Kelime Haritası
لا
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 2 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Nefi: Olumsuzluk: değil, asla, hayır…
1.059ayette
1.404kez geçiyor
91/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet
Kalem 18
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1059 ayet
وَلَا
بِقَوْلِ
كَاهِنٍۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَذَكَّرُونَۜ
Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz![42]
وَلَا
يَسْـَٔلُ
حَم۪يمٌ
حَم۪يماًۚ
Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.[10]
فَلَٓا
اُقْسِمُ
بِرَبِّ
الْمَشَارِقِ
وَالْمَغَارِبِ
اِنَّا
لَقَادِرُونَۙ
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.[40-41]
يَغْفِرْ
لَـكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرْكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اِنَّ
اَجَلَ
اللّٰهِ
اِذَا
جَٓاءَ
لَا
يُؤَخَّرُۢ
لَوْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
«Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!»[3-4]
مَا
لَكُمْ
لَا
تَرْجُونَ
لِلّٰهِ
وَقَاراًۚ
«Ne oluyorsunuz ki Allah’a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz.»[13]
وَقَالُوا
لَا
تَذَرُنَّ
اٰلِهَتَكُمْ
وَلَا
تَذَرُنَّ
وَداًّ
وَلَا
سُوَاعاًۙ
وَلَا
يَغُوثَ
وَيَعُوقَ
وَنَسْراًۚ
İnsanlara: «Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus,Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin» dediler.[23]
اِنَّكَ
اِنْ
تَذَرْهُمْ
يُضِلُّوا
عِبَادَكَ
وَلَا
يَلِدُٓوا
اِلَّا
فَاجِراً
كَفَّاراً
«Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler.»[27]
وَاَنَّهُ
تَعَالٰى
جَدُّ
رَبِّنَا
مَا
اتَّخَذَ
صَاحِبَةً
وَلَا
وَلَداًۙ
«Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir.»[3]
وَاَنَّا
لَا
نَدْر۪ٓي
اَشَرٌّ
اُر۪يدَ
بِمَنْ
فِي
الْاَرْضِ
اَمْ
اَرَادَ
بِهِمْ
رَبُّهُمْ
رَشَداًۙ
«Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz.»[10]
وَاَنَّا
لَمَّا
سَمِعْنَا
الْهُدٰٓى
اٰمَنَّا
بِه۪ۜ
فَمَنْ
يُؤْمِنْ
بِرَبِّه۪
فَلَا
يَخَافُ
بَخْساً
وَلَا
رَهَقاًۙ
«Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran’ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz.»[13]
قُلْ
اِنَّمَٓا
اَدْعُوا
رَبّ۪ي
وَلَٓا
اُشْرِكُ
بِه۪ٓ
اَحَداً
De ki: «Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O’na kimseyi ortak koşmam.»[20]
قُلْ
اِنّ۪ي
لَٓا
اَمْلِكُ
لَكُمْ
ضَراًّ
وَلَا
رَشَداً
De ki: «Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim.»[21]
عَالِمُ
الْغَيْبِ
فَلَا
يُظْهِرُ
عَلٰى
غَيْبِه۪ٓ
اَحَداًۙ
Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.[26]
رَبُّ
الْمَشْرِقِ
وَالْمَغْرِبِ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
فَاتَّخِذْهُ
وَك۪يلاً
O, doğunun ve batının Rabbidir; O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O’nu vekil tut.[9]
لَا
تُبْق۪ي
وَلَا
تَذَرُۚ
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.[28]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
كَلَّاۜ
بَلْ
لَا
يَخَافُونَ
الْاٰخِرَةَۜ
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.[53]
وَلَٓا
اُقْسِمُ
بِالنَّفْسِ
اللَّوَّامَةِ
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.[2]
Yükleniyor...