kez (binde 27.8) 31. inen: Kıyâme — 2 kez (binde 12.2) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 3 kez (binde 16.6) 34. inen: Kâf — 11 kez (binde 29.5) 35. inen: Beled — 1 kez (binde 12.2) 36. inen: Târık — 1 kez (binde 16.4) 37. inen: Kamer — 23 kez (binde 67.3) 38. inen: Sâd — 23 kez (binde 31.4) 39. inen: A’râf — 78 kez (binde 23.5) 40. inen: Cin — 7 kez (binde 24.5) 41. inen: Yâsîn — 22 kez (binde 30.3) 42. inen: Furkân — 14 kez (binde 15.7) 43. inen: Fâtır — 22 kez (binde 28.4) 44. inen: Meryem — 26 kez (binde 27.1) 45. inen: Tâ-Hâ — 62 kez (binde 46.4) 46. inen: Vâkı’a — 16 kez (binde 42.2) 47. inen: Şu’arâ — 54 kez (binde 41) 48. inen: Neml — 29 kez (binde 25.2) 49. inen: Kasas — 49 kez (binde 34.3) 50. inen: İsrâ — 40 kez (binde 25.7) 51. inen: Yûnus — 59 kez (binde 32.2) 52. inen: Hûd — 46 kez (binde 24) 53. inen: Yûsuf — 43 kez (binde 24.2) 54. inen: Hicr — 23 kez (binde 35.1) 55. inen: En’âm — 34 kez (binde 11.1) 56. inen: Sâffât — 40 kez (binde 46.5) 57. inen: Lokman — 13 kez (binde 23.8) 58. inen: Sebe’ — 16 kez (binde 18.1) 59. inen: Zümer — 29 kez (binde 24.8) 60. inen: Mü’min — 37 kez (binde 30.4) 61. inen: Fussilet — 31 kez (binde 39) 62. inen: Şûrâ — 18 kez (binde 20.9) 63. inen: Zuhruf — 26 kez (binde 31.3) 64. inen: Duhân — 7 kez (binde 20.2) 65. inen: Câsiye — 11 kez (binde 22.5) 66. inen: Ahkâf — 15 kez (binde 23.3) 67. inen: Zâriyât — 20 kez (binde 55.6) 68. inen: Gâşiye — 2 kez (binde 21.7) 69. inen: Kehf — 54 kez (binde 34.3) 70. inen: Nahl — 46 kez (binde 24.9) 71. inen: Nûh — 1 kez (binde 4.4) 72. inen: İbrahim — 19 kez (binde 22.9) 73. inen: Enbiyâ — 35 kez (binde 30) 74. inen: Mü’minûn — 45 kez (binde 42.9) 75. inen: Secde — 7 kez (binde 18.8) 76. inen: Tûr — 14 kez (binde 44.9) 77. inen: Mülk — 8 kez (binde 24) 78. inen: Hâkka — 14 kez (binde 54.3) 79. inen: Me’âric — 5 kez (binde 23) 80. inen: Nebe’ — 2 kez (binde 11.6) 81. inen: Nâzi’ât — 6 kez (binde 33.5) 82. inen: İnfitâr — 0 kez (binde 0) 83. inen: İnşikâk — 3 kez (binde 28) 84. inen: Rûm — 26 kez (binde 31.8) 85. inen: Ankebût — 20 kez (binde 20.5) 86. inen: Mutaffifîn — 2 kez (binde 11.8) 87. inen: Bakara — 128 kez (binde 20.9) 88. inen: Enfâl — 13 kez (binde 10.5) 89. inen: Âl-i İmrân — 54 kez (binde 15.5) 90. inen: Ahzâb — 22 kez (binde 17.1) 91. inen: Mümtehine — 1 kez (binde 2.9) 92. inen: Nisâ — 65 kez (binde 17.4) 93. inen: Zilzâl — 1 kez (binde 27.8) 94. inen: Hadîd — 6 kez (binde 10.5) 95. inen: Muhammed — 24 kez (binde 44.5) 96. inen: Ra’d — 10 kez (binde 11.7) 97. inen: Rahmân — 34 kez (binde 96.9) 98. inen: İnsan — 3 kez (binde 12.3) 99. inen: Talâk — 2 kez (binde 7) 100. inen: Beyyine — 0 kez (binde 0) 101. inen: Haşr — 3 kez (binde 6.7) 102. inen: Nûr — 28 kez (binde 21.3) 103. inen: Hac — 29 kez (binde 22.8) 104. inen: Münâfikûn — 1 kez (binde 5.6) 105. inen: Mücâdele — 18 kez (binde 38.1) 106. inen: Hucurât — 10 kez (binde 28.8) 107. inen: Tahrîm — 3 kez (binde 12) 108. inen: Teğâbun — 5 kez (binde 20.7) 109. inen: Saff — 3 kez (binde 13.6) 110. inen: Cum’a — 2 kez (binde 11.4) 111. inen: Fetih — 13 kez (binde 23.2) 112. inen: Mâide — 36 kez (binde 12.8) 113. inen: Tevbe — 65 kez (binde 26) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

1542 ayet

هُوَ الْحَيُّ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَادْعُوهُ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۜ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
O diridir, O’ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O’na has kılarak O’na yalvarın. Övgü, Alemlerin Rabbi Allah içindir.[65]
هُوَ الَّذ۪ي يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۚ فَاِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ۟
Dirilten, öldüren O’dur. Bir şeye karar verirse «Ol» der, o da oluverir.[68]
اَلَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِالْكِتَابِ وَبِمَٓا اَرْسَلْنَا بِه۪ رُسُلَنَا۠ۛ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَۙ
Kitap’ı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir.[70]
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّۚ فَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
Sabret; şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.[77]
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلاً مِنْ قَبْلِكَ مِنْهُمْ مَنْ قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُمْ مَنْ لَمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَۜ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ اَنْ يَأْتِيَ بِاٰيَةٍ اِلَّا بِـاِذْنِ اللّٰهِۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَمْرُ اللّٰهِ قُضِيَ بِالْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْمُبْطِلُونَ۟
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah’ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.[78]
وَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ۗ فَاَيَّ اٰيَاتِ اللّٰهِ تُنْكِرُونَ
Allah size delillerini gösteriyor. Allah’ın delillerinden hangisini inkar edersiniz?[81]
اَفَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَاراً فِي الْاَرْضِ فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.[82]
فَلَمَّا جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِنْدَهُمْ مِنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.[83]
فَلَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَا قَالُٓوا اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِه۪ مُشْرِك۪ينَ
Şiddetli azabımızı gördüklerinde: «Yalnız Allah’a inandık; O’na koştuğumuz eşleri inkar ettik» dediler.[84]
فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ ا۪يمَانُهُمْ لَمَّا رَاَوْا بَأْسَنَاۜ سُنَّتَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ ف۪ي عِبَادِه۪ۚ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ
Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.[85]
بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۚ فَاَعْرَضَ اَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: «Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız» derler.[2-5]
وَقَالُوا قُلُوبُنَا ف۪ٓي اَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَٓا اِلَيْهِ وَف۪ٓي اٰذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ اِنَّـنَا عَامِلُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: «Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız» derler.[2-5]
قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ بَشَرٌ مِثْلُكُمْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اَنَّـمَٓا اِلٰهُـكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَاسْتَق۪يمُٓوا اِلَيْهِ وَاسْتَغْفِرُوهُۜ وَوَيْلٌ لِلْمُشْرِك۪ينَۙ
Onlara söyle: «Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O’na yönelin, O’ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara!»[6]
فَقَضٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ ف۪ي يَوْمَيْنِ وَاَوْحٰى ف۪ي كُلِّ سَمَٓاءٍ اَمْرَهَاۜ وَزَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَۗ وَحِفْظاًۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِ
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah’ın kanunudur.[12]
فَاِنْ اَعْرَضُوا فَقُلْ اَنْذَرْتُكُمْ صَاعِقَةً مِثْلَ صَاعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَۜ
Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: «İşte sizi, Ad ve Semud’un başına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım.»[13]
اِذْ جَٓاءَتْهُمُ الرُّسُلُ مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّا اللّٰهَۜ قَالُوا لَوْ شَٓاءَ رَبُّنَا لَاَنْزَلَ مَلٰٓئِكَةً فَاِنَّا بِمَٓا اُرْسِلْتُمْ بِه۪ كَافِرُونَ
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: «Allah’tan başkasına kulluk etmeyin» diyen peygamberler gelmişti: «Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz» demişlerdi.[14]
فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًۜ اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, «Bizden daha kuvvetli kim vardır?» demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.[15]
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً صَرْصَراً ف۪ٓي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذ۪يقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ
Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.[16]
وَاَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمٰى عَلَى الْهُدٰى فَاَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَۚ
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.[17]
وَيَوْمَ يُحْشَرُ اَعْدَٓاءُ اللّٰهِ اِلَى النَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
Allah’ın düşmanları o gün cehenneme sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.[19]
Yükleniyor...