Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…
1.871ayette
2.451kez geçiyor
104/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet
Kalem 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1871 ayet
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
دَٓائِبَيْنِۚ
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۚ
Gökleri ve yeri yaratan, yukardan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah’tır.[32-33]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
وَهَبَ
ل۪ي
عَلَى
الْكِبَرِ
اِسْمٰع۪يلَ
وَاِسْحٰقَۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَسَم۪يعُ
الدُّعَٓاءِ
«Kocamışken, bana İsmail ve İshak’ı veren Allah’a hamdolsun. Doğrusu Rabbim duaları işitendir.»[39]
رَبَّـنَا
اغْفِرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيَّ
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
يَوْمَ
يَقُومُ
الْحِسَابُ۟
«Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anamı babamı ve inananları bağışla.»[41]
وَلَا
تَحْسَبَنَّ
اللّٰهَ
غَافِلاً
عَمَّا
يَعْمَلُ
الظَّالِمُونَۜ
اِنَّمَا
يُؤَخِّرُهُمْ
لِيَوْمٍ
تَشْخَصُ
ف۪يهِ
الْاَبْصَارُۙ
Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma; gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları ertelemektedir.[42]
وَاَنْذِرِ
النَّاسَ
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمُ
الْعَذَابُۙ
فَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رَبَّـنَٓا
اَخِّرْنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
نُجِبْ
دَعْوَتَكَ
وَنَتَّبِـعِ
الرُّسُلَۜ
اَوَلَمْ
تَكُونُٓوا
اَقْسَمْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
زَوَالٍۙ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
وَسَكَنْتُمْ
ف۪ي
مَسَاكِنِ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَتَبَيَّنَ
لَكُمْ
كَيْفَ
فَعَلْنَا
بِهِمْ
وَضَرَبْنَا
لَكُمُ
الْاَمْثَالَ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
يَوْمَ
تُبَدَّلُ
الْاَرْضُ
غَيْرَ
الْاَرْضِ
وَالسَّمٰوَاتُ
وَبَرَزُوا
لِلّٰهِ
الْوَاحِدِ
الْقَهَّارِ
Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah’ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma; doğrusu Allah güçlüdür, öç alandır.[47-48]
هٰذَا
بَلَاغٌ
لِلنَّاسِ
وَلِيُنْذَرُوا
بِه۪
وَلِيَعْلَمُٓوا
اَنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
وَلِيَذَّكَّرَ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Bu Kuran, onunla uyarılsınlar ve tek bir Tanrı bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir.[52]
وَمَٓا
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَرْيَةٍ
اِلَّا
وَلَهَا
كِتَابٌ
مَعْلُومٌ
Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.[4]
اِنَّا
نَحْنُ
نَزَّلْنَا
الذِّكْرَ
وَاِنَّا
لَهُ
لَحَافِظُونَ
Doğrusu Kitap’ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.[9]
وَلَقَدْ
جَعَلْنَا
فِي
السَّمَٓاءِ
بُرُوجاً
وَزَيَّنَّاهَا
لِلنَّاظِر۪ينَۙ
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.[16]
وَجَعَلْنَا
لَكُمْ
ف۪يهَا
مَعَايِشَ
وَمَنْ
لَسْتُمْ
لَهُ
بِرَازِق۪ينَ
Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.[20]
وَاَرْسَلْنَا
الرِّيَاحَ
لَوَاقِـحَ
فَاَنْزَلْنَا
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ
وَمَٓا
اَنْتُمْ
لَهُ
بِخَازِن۪ينَ
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.[22]
وَاِذْ
قَالَ
رَبُّكَ
لِلْمَلٰٓئِكَةِ
اِنّ۪ي
خَالِقٌ
بَشَراً
مِنْ
صَلْصَالٍ
مِنْ
حَمَأٍ
مَسْنُونٍ
Rabbin meleklere: «Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın» demişti.[28-29]
فَاِذَا
سَوَّيْتُهُ
وَنَفَخْتُ
ف۪يهِ
مِنْ
رُوح۪ي
فَقَعُوا
لَهُ
سَاجِد۪ينَ
Rabbin meleklere: «Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın» demişti.[28-29]
قَالَ
يَٓا اِبْل۪يسُ
مَا
لَكَ
اَلَّا
تَكُونَ
مَعَ
السَّاجِد۪ينَ
Allah: «Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?» dedi.[32]
قَالَ
لَمْ
اَكُنْ
لِاَسْجُدَ
لِبَشَرٍ
خَلَقْتَهُ
مِنْ
صَلْصَالٍ
مِنْ
حَمَأٍ
مَسْنُونٍ