Kelime Haritası
ف
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.
147ayette
155kez geçiyor
44/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %75 · Medenî %25
İlk inen ayet
Kalem 35
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
147 ayet
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّا
جَعَلْنَا
حَرَماً
اٰمِناً
وَيُتَخَطَّفُ
النَّاسُ
مِنْ
حَوْلِهِمْۜ
اَفَبِالْبَاطِلِ
يُؤْمِنُونَ
وَبِنِعْمَةِ
اللّٰهِ
يَكْفُرُونَ
Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken Bizim Mekke’yi güven içinde ve kutsal bir yer kıldığımızı görmediler mi? Batıla inanıp Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar?[67]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۜ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
شَف۪يعٍۜ
اَفَلَا
تَتَذَكَّرُونَ
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah’tır. O’ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?[4]
اَفَمَنْ
كَانَ
مُؤْمِناً
كَمَنْ
كَانَ
فَاسِقاًۜ
لَا
يَسْتَوُ۫نَ
İnanan kimse yoldan çıkmış kimseye benzer mi? Bunlar bir olamazlar.[18]
اَوَلَمْ
يَهْدِ
لَهُمْ
كَمْ
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنَ
الْقُرُونِ
يَمْشُونَ
ف۪ي
مَسَاكِنِهِمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍۜ
اَفَلَا
يَسْمَعُونَ
Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevketmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi?[26]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّا
نَسُوقُ
الْمَٓاءَ
اِلَى
الْاَرْضِ
الْجُرُزِ
فَنُخْرِجُ
بِه۪
زَرْعاً
تَأْكُلُ
مِنْهُ
اَنْعَامُهُمْ
وَاَنْفُسُهُمْۜ
اَفَلَا
يُبْصِرُونَ
Kuru yerlere suyu gönderip onunla hayvanlarının ve kendilerinin yedikleri ekinleri çıkardığımızı görmezler mi? Görmüyorlar mı?[27]
اَفَلَمْ
يَرَوْا
اِلٰى
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنْ
نَشَأْ
نَخْسِفْ
بِهِمُ
الْاَرْضَ
اَوْ
نُسْقِطْ
عَلَيْهِمْ
كِسَفاً
مِنَ
السَّمَٓاءِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِكُلِّ
عَبْدٍ
مُن۪يبٍ۟
Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah’a yönelen her kul için dersler vardır.[9]
اَفَمَنْ
زُيِّنَ
لَهُ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
فَرَاٰهُ
حَسَناًۜ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
يُضِلُّ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۘ
فَلَا
تَذْهَبْ
نَفْسُكَ
عَلَيْهِمْ
حَسَرَاتٍۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَل۪يمٌ
بِمَا
يَصْنَعُونَ
Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.[8]
لِيَأْكُلُوا
مِنْ
ثَمَرِه۪ۙ
وَمَا
عَمِلَتْهُ
اَيْد۪يهِمْۜ
اَفَلَا
يَشْكُرُونَ
Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi?[35]
وَلَقَدْ
اَضَلَّ
مِنْكُمْ
جِبِلاًّ
كَث۪يراًۜ
اَفَلَمْ
تَكُونُوا
تَعْقِلُونَ
And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz?[62]
وَمَنْ
نُعَمِّرْهُ
نُنَكِّسْهُ
فِي
الْخَلْقِۜ
اَفَلَا
يَعْقِلُونَ
Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi?[68]
وَلَهُمْ
ف۪يهَا
مَنَافِـعُ
وَمَشَارِبُۜ
اَفَلَا
يَشْكُرُونَ
Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi?[73]
اَفَمَا
نَحْنُ
بِمَيِّت۪ينَۙ
«Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?»[58-59]
وَبِالَّيْلِۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ۟
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?[137-138]
اَفَبِعَذَابِنَا
يَسْتَعْجِلُونَ
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?[176]
اَفَمَنْ
حَقَّ
عَلَيْهِ
كَلِمَةُ
الْعَذَابِۜ
اَفَاَنْتَ
تُنْقِذُ
مَنْ
فِي
النَّارِۚ
Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimseyi, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?[19]
اَفَمَنْ
شَرَحَ
اللّٰهُ
صَدْرَهُ
لِلْاِسْلَامِ
فَهُوَ
عَلٰى
نُورٍ
مِنْ
رَبِّه۪ۜ
فَوَيْلٌ
لِلْقَاسِيَةِ
قُلُوبُهُمْ
مِنْ
ذِكْرِ
اللّٰهِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa, o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı? Kalbleri Allah’ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.[22]
اَفَمَنْ
يَتَّق۪ي
بِوَجْهِه۪
سُٓوءَ
الْعَذَابِ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
وَق۪يلَ
لِلظَّالِم۪ينَ
ذُوقُوا
مَا
كُنْتُمْ
تَكْسِبُونَ
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: «Kazandıklarınızın karşılığını tadın» denir.[24]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلْ
اَفَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اِنْ
اَرَادَنِيَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَاشِفَاتُ
ضُرِّه۪ٓ
اَوْ
اَرَادَن۪ي
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَاتُ
رَحْمَتِه۪ۜ
قُلْ
حَسْبِيَ
اللّٰهُۜ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
الْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, «Gökleri ve yeri yaratan kimdir?» diye sorsan: «Allah’tır» derler. De ki: «Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, O’nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O’nun rahmetini önleyebilir mi?» De ki: «Allah bana yeter; güvenenler O’na güvenir.»[38]
قُلْ
اَفَغَيْرَ
اللّٰهِ
تَأْمُرُٓونّ۪ٓي
اَعْبُدُ
اَيُّهَا
الْجَاهِلُونَ
De ki: «Ey cahiller! Bana, Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emredersiniz?»[64]
Yükleniyor...