Kelime Haritası
ف
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 3.001
Harfi İstinafiye 1.891
Harfi Atıf 517
Harfi Vakıa fi Cevabi Şart 350
Harfi Zaid 155
Harfi Sebebiyye 88
Harfi İstinafiye: Yeni cümle başlatan ve / fe
1.542ayette
1.891kez geçiyor
98/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet
Alak 17
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Âl-i İmrân suresi ✕ Süzgeci kaldır
48 ayet
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
مِنْهُ
اٰيَاتٌ
مُحْكَمَاتٌ
هُنَّ
اُمُّ
الْكِتَابِ
وَاُخَرُ
مُتَشَابِهَاتٌۜ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
زَيْغٌ
فَيَتَّبِعُونَ
مَا
تَشَابَهَ
مِنْهُ
ابْتِغَٓاءَ
الْفِتْنَةِ
وَابْتِغَٓاءَ
تَأْو۪يلِه۪ۚ
وَمَا
يَعْلَمُ
تَأْو۪يلَهُٓ
اِلَّا
اللّٰهُۢ
وَالرَّاسِخُونَ
فِي
الْعِلْمِ
يَقُولُونَ
اٰمَنَّا
بِه۪ۙ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
رَبِّنَاۚ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
اِلَّٓا
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: «Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır» derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;[7]
اَلَّذ۪ينَ
يَقُولُونَ
رَبَّنَٓا
اِنَّـنَٓا
اٰمَنَّا
فَاغْفِرْ
لَنَا
ذُنُوبَنَا
وَقِنَا
عَذَابَ
النَّارِۚ
Onlar ki, «Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru» diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.[16-17]
فَاِنْ
حَٓاجُّوكَ
فَقُلْ
اَسْلَمْتُ
وَجْهِيَ
لِلّٰهِ
وَمَنِ
اتَّـبَعَنِۜ
وَقُلْ
لِلَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
وَالْاُمِّيّ۪نَ
ءَاَسْلَمْتُمْۜ
فَاِنْ
اَسْلَمُوا
فَقَدِ
اهْتَدَوْاۚ
وَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنَّمَا
عَلَيْكَ
الْبَلَاغُۜ
وَاللّٰهُ
بَص۪يرٌ
بِالْعِبَادِ۟
Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, «Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a verdim» de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: «Siz de İslam oldunuz mu?» de, şayet İslam olurlarsa doğru yola girmişlerdir, yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını görür.[20]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَكْفُرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَيَقْتُلُونَ
النَّبِيّ۪نَ
بِغَيْرِ
حَقٍّۙ
وَيَقْتُلُونَ
الَّذ۪ينَ
يَأْمُرُونَ
بِالْقِسْطِ
مِنَ
النَّاسِۙ
فَبَشِّرْهُمْ
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍ
Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele.[21]
فَكَيْفَ
اِذَا
جَمَعْنَاهُمْ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِ
وَوُفِّيَتْ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?[25]
قُلْ
اَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَالرَّسُولَۚ
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْكَافِر۪ينَ
De ki: «Allah’a ve Peygambere itaat edin». Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez.[32]
اِذْ
قَالَتِ
امْرَاَتُ
عِمْرٰنَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
نَذَرْتُ
لَكَ
مَا
ف۪ي
بَطْن۪ي
مُحَرَّراً
فَتَقَبَّلْ
مِنّ۪يۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
İmran’ın karısı: «Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin» demişti.[35]
فَلَمَّا
وَضَعَتْهَا
قَالَتْ
رَبِّ
اِنّ۪ي
وَضَعْتُهَٓا
اُنْثٰىۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
وَضَعَتْۜ
وَلَيْسَ
الذَّكَرُ
كَالْاُنْثٰىۚ
وَاِنّ۪ي
سَمَّيْتُهَا
مَرْيَمَ
وَاِنّ۪ٓي
اُع۪يذُهَا
بِكَ
وَذُرِّيَّتَهَا
مِنَ
الشَّيْطَانِ
الرَّج۪يمِ
Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken «Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım» dedi.[36]
فَتَقَبَّلَهَا
رَبُّهَا
بِقَبُولٍ
حَسَنٍ
وَاَنْبَتَهَا
نَبَاتاً
حَسَناًۙ
وَكَفَّلَهَا
زَكَرِيَّاۜ
كُلَّمَا
دَخَلَ
عَلَيْهَا
زَكَرِيَّا
الْمِحْرَابَۙ
وَجَدَ
