Kelime Haritası

لا

İşlevleri

Bu edat Kur'an'da 2 farklı görevde kullanılıyor.

Harfi Nefi: Olumsuzluk: değil, asla, hayır…

1.059ayette
1.404kez geçiyor
91/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet Kalem 18

Kalıplaşmış ifadeler

Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 3 kez (binde 10) 3. inen: Müzzemmil — 1 kez (binde 5) 4. inen: Müddessir — 4 kez (binde 15.7) 5. inen: Fâtiha — 1 kez (binde 34.5) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 1 kez (binde 9.6) 8. inen: A’lâ — 3 kez (binde 41.7) 9. inen: Leyl — 1 kez (binde 14.1) 10. inen: Fecr — 4 kez (binde 29.2) 11. inen: Duhâ — 0 kez (binde 0) 12. inen: İnşirâh — 0 kez (binde 0) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 1 kez (binde 25) 15. inen: Kevser — 0 kez (binde 0) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 1 kez (binde 40) 18. inen: Kâfirûn — 4 kez (binde 153.8) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 0 kez (binde 0) 23. inen: Necm — 5 kez (binde 13.9) 24. inen: Abese — 1 kez (binde 7.5) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 1 kez (binde 18.5) 27. inen: Bürûc — 0 kez (binde 0) 28. inen: Tîn — 0 kez (binde 0) 29. inen: Kureyş — 0 kez (binde 0) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 5 kez (binde 30.5) 32. inen: Hümeze — 0 kez (binde 0) 33. inen: Mürselât — 5 kez (binde 27.6) 34. inen: Kâf — 0 kez (binde 0) 35. inen: Beled — 2 kez (binde 24.4) 36. inen: Târık — 1 kez (binde 16.4) 37. inen: Kamer — 0 kez (binde 0) 38. inen: Sâd — 5 kez (binde 6.8) 39. inen: A’râf — 61 kez (binde 18.4) 40. inen: Cin — 8 kez (binde 28) 41. inen: Yâsîn — 22 kez (binde 30.3) 42. inen: Furkân — 20 kez (binde 22.4) 43. inen: Fâtır — 23 kez (binde 29.7) 44. inen: Meryem — 10 kez (binde 10.4) 45. inen: Tâ-Hâ — 37 kez (binde 27.7) 46. inen: Vâkı’a — 12 kez (binde 31.7) 47. inen: Şu’arâ — 19 kez (binde 14.4) 48. inen: Neml — 20 kez (binde 17.4) 49. inen: Kasas — 33 kez (binde 23.1) 50. inen: İsrâ — 28 kez (binde 18) 51. inen: Yûnus — 56 kez (binde 30.6) 52. inen: Hûd — 30 kez (binde 15.6) 53. inen: Yûsuf — 22 kez (binde 12.4) 54. inen: Hicr — 5 kez (binde 7.6) 55. inen: En’âm — 68 kez (binde 22.3) 56. inen: Sâffât — 11 kez (binde 12.8) 57. inen: Lokman — 11 kez (binde 20.1) 58. inen: Sebe’ — 20 kez (binde 22.7) 59. inen: Zümer — 17 kez (binde 14.5) 60. inen: Mü’min — 19 kez (binde 15.6) 61. inen: Fussilet — 18 kez (binde 22.7) 62. inen: Şûrâ — 9 kez (binde 10.5) 63. inen: Zuhruf — 11 kez (binde 13.3) 64. inen: Duhân — 5 kez (binde 14.5) 65. inen: Câsiye — 12 kez (binde 24.6) 66. inen: Ahkâf — 12 kez (binde 18.7) 67. inen: Zâriyât — 3 kez (binde 8.3) 68. inen: Gâşiye — 4 kez (binde 43.5) 69. inen: Kehf — 21 kez (binde 13.3) 70. inen: Nahl — 45 kez (binde 24.4) 71. inen: Nûh — 7 kez (binde 31) 72. inen: İbrahim — 10 kez (binde 12) 73. inen: Enbiyâ — 32 kez (binde 27.4) 74. inen: Mü’minûn — 20 kez (binde 19.1) 75. inen: Secde — 10 kez (binde 26.9) 76. inen: Tûr — 9 kez (binde 28.8) 77. inen: Mülk — 1 kez (binde 3) 78. inen: Hâkka — 8 kez (binde 31) 79. inen: Me’âric — 2 kez (binde 9.2) 80. inen: Nebe’ — 7 kez (binde 40.5) 81. inen: Nâzi’ât — 0 kez (binde 0) 82. inen: İnfitâr — 1 kez (binde 12.5) 83. inen: İnşikâk — 3 kez (binde 28) 84. inen: Rûm — 15 kez (binde 18.4) 85. inen: Ankebût — 10 kez (binde 10.2) 86. inen: Mutaffifîn — 1 kez (binde 5.9) 87. inen: Bakara — 144 kez (binde 23.5) 88. inen: Enfâl — 16 kez (binde 13) 89. inen: Âl-i İmrân — 55 kez (binde 15.8) 90. inen: Ahzâb — 27 kez (binde 21) 91. inen: Mümtehine — 11 kez (binde 31.6) 92. inen: Nisâ — 58 kez (binde 15.5) 93. inen: Zilzâl — 0 kez (binde 0) 94. inen: Hadîd — 9 kez (binde 15.7) 95. inen: Muhammed — 6 kez (binde 11.1) 96. inen: Ra’d — 14 kez (binde 16.4) 97. inen: Rahmân — 7 kez (binde 19.9) 98. inen: İnsan — 4 kez (binde 16.5) 99. inen: Talâk — 3 kez (binde 10.5) 100. inen: Beyyine — 0 kez (binde 0) 101. inen: Haşr — 14 kez (binde 31.5) 102. inen: Nûr — 15 kez (binde 11.4) 103. inen: Hac — 12 kez (binde 9.4) 104. inen: Münâfikûn — 5 kez (binde 27.9) 105. inen: Mücâdele — 6 kez (binde 12.7) 106. inen: Hucurât — 3 kez (binde 8.6) 107. inen: Tahrîm — 2 kez (binde 8) 108. inen: Teğâbun — 1 kez (binde 4.1) 109. inen: Saff — 4 kez (binde 18.1) 110. inen: Cum’a — 2 kez (binde 11.4) 111. inen: Fetih — 6 kez (binde 10.7) 112. inen: Mâide — 41 kez (binde 14.6) 113. inen: Tevbe — 62 kez (binde 24.8) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

1059 ayet

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَۙ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِه۪ مُشْفِقُونَ
Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah’ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O’nun korkusundan titrerler.[28]
اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?[30]
لَوْ يَعْلَمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ح۪ينَ لَا يَكُفُّونَ عَنْ وُجُوهِهِمُ النَّارَ وَلَا عَنْ ظُهُورِهِمْ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ
Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.[39]
بَلْ تَأْت۪يهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.[40]
اَمْ لَهُمْ اٰلِهَةٌ تَمْنَعُهُمْ مِنْ دُونِنَاۜ لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَ اَنْفُسِهِمْ وَلَا هُمْ مِنَّا يُصْحَبُونَ
Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler.[43]
بَلْ مَتَّعْنَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى طَالَ عَلَيْهِمُ الْعُمُرُۜ اَفَلَا يَرَوْنَ اَنَّا نَأْتِي الْاَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ اَطْرَافِهَاۜ اَفَهُمُ الْغَالِبُونَ
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?[44]
قُلْ اِنَّـمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ
De ki: «Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum» Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.[45]
وَنَضَعُ الْمَوَاز۪ينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاًۜ وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَاۜ وَكَفٰى بِنَا حَاسِب۪ينَ
Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.[47]
قَالَ اَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْـٔاً وَلَا يَضُرُّكُمْۜ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
اُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِباً فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادٰى فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ
Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: «Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim» diye seslenmişti.[87]
وَزَكَرِيَّٓا اِذْ نَادٰى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْن۪ي فَرْداً وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ
Zekeriya da: «Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın» diye nida etmişti.[89]
فَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِه۪ۚ وَاِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.[94]
وَحَرَامٌ عَلٰى قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَٓا اَنَّهُمْ لَا يَرْجِعُونَ
Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır.[95]
لَهُمْ ف۪يهَا زَف۪يرٌ وَهُمْ ف۪يهَا لَا يَسْمَعُونَ
Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.[100]
لَا يَسْمَعُونَ حَس۪يسَهَاۚ وَهُمْ ف۪ي مَا اشْتَهَتْ اَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَۚ
Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.[102]
لَا يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْاَكْبَرُ وَتَتَلَقّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ هٰذَا يَوْمُكُمُ الَّذ۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: «Size söz verilen gün işte bugündür» diye karşılarlar.[103]
وَاَنَّ السَّاعَةَ اٰتِيَةٌ لَا رَيْبَ ف۪يهَاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ مَنْ فِي الْقُبُورِ
Bunlar, yalnız Allah’ın gerçek olduğunu, ölüleri dirilttiğini, gücünün herşeye yettiğini, şüphe götürmeyen kıyamet saatinin geleceğini, Allah’ın kabirlerde olanı dirilteceğini gösterir.[6-7]
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍۙ
Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.[8-9]
يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُ وَمَا لَا يَنْفَعُهُۜ ذٰلِكَ هُوَ الضَّلَالُ الْبَع۪يدُ
Allah’ı bırakıp, kendisine fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.[12]
Yükleniyor...