Kelime Haritası
لم
327ayette
347kez geçiyor
77/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet
Alak 5
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Kehf suresi ✕ Süzgeci kaldır
14 ayet
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلٰى
عَبْدِهِ
الْـكِتَابَ
وَلَمْ
يَجْعَلْ
لَهُ
عِـوَجا۔ًۜ
Hamd Allah’a mahsustur ki, kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve yararlı iş yapan müminlere, içinde temelli kalacakları güzel bir mükafatı müjdelemek ve : «Allah çocuk edindi» diyenleri uyarmak için kuluna eğri bir taraf bırakmadığı dosdoğru Kitap’ı indirmiştir.[1-4]
فَلَعَلَّكَ
بَاخِـعٌ
نَفْسَكَ
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمْ
اِنْ
لَمْ
يُؤْمِنُوا
بِهٰذَا
الْحَد۪يثِ
اَسَفاً
Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin![6]
كِلْتَا
الْجَنَّتَيْنِ
اٰتَتْ
اُكُلَهَا
وَلَمْ
تَظْلِمْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۙ
وَفَجَّرْنَا
خِلَالَهُمَا
نَهَراًۙ
Her iki bahçe de ürünlerini vermişlerdi, hiçbir şeyi de eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık.[33]
وَاُح۪يطَ
بِثَمَرِه۪
فَاَصْبَحَ
يُقَلِّبُ
كَفَّيْهِ
عَلٰى
مَٓا
اَنْفَقَ
ف۪يهَا
وَهِيَ
خَاوِيَةٌ
عَلٰى
عُرُوشِهَا
وَيَقُولُ
يَا لَيْتَن۪ي
لَمْ
اُشْرِكْ
بِرَبّ۪ٓي
اَحَداً
Nitekim, ürünleri yok edildi; bağın altüst olmuş çardakları karşısında, sarfettiği emeğe içi yanarak ellerini oğuşturup «Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım» diyordu.[42]
وَلَمْ
تَكُنْ
لَهُ
فِئَةٌ
يَنْصُرُونَهُ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
وَمَا
كَانَ
مُنْتَصِراًۜ
Ona, Allah’tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.[43]
وَيَوْمَ
نُسَيِّرُ
الْجِبَالَ
وَتَرَى
الْاَرْضَ
بَارِزَةًۙ
وَحَشَرْنَاهُمْ
فَلَمْ
نُغَادِرْ
مِنْهُمْ
اَحَداًۚ
Bir gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız.[47]
وَيَوْمَ
يَقُولُ
نَادُوا
شُرَكَٓاءِيَ
الَّذ۪ينَ
زَعَمْتُمْ
فَدَعَوْهُمْ
فَلَمْ
يَسْتَج۪يبُوا
لَهُمْ
وَجَعَلْنَا
بَيْنَهُمْ
مَوْبِقاً
O gün Allah: «Bana ortak olduklarını iddia ettiklerinize seslenin» der. Onları çağırırlar, fakat hiçbirisi onların çağrılarına gelmez. Aralarına bir cehennem deresi koyarız.[52]
وَرَاَ
الْمُجْرِمُونَ
النَّارَ
فَظَنُّٓوا
اَنَّهُمْ
مُوَاقِعُوهَا
وَلَمْ
يَجِدُوا
عَنْهَا
مَصْرِفاً۟
Suçlular ateşi görürler ve ona düşeceklerini anlarlar, fakat ondan kaçacak yer bulamazlar.[53]
وَكَيْفَ
تَصْبِرُ
عَلٰى
مَا
لَمْ
تُحِطْ
بِه۪
خُبْراً
O: «Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?» dedi.[67-68]
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
اِنَّكَ
لَنْ
تَسْتَط۪يعَ
مَعِيَ
صَبْراً
Musa’ya: «Ben sana yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?» dedi.[72]
قَالَ
اَلَمْ
اَقُلْ
لَكَ
اِنَّكَ
لَنْ
تَسْتَط۪يعَ
مَعِيَ
صَبْراً
O: «Ben sana, yaptığım işlere dayanamazsın demedim mi?» dedi.[75]
قَالَ
هٰذَا
فِرَاقُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنِكَۚ
سَاُنَبِّئُكَ
بِتَأْو۪يلِ
مَا
لَمْ
تَسْتَطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراً
O şöyle söyledi: «İşte bu, seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor; dayanamadığın işlerin yorumunu sana anlatacağım»[78]
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
مَطْلِعَ
الشَّمْسِ
وَجَدَهَا
تَطْلُعُ
عَلٰى
قَوْمٍ
لَمْ
نَجْعَلْ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِهَا
سِتْراًۙ
Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.[90]
Yükleniyor...