عِنْدَهَا
رِزْقاًۚ
قَالَ
يَا مَرْيَمُ
اَنّٰى
لَكِ
هٰذَاۜ
قَالَتْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَرْزُقُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?» demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.[37]
فَنَادَتْهُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
وَهُوَ
قَٓائِمٌ
يُصَلّ۪ي
فِي
الْمِحْرَابِۙ
اَنَّ
اللّٰهَ
يُبَشِّرُكَ
بِيَحْيٰى
مُصَدِّقاً
بِكَلِمَةٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَسَيِّداً
وَحَصُوراً
وَنَبِياًّ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ
Mabedde namaz kılarken melekler ona seslendiler: «Allah sana Allah’ın emriyle (vücud bulan İsa’yı) tasdik eden, efendi, iffetli, iyilerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler».[39]
وَمُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيَّ
مِنَ
التَّوْرٰيةِ
وَلِاُحِلَّ
لَكُمْ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
حُرِّمَ
عَلَيْكُمْ
وَجِئْتُكُمْ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِ
«Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu doğru yoldur».[50-51]
اِنَّ
اللّٰهَ
رَبّ۪ي
وَرَبُّكُمْ
فَاعْبُدُوهُۜ
هٰذَا
صِرَاطٌ
مُسْتَق۪يمٌ
«Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu doğru yoldur».[50-51]
فَلَمَّٓا
اَحَسَّ
ع۪يسٰى
مِنْهُمُ
الْكُفْرَ
قَالَ
مَنْ
اَنْصَار۪ٓي
اِلَى
اللّٰهِۜ
قَالَ
الْحَوَارِيُّونَ
نَحْنُ
اَنْصَارُ
اللّٰهِۚ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِۚ
وَاشْهَدْ
بِاَنَّا
مُسْلِمُونَ
İsa onların inkarlarını hissedince: «Allah uğrunda yardımcılarım kimlerdir?» dedi. Havariler şöyle dediler: «Biz Allah’ın yardımcılarıyız, Allah’a inandık, O’na teslim olduğumuza şahid ol».[52]
رَبَّنَٓا
اٰمَنَّا
بِمَٓا
اَنْزَلْتَ
وَاتَّبَعْنَا
الرَّسُولَ
فَاكْتُبْنَا
مَعَ
الشَّاهِد۪ينَ
«Rabbimiz! İndirdiğine inandık, Peygambere uyduk; bizi sahid olanlarla beraber yaz».[53]
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَاُعَذِّبُهُمْ
عَذَاباً
شَد۪يداً
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۘ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
اِنَّ
مَثَلَ
ع۪يسٰى
عِنْدَ
اللّٰهِ
كَمَثَلِ
اٰدَمَۜ
خَلَقَهُ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
قَالَ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُ
Allah’ın katında İsa’nın durumu kendisini topraktan yaratıp sonra ol demesiyle olmuş olan Adem’in durumu gibidir.[59]
اَلْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
فَلَا
تَكُنْ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَ
Gerçek Rabb’indendir, o halde şüphelenenlerden olma.[60]
فَمَنْ
حَٓاجَّكَ
ف۪يهِ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْعِلْمِ
فَقُلْ
تَعَالَوْا
نَدْعُ
اَبْنَٓاءَنَا
وَاَبْنَٓاءَكُمْ
وَنِسَٓاءَنَا
وَنِسَٓاءَكُمْ
وَاَنْفُسَنَا
وَاَنْفُسَكُمْ
ثُمَّ
نَبْتَهِلْ
فَنَجْعَلْ
لَعْنَتَ
اللّٰهِ
عَلَى
الْكَاذِب۪ينَ
Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: «Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim».[61]
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِالْمُفْسِد۪ينَ۟
Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah bozguncuları bilir.[63]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
تَعَالَوْا
اِلٰى
كَلِمَةٍ
سَوَٓاءٍ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اَلَّا
نَعْبُدَ
اِلَّا
اللّٰهَ
وَلَا
نُشْرِكَ
بِه۪
شَيْـٔاً
وَلَا
يَتَّخِذَ
بَعْضُنَا
بَعْضاً
اَرْبَاباً
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَقُولُوا
اشْهَدُوا
بِاَنَّا
مُسْلِمُونَ
De ki: «Ey Kitap ehli! Ancak Allah’a kulluk etmek, O’na bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin». Eğer yüz çevirirlerse: «Bizim müslüman olduğumuza şahid olun» deyin.[64]
Yükleniyor...