Kelime Haritası

ل

İşlevleri

Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.

Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…

1.871ayette
2.451kez geçiyor
104/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet Kalem 3

Kalıplaşmış ifadeler

Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 0 kez (binde 0) 2. inen: Kalem — 13 kez (binde 43.3) 3. inen: Müzzemmil — 2 kez (binde 10.1) 4. inen: Müddessir — 10 kez (binde 39.2) 5. inen: Fâtiha — 1 kez (binde 34.5) 6. inen: Tebbet — 0 kez (binde 0) 7. inen: Tekvîr — 2 kez (binde 19.2) 8. inen: A’lâ — 1 kez (binde 13.9) 9. inen: Leyl — 4 kez (binde 56.3) 10. inen: Fecr — 3 kez (binde 21.9) 11. inen: Duhâ — 1 kez (binde 25) 12. inen: İnşirâh — 2 kez (binde 74.1) 13. inen: Asr — 0 kez (binde 0) 14. inen: Âdiyât — 2 kez (binde 50) 15. inen: Kevser — 1 kez (binde 100) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 1 kez (binde 40) 18. inen: Kâfirûn — 2 kez (binde 76.9) 19. inen: Fil — 0 kez (binde 0) 20. inen: Felâk — 0 kez (binde 0) 21. inen: Nâs — 0 kez (binde 0) 22. inen: İhlâs — 1 kez (binde 66.7) 23. inen: Necm — 10 kez (binde 27.8) 24. inen: Abese — 4 kez (binde 30.1) 25. inen: Kadr — 0 kez (binde 0) 26. inen: Şems — 1 kez (binde 18.5) 27. inen: Bürûc — 5 kez (binde 45.9) 28. inen: Tîn — 1 kez (binde 29.4) 29. inen: Kureyş — 1 kez (binde 58.8) 30. inen: Kâri’a — 0 kez (binde 0) 31. inen: Kıyâme — 2 kez (binde 12.2) 32. inen: Hümeze — 1 kez (binde 30.3) 33. inen: Mürselât — 15 kez (binde 82.9) 34. inen: Kâf — 12 kez (binde 32.2) 35. inen: Beled — 1 kez (binde 12.2) 36. inen: Târık — 1 kez (binde 16.4) 37. inen: Kamer — 7 kez (binde 20.5) 38. inen: Sâd — 31 kez (binde 42.3) 39. inen: A’râf — 108 kez (binde 32.5) 40. inen: Cin — 7 kez (binde 24.5) 41. inen: Yâsîn — 26 kez (binde 35.9) 42. inen: Furkân — 30 kez (binde 33.6) 43. inen: Fâtır — 22 kez (binde 28.4) 44. inen: Meryem — 34 kez (binde 35.4) 45. inen: Tâ-Hâ — 52 kez (binde 39) 46. inen: Vâkı’a — 4 kez (binde 10.6) 47. inen: Şu’arâ — 46 kez (binde 34.9) 48. inen: Neml — 32 kez (binde 27.8) 49. inen: Kasas — 45 kez (binde 31.5) 50. inen: İsrâ — 61 kez (binde 39.2) 51. inen: Yûnus — 52 kez (binde 28.4) 52. inen: Hûd — 40 kez (binde 20.9) 53. inen: Yûsuf — 55 kez (binde 31) 54. inen: Hicr — 17 kez (binde 26) 55. inen: En’âm — 68 kez (binde 22.3) 56. inen: Sâffât — 27 kez (binde 31.4) 57. inen: Lokman — 16 kez (binde 29.3) 58. inen: Sebe’ — 36 kez (binde 40.8) 59. inen: Zümer — 45 kez (binde 38.4) 60. inen: Mü’min — 37 kez (binde 30.4) 61. inen: Fussilet — 29 kez (binde 36.5) 62. inen: Şûrâ — 39 kez (binde 45.3) 63. inen: Zuhruf — 31 kez (binde 37.3) 64. inen: Duhân — 3 kez (binde 8.7) 65. inen: Câsiye — 21 kez (binde 43) 66. inen: Ahkâf — 16 kez (binde 24.9) 67. inen: Zâriyât — 9 kez (binde 25) 68. inen: Gâşiye — 2 kez (binde 21.7) 69. inen: Kehf — 58 kez (binde 36.8) 70. inen: Nahl — 72 kez (binde 39) 71. inen: Nûh — 15 kez (binde 66.4) 72. inen: İbrahim — 38 kez (binde 45.8) 73. inen: Enbiyâ — 42 kez (binde 36) 74. inen: Mü’minûn — 32 kez (binde 30.5) 75. inen: Secde — 7 kez (binde 18.8) 76. inen: Tûr — 9 kez (binde 28.8) 77. inen: Mülk — 9 kez (binde 27) 78. inen: Hâkka — 4 kez (binde 15.5) 79. inen: Me’âric — 7 kez (binde 32.3) 80. inen: Nebe’ — 3 kez (binde 17.3) 81. inen: Nâzi’ât — 5 kez (binde 27.9) 82. inen: İnfitâr — 2 kez (binde 25) 83. inen: İnşikâk — 4 kez (binde 37.4) 84. inen: Rûm — 24 kez (binde 29.4) 85. inen: Ankebût — 27 kez (binde 27.7) 86. inen: Mutaffifîn — 4 kez (binde 23.7) 87. inen: Bakara — 204 kez (binde 33.4) 88. inen: Enfâl — 33 kez (binde 26.8) 89. inen: Âl-i İmrân — 118 kez (binde 33.9) 90. inen: Ahzâb — 36 kez (binde 28) 91. inen: Mümtehine — 13 kez (binde 37.4) 92. inen: Nisâ — 121 kez (binde 32.3) 93. inen: Zilzâl — 2 kez (binde 55.6) 94. inen: Hadîd — 21 kez (binde 36.6) 95. inen: Muhammed — 22 kez (binde 40.8) 96. inen: Ra’d — 37 kez (binde 43.4) 97. inen: Rahmân — 4 kez (binde 11.4) 98. inen: İnsan — 6 kez (binde 24.7) 99. inen: Talâk — 10 kez (binde 34.8) 100. inen: Beyyine — 2 kez (binde 21.3) 101. inen: Haşr — 17 kez (binde 38.2) 102. inen: Nûr — 48 kez (binde 36.5) 103. inen: Hac — 39 kez (binde 30.6) 104. inen: Münâfikûn — 10 kez (binde 55.9) 105. inen: Mücâdele — 11 kez (binde 23.3) 106. inen: Hucurât — 6 kez (binde 17.3) 107. inen: Tahrîm — 8 kez (binde 32.1) 108. inen: Teğâbun — 9 kez (binde 37.3) 109. inen: Saff — 8 kez (binde 36.2) 110. inen: Cum’a — 4 kez (binde 22.9) 111. inen: Fetih — 15 kez (binde 26.8) 112. inen: Mâide — 72 kez (binde 25.7) 113. inen: Tevbe — 65 kez (binde 26) 114. inen: Nasr — 0 kez (binde 0)
← ilk inenson inen →

Ayetler

لَهُمْ مِنْ ✕ Süzgeci kaldır

31 ayet

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ
Onlar, dünya ve ahirette işleri boşa çıkacak olanlardır. Onların hiç yardımcıları da yoktur.[22]
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَاُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً شَد۪يداً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۘ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْ اَحَدِهِمْ مِلْءُ الْاَرْضِ ذَهَباً وَلَوِ افْتَدٰى بِه۪ۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ۟
Doğrusu inkar edip, inkarcı olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye vermiş olsa bile, bu kabul edilmeyecektir. İşte elem verici azab onlaradır, onların hiç yardımcıları da yoktur.[91]
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُوَفّ۪يهِمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدُهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَاباً اَل۪يماًۙ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah’tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.[173]
وَاَنْذِرْ بِهِ الَّذ۪ينَ يَخَافُونَ اَنْ يُحْشَرُٓوا اِلٰى رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ وَلِيٌّ وَلَا شَف۪يعٌ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O’ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah’tan sakınalar.[51]
لَهُمْ مِنْ جَهَنَّمَ مِهَادٌ وَمِنْ فَوْقِهِمْ غَوَاشٍۜ وَكَذٰلِكَ نَجْزِي الظَّالِم۪ينَ
Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerine de örtüler vardır. Zalimleri böyle cezalandırırız.[41]
وَالَّذ۪ينَ كَسَبُوا السَّيِّـَٔاتِ جَزَٓاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَاۙ وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ مَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ كَاَنَّـمَٓا اُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعاً مِنَ الَّيْلِ مُظْلِماًۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah’a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.[27]
اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَۢ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُۜ مَا كَانُوا يَسْتَط۪يعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ
Bunlar yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamazlar. Allah’dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.[20]
ثُمَّ بَدَا لَهُمْ مِنْ بَعْدِ مَا رَاَوُا الْاٰيَاتِ لَيَسْجُنُنَّهُ حَتّٰى ح۪ينٍ۟
Sonra, kadının ailesi delilleri Yusuf’un lehinde gördüğü halde, onu bir süre için hapsetmeyi uygun buldu.[35]
لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِه۪ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۜ وَاِذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ سُٓوءاً فَلَا مَرَدَّ لَهُۚ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَالٍ
Ardında ve önünde insanoğlunu takip edenler vardır; Allah’ın emriyle onu gözetirler. Bir millet kendini bozmadıkça Allah onların durumunu değiştirmez. Allah bir milletin fenalığını dileyince artık onun önüne geçilmez. Onlar için Allah’tan başka hami de bulunmaz.[11]
لَهُمْ عَذَابٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَقُّۚ وَمَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ
Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Allah’a karşı onları bir koruyan da yoktur.[34]
اِنْ تَحْرِصْ عَلٰى هُدٰيهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ يُضِلُّ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ
Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz.[37]
قُلِ اللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا لَبِثُواۚ لَهُ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَبْصِرْ بِه۪ وَاَسْمِـعْۜ مَا لَهُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّۘ وَلَا يُشْرِكُ ف۪ي حُكْمِه۪ٓ اَحَداً
De ki: «Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O’ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz.»[26]
حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلٰى قَوْمٍ لَمْ نَجْعَلْ لَهُمْ مِنْ دُونِهَا سِتْراًۙ
Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.[90]
وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِياًّ۟
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık.[50]
وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ شُرَكَٓائِهِمْ شُفَعٰٓؤُ۬ا وَكَانُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ كَافِر۪ينَ
Koştukları ortakları artık şefaatçileri değildir; ortaklarını inkar ederler.[13]
بَلِ اتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ فَمَنْ يَهْد۪ي مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ
Hayır; zulmedenler, körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah’ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.[29]
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَٓا اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez.[17]
قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءاً اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۜ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً
De ki: «Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O’na karşı kim sizi koruyabilir? Allah’tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız.»[17]
وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلاً كَب۪يراً
İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.[47]
Yükleniyor...