Kelime Haritası
ك ي ف
80ayette
80kez geçiyor
37/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %78 · Medenî %23
İlk inen ayet
Kalem 36
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
80 ayet
فَتَوَلّٰى
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَا قَوْمِ
لَقَدْ
اَبْلَغْتُكُمْ
رِسَالَاتِ
رَبّ۪ي
وَنَصَحْتُ
لَكُمْۚ
فَكَيْفَ
اٰسٰى
عَلٰى
قَوْمٍ
كَافِر۪ينَ۟
Şuayb onlardan döndü de, «Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sözlerini size bildirdim, öğüt verdim; inkarcı millet için niçin üzüleyim?» dedi.[93]
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪
فَظَلَمُوا
بِهَاۚ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُفْسِد۪ينَ
Sonra peygamberlerin ardından Musa’yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.[103]
قَالُٓوا
اُو۫ذ۪ينَا
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تَأْتِيَنَا
وَمِنْ
بَعْدِ
مَا
جِئْتَنَاۜ
قَالَ
عَسٰى
رَبُّكُمْ
اَنْ
يُهْلِكَ
عَدُوَّكُمْ
وَيَسْتَخْلِفَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ۟
Milleti: «Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet çektik» dediler. Musa da: «Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl davranacağınıza bakar» dedi.[129]
كَيْفَ
يَكُونُ
لِلْمُشْرِك۪ينَ
عَهْدٌ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَعِنْدَ
رَسُولِه۪ٓ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
عَاهَدْتُمْ
عِنْدَ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِۚ
فَمَا
اسْتَقَامُوا
لَكُمْ
فَاسْتَق۪يمُوا
لَهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُحِبُّ
الْمُتَّق۪ينَ
Mescidi Haram’ın yanında andlaştıklarınızın dışında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi önünde nasıl bir andlaşmaları olabilir. Size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.[7]
كَيْفَ
وَاِنْ
يَظْهَرُوا
عَلَيْكُمْ
لَا
يَرْقُبُوا
ف۪يكُمْ
اِلاًّ
وَلَا
ذِمَّةًۜ
يُرْضُونَكُمْ
بِاَفْوَاهِهِمْ
وَتَأْبٰى
قُلُوبُهُمْۚ
وَاَكْثَرُهُمْ
فَاسِقُونَۚ
Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fasıktırlar.[8]
ثُمَّ
جَعَلْنَاكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
لِنَنْظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ
Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.[14]
قُلْ
هَلْ
مِنْ
شُرَكَٓائِكُمْ
مَنْ
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الْحَقِّۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يَهْد۪ي
لِلْحَقِّۜ
اَفَمَنْ
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الْحَقِّ
اَحَقُّ
اَنْ
يُتَّبَعَ
اَمَّنْ
لَا
يَهِدّ۪ٓي
اِلَّٓا
اَنْ
يُهْدٰىۚ
فَمَا
لَكُمْ۠
كَيْفَ
تَحْكُمُونَ
De ki: «Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?» De ki: «Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?»[35]
بَلْ
كَذَّبُوا
بِمَا
لَمْ
يُح۪يطُوا
بِعِلْمِه۪
وَلَمَّا
يَأْتِهِمْ
تَأْو۪يلُهُۜ
كَذٰلِكَ
كَذَّبَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الظَّالِم۪ينَ
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.[39]
فَكَذَّبُوهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَمَنْ
مَعَهُ
فِي
الْفُلْكِ
وَجَعَلْنَاهُمْ
خَلَٓائِفَ
وَاَغْرَقْنَا
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۚ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُنْذَر۪ينَ
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.[73]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
اِلَّا
رِجَالاً
نُوح۪ٓي
اِلَيْهِمْ
مِنْ
اَهْلِ
الْقُرٰىۜ
اَفَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
وَلَدَارُ
الْاٰخِرَةِ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
اتَّقَوْاۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Senden önce kasabalar halkından şüphesiz, kendilerine vahyettiğimiz bir takım insanlar gönderdik. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce geçenlerin sonlarının ne olduğunu görsünler? Ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır. Akletmez misiniz?[109]
وَلَقَدِ
اسْتُهْزِئَ
بِرُسُلٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
فَاَمْلَيْتُ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ثُمَّ
اَخَذْتُهُمْ۠
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?[32]
اَلَمْ
تَرَ
كَيْفَ
ضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
كَلِمَةً
طَيِّبَةً
كَشَجَرَةٍ
طَيِّبَةٍ
اَصْلُهَا
ثَابِتٌ
وَفَرْعُهَا
فِي
السَّمَٓاءِۙ
Allah’ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor.[24-25]
وَسَكَنْتُمْ
ف۪ي
مَسَاكِنِ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَتَبَيَّنَ
لَكُمْ
كَيْفَ
فَعَلْنَا
بِهِمْ
وَضَرَبْنَا
لَكُمُ
الْاَمْثَالَ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
وَلَقَدْ
بَعَثْنَا
ف۪ي
كُلِّ
اُمَّةٍ
رَسُولاً
اَنِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
وَاجْتَنِبُوا
الطَّاغُوتَۚ
فَمِنْهُمْ
مَنْ
هَدَى
اللّٰهُ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
حَقَّتْ
عَلَيْهِ
الضَّلَالَةُۜ
فَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَانْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُكَذِّب۪ينَ
And olsun ki, her ümmete: «Allah’a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının» diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunu görün.[36]
اُنْظُرْ
كَيْفَ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۜ
وَلَلْاٰخِرَةُ
اَكْبَرُ
دَرَجَاتٍ
وَاَكْبَرُ
تَفْض۪يلاً
Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.[21]
اُنْظُرْ
كَيْفَ
ضَرَبُوا
لَكَ
الْاَمْثَالَ
فَضَلُّوا
فَلَا
يَسْتَط۪يعُونَ
سَب۪يلاً
Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmışlardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar.[48]
وَكَيْفَ
تَصْبِرُ
عَلٰى
مَا
لَمْ
تُحِطْ
بِه۪
خُبْراً
O: «Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?» dedi.[67-68]
فَاَشَارَتْ
اِلَيْهِ۠
قَالُوا
كَيْفَ
نُكَلِّمُ
مَنْ
كَانَ
فِي
الْمَهْدِ
صَبِياًّ
Meryem çocuğu gösterdi. «Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?» dediler.[29]
وَاَصْحَابُ
مَدْيَنَۚ
وَكُذِّبَ
مُوسٰى
فَاَمْلَيْتُ
لِلْكَافِر۪ينَ
ثُمَّ
اَخَذْتُهُمْۚ
فَكَيْفَ
كَانَ
نَك۪يرِ
Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.[42-44]
اُنْظُرْ
كَيْفَ
ضَرَبُوا
لَكَ
الْاَمْثَالَ
فَضَلُّوا
فَلَا
يَسْتَط۪يعُونَ
سَب۪يلاً۟
Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.[9]
Yükleniyor...