Kelime Haritası
ف
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 3.001
Harfi İstinafiye 1.891
Harfi Atıf 517
Harfi Vakıa fi Cevabi Şart 350
Harfi Zaid 155
Harfi Sebebiyye 88
Harfi İstinafiye: Yeni cümle başlatan ve / fe
1.542ayette
1.891kez geçiyor
98/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet
Alak 17
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1542 ayet
اِتَّخَذُٓوا
اَيْمَانَهُمْ
جُنَّةً
فَصَدُّوا
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
فَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.[16]
يَوْمَ
يَبْعَثُهُمُ
اللّٰهُ
جَم۪يعاً
فَيَحْلِفُونَ
لَهُ
كَمَا
يَحْلِفُونَ
لَكُمْ
وَيَحْسَبُونَ
اَنَّهُمْ
عَلٰى
شَيْءٍۜ
اَلَٓا
اِنَّهُمْ
هُمُ
الْكَاذِبُونَ
Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O’na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar.[18]
اِسْتَحْوَذَ
عَلَيْهِمُ
الشَّيْطَانُ
فَاَنْسٰيهُمْ
ذِكْرَ
اللّٰهِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
حِزْبُ
الشَّيْطَانِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
حِزْبَ
الشَّيْطَانِ
هُمُ
الْخَاسِرُونَ
Şeytan onların başlarına dikilip Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar.[19]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَخْرَجَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
مِنْ
دِيَارِهِمْ
لِاَوَّلِ
الْحَشْرِۜ
مَا
ظَنَنْتُمْ
اَنْ
يَخْرُجُوا
وَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
مَانِعَتُهُمْ
حُصُونُهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
فَاَتٰيهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
حَيْثُ
لَمْ
يَحْتَسِبُوا
وَقَذَفَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمُ
الرُّعْبَ
يُخْرِبُونَ
بُيُوتَهُمْ
بِاَيْد۪يهِمْ
وَاَيْدِي
الْمُؤْمِن۪ينَ
فَاعْتَبِرُوا
يَٓا اُو۬لِي
الْاَبْصَارِ
Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.[2]
كَمَثَلِ
الشَّيْطَانِ
اِذْ
قَالَ
لِلْاِنْسَانِ
اكْفُرْۚ
فَلَمَّا
كَفَرَ
قَالَ
اِنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِنْكَ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اللّٰهَ
رَبَّ
الْعَالَم۪ينَ
İkiyüzlülerin durumu insana: «İnkar et!» deyip, insan da inkar edince: «Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım» diyen şeytanın durumu gibidir.[16]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
جَٓاءَكُمُ
الْمُؤْمِنَاتُ
مُهَاجِرَاتٍ
فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِهِنَّۚ
فَاِنْ
عَلِمْتُمُوهُنَّ
مُؤْمِنَاتٍ
فَلَا
تَرْجِعُوهُنَّ
اِلَى
الْكُفَّارِۜ
لَا
هُنَّ
حِلٌّ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يَحِلُّونَ
لَهُنَّۜ
وَاٰتُوهُمْ
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۜ
وَلَا
تُمْسِكُوا
بِعِصَمِ
الْكَوَافِرِ
وَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقْتُمْ
وَلْيَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
ذٰلِكُمْ
حُكْمُ
اللّٰهِۜ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah’ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim’dir.[10]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
لِمَ
تُؤْذُونَن۪ي
وَقَدْ
تَعْلَمُونَ
اَنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْۜ
فَلَمَّا
زَاغُٓوا
اَزَاغَ
اللّٰهُ
قُلُوبَهُمْۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْفَاسِق۪ينَ
Musa milletine: «Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz? Oysa, benim size gönderilmiş Allah’ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz» demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.[5]
وَاِذْ
قَالَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اِنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَـيْنَ
يَدَيَّ
مِنَ
التَّوْرٰيةِ
وَمُبَشِّراً
بِرَسُولٍ
يَأْت۪ي
مِنْ
بَعْدِي
اسْمُهُٓ
اَحْمَدُۜ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
بِالْبَـيِّنَاتِ
قَالُوا
هٰذَا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Meryem oğlu İsa: «Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat’ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah’ın size gönderilmiş bir peygamberiyim» demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: «Bu, apaçık bir sihirdir» demişlerdi.[6]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
كُونُٓوا
اَنْصَارَ
اللّٰهِ
كَمَا
قَالَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
لِلْحَوَارِيّ۪نَ
مَنْ
اَنْصَار۪ٓي
اِلَى
اللّٰهِۜ
قَالَ
الْحَوَارِيُّونَ
نَحْنُ
اَنْصَارُ
اللّٰهِ
فَاٰمَنَتْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَكَـفَرَتْ
طَٓائِفَةٌۚ
فَاَيَّدْنَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
عَلٰى
عَدُوِّهِمْ
فَاَصْبَحُوا
ظَاهِر۪ينَ
Ey inananlar! Allah’ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: «Allah’a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?» deyince, Havariler: «Allah’ın dininin yardımcıları biziz» demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler.[14]
قُلْ
اِنَّ
الْمَوْتَ
الَّذ۪ي
تَفِرُّونَ
مِنْهُ
فَاِنَّهُ
مُلَاق۪يكُمْ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ۟
De ki: «Doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra; görüleni de görülmeyeni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O size işlediklerinizi haber verecektir.»[8]
فَاِذَا
قُضِيَتِ
الصَّلٰوةُ
فَانْتَشِرُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَابْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِ
وَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
كَث۪يراً
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah’ın lütfundan rızık isteyin; Allah’ı çok anın ki saadete erişesiniz.[10]
وَاِذَا
رَاَيْتَهُمْ
تُعْجِبُكَ
اَجْسَامُهُمْۜ
وَاِنْ
يَقُولُوا
تَسْمَعْ
لِقَوْلِهِمْۜ
كَاَنَّهُمْ
خُشُبٌ
مُسَنَّدَةٌۜ
يَحْسَبُونَ
كُلَّ
صَيْحَةٍ
عَلَيْهِمْۜ
هُمُ
الْعَدُوُّ
فَاحْذَرْهُمْۜ
قَاتَلَهُمُ
اللّٰهُۘ
اَنّٰى
يُؤْفَـكُونَ
Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.[4]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
فَمِنْكُمْ
كَافِرٌ
وَمِنْكُمْ
مُؤْمِنٌۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Sizi yaratan O’dur; kiminiz inkarcı kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı gören’dir.[2]
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَالنُّورِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلْنَاۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ
Öyleyse Allah’a, Peygamberine ve indirdiğimiz nura, Kuran’a inanın; Allah işlediklerinizden haberdardır.[8]
وَاَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُوا
الرَّسُولَۚ
فَاِنْ
تَوَلَّيْتُمْ
فَاِنَّمَا
عَلٰى
رَسُولِنَا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
Allah’a itaat edin; eğer bundan yüz çevirirseniz bilin ki Peygamberimize düşen apaçık tebliğdir.[12]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَعَلَى
اللّٰهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُؤْمِنُونَ
Allah vardır, O’ndan başka tanrı yoktur. İnananlar yalnız Allah ’a güvensinler.[13]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
مَا
اسْتَطَعْتُمْ
وَاسْمَعُوا
وَاَط۪يعُوا
وَاَنْفِقُوا
خَيْراً
لِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَنْ
يُوقَ
شُحَّ
نَفْسِه۪
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Allah’a karşı gelmekten gücünüzün yettiği kadar sakının, buyruklarını dinleyin, itaat edin; kendinizin iyiliğine olarak mallarınızdan sarfedin; nefsinin tamahkarlığından korunan kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.[16]
فَاِذَا
بَلَغْنَ
اَجَلَهُنَّ
فَاَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
فَارِقُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
وَاَشْهِدُوا
ذَوَيْ
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الشَّهَادَةَ
لِلّٰهِۜ
ذٰلِكُمْ
يُوعَظُ
بِه۪
مَنْ
كَانَ
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يَجْعَلْ
لَهُ
مَخْرَجاًۙ
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allaha ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allaha güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.[2-3]
اَعَدَّ
اللّٰهُ
لَهُمْ
عَذَاباً
شَد۪يداً
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
يَٓا اُو۬لِي
الْاَلْبَابِۚۛ
اَلَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۚۛ
قَدْ
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
اِلَيْكُمْ
ذِكْراًۙ
Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Ey inanmış olan akıl sahipleri! Allah’tan sakının; Allah size Kuran’ı indirmiştir.[10]
وَاِذْ
اَسَرَّ
النَّبِيُّ
اِلٰى
بَعْضِ
اَزْوَاجِه۪
حَد۪يثاًۚ
فَلَمَّا
نَبَّاَتْ
بِه۪
وَاَظْهَرَهُ
اللّٰهُ
عَلَيْهِ
عَرَّفَ
بَعْضَهُ
وَاَعْرَضَ
عَنْ
بَعْضٍۚ
فَلَمَّا
نَبَّاَهَا
بِه۪
قَالَتْ
مَنْ
اَنْبَاَكَ
هٰذَاۜ
قَالَ
نَبَّاَنِيَ
الْعَل۪يمُ
الْخَب۪يرُ
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyi başkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: «Bunu sana kim haber verdi?» demiş, o da: «Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi» demişti.[3]
Yükleniyor...