Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Lamu Tekid: Pekiştirme lamı: elbette, mutlaka
810ayette
1.001kez geçiyor
86/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %76 · Medenî %24
İlk inen ayet
Alak 6
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ ✕ Süzgeci kaldır
17 ayet
اِنَّ
ف۪ي
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَالْفُلْكِ
الَّت۪ي
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِمَا
يَنْفَعُ
النَّاسَ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
مَٓاءٍ
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَبَثَّ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
دَٓابَّةٍۖ
وَتَصْر۪يفِ
الرِّيَاحِ
وَالسَّحَابِ
الْمُسَخَّرِ
بَيْنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah’ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.[164]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءًۚ
فَاَخْرَجْنَا
بِه۪
نَبَاتَ
كُلِّ
شَيْءٍ
فَاَخْرَجْنَا
مِنْهُ
خَضِراً
نُخْرِجُ
مِنْهُ
حَباًّ
مُتَرَاكِباًۚ
وَمِنَ
النَّخْلِ
مِنْ
طَلْعِهَا
قِنْوَانٌ
دَانِيَةٌ
وَجَنَّاتٍ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَالزَّيْتُونَ
وَالرُّمَّانَ
مُشْتَبِهاً
وَغَيْرَ
مُتَشَابِهٍۜ
اُنْظُـرُٓوا
اِلٰى
ثَمَرِه۪ٓ
اِذَٓا
اَثْمَرَ
وَيَنْعِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكُمْ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.[99]
اِنَّ
فِي
اخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَمَا
خَلَقَ
اللّٰهُ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَّقُونَ
Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında, O’na karşı gelmekten sakınan kimseler için ayetler vardır.[6]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
لَـكُمُ
الَّيْلَ
لِتَسْكُنُوا
ف۪يهِ
وَالنَّهَارَ
مُبْصِراًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah’tır. Kulak veren millet için bunlarda ayetler vardır.[67]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
مَدَّ
الْاَرْضَ
وَجَعَلَ
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
وَاَنْهَاراًۜ
وَمِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
جَعَلَ
ف۪يهَا
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
يُغْشِي
الَّيْلَ
النَّهَارَۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.[3]
وَفِي
الْاَرْضِ
قِطَعٌ
مُتَجَاوِرَاتٌ
وَجَنَّاتٌ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَزَرْعٌ
وَنَخ۪يلٌ
صِنْوَانٌ
وَغَيْرُ
صِنْوَانٍ
يُسْقٰى
بِمَٓاءٍ
وَاحِدٍ۠
وَنُفَضِّلُ
بَعْضَهَا
عَلٰى
بَعْضٍ
فِي
الْاُكُلِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu toprak parçaları, tek ve çok köklü üzüm bağları, ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen kimseler için bunda ibretler vardır.[4]
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۙ
وَالشَّمْسَ
وَالْقَمَرَۜ
وَالنُّجُومُ
مُسَخَّرَاتٌ
بِاَمْرِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَۙ
Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O’nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır.[12]
اَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الطَّيْرِ
مُسَخَّرَاتٍ
ف۪ي
جَوِّ
السَّمَٓاءِۜ
مَا
يُمْسِكُهُنَّ
اِلَّا
اللّٰهُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Göğün boşluğunda Allah’ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah’tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.[79]
اَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّا
جَعَلْنَا
الَّيْلَ
لِيَسْكُنُوا
ف۪يهِ
وَالنَّهَارَ
مُبْصِراًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda, inanan millet için dersler vardır.[86]
فَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
اقْتُلُوهُ
اَوْ
حَرِّقُوهُ
فَاَنْجٰيهُ
اللّٰهُ
مِنَ
النَّارِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
İbrahim’in sözlerine milletinin cevabı sadece: «Onu öldürün yahut yakın» demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.[24]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪ٓ
اَنْ
خَلَقَ
لَكُمْ
مِنْ
اَنْفُسِكُمْ
اَزْوَاجاً
لِتَسْكُـنُٓوا
اِلَيْهَا
وَجَعَلَ
بَيْنَكُمْ
مَوَدَّةً
وَرَحْمَةًۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.[21]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
مَنَامُكُمْ
بِالَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ
Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda kulak veren millet için dersler vardır.[23]
وَمِنْ
اٰيَاتِه۪
يُر۪يكُمُ
الْبَرْقَ
خَوْفاً
وَطَمَعاً
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَيُحْـي۪
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Size korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi O’nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.[24]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
يَبْسُطُ
الرِّزْقَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَقْدِرُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Allah’ın, rızkı dilediğine yayıp bir ölçüye göre verdiğini görmezler mi? Doğrusu bunda, inananlar için dersler vardır.[37]
اَللّٰهُ
يَتَوَفَّى
الْاَنْفُسَ
ح۪ينَ
مَوْتِهَا
وَالَّت۪ي
لَمْ
تَمُتْ
ف۪ي
مَنَامِهَاۚ
فَيُمْسِكُ
الَّت۪ي
قَضٰى
عَلَيْهَا
الْمَوْتَ
وَيُرْسِلُ
الْاُخْرٰٓى
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.[42]
اَوَلَمْ
يَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يَبْسُطُ
الرِّزْقَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَقْدِرُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
Allah’ın rızkı dilediğine yaydığını ve kısıp bir ölçüye göre verdiğini bilmezler mi? Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.[52]
وَسَخَّرَ
لَكُمْ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاً
مِنْهُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.[13]
Yükleniyor...