Kelime Haritası
قد
388ayette
406kez geçiyor
65/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet
Kalem 43
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
388 ayet
وَلَقَدْ
خَلَقْنَا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍۗ
وَمَا
مَسَّنَا
مِنْ
لُغُوبٍ
And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.[38]
وَلَقَدْ
رَاٰهُ
نَزْلَةً
اُخْرٰىۙ
And olsun ki o, Cebrail’i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.[13-14]
لَقَدْ
رَاٰى
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِ
الْـكُبْرٰى
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.[18]
اِنْ
هِيَ
اِلَّٓا
اَسْمَٓاءٌ
سَمَّيْتُمُوهَٓا
اَنْتُمْ
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
بِهَا
مِنْ
سُلْطَانٍۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّ
وَمَا
تَهْوَى
الْاَنْفُسُۚ
وَلَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
مِنْ
رَبِّهِمُ
الْهُدٰىۜ
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.[23]
وَلَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
مِنَ
الْاَنْـبَٓاءِ
مَا
ف۪يهِ
مُزْدَجَرٌۙ
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.[4]
وَفَجَّرْنَا
الْاَرْضَ
عُيُوناً
فَالْتَقَى
الْمَٓاءُ
عَلٰٓى
اَمْرٍ
قَدْ
قُدِرَۚ
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.[12]
وَلَقَدْ
تَرَكْنَاهَٓا
اٰيَةً
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?[15]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
And olsun ki Kuran’ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?[17]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ۟
And olsun ki, Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?[22]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
And olsun ki, Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?[32]
وَلَقَدْ
اَنْذَرَهُمْ
بَطْشَتَنَا
فَتَمَارَوْا
بِالنُّذُرِ
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.[36]
وَلَقَدْ
رَاوَدُوهُ
عَنْ
ضَيْفِه۪
فَطَمَسْنَٓا
اَعْيُنَهُمْ
فَذُوقُوا
عَذَاب۪ي
وَنُذُرِ
And olsun ki, onlar Lut’un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. «Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın» dedik.[37]
وَلَقَدْ
صَبَّحَهُمْ
بُكْرَةً
عَذَابٌ
مُسْتَقِرٌّۚ
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.[38]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ۟
And olsun ki, Kuran’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?[40]
وَلَقَدْ
جَٓاءَ
اٰلَ
فِرْعَوْنَ
النُّذُرُۚ
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.[41]
وَلَقَدْ
اَهْلَكْنَٓا
اَشْيَاعَكُمْ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?[51]
وَلَقَدْ
عَلِمْتُمُ
النَّشْاَةَ
الْاُو۫لٰى
فَلَوْلَا
تَذَكَّرُونَ
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?[62]
وَمَا
لَكُمْ
لَا
تُؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِۚ
وَالرَّسُولُ
يَدْعُوكُمْ
لِتُؤْمِنُوا
بِرَبِّكُمْ
وَقَدْ
اَخَذَ
م۪يثَاقَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah’a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.[8]
اِعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يُحْـيِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
قَدْ
بَيَّنَّا
لَكُمُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
Allah’ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık.[17]
لَقَدْ
اَرْسَلْنَا
رُسُلَنَا
بِالْبَيِّنَاتِ
وَاَنْزَلْنَا
مَعَهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْم۪يزَانَ
لِيَقُومَ
النَّاسُ
بِالْقِسْطِۚ
وَاَنْزَلْنَا
الْحَد۪يدَ
ف۪يهِ
بَأْسٌ
شَد۪يدٌ
وَمَنَافِعُ
لِلنَّاسِ
وَلِيَعْلَمَ
اللّٰهُ
مَنْ
يَنْصُرُهُ
وَرُسُلَهُ
بِالْغَيْبِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَوِيٌّ
عَز۪يزٌ۟
And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah’ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.[25]
Yükleniyor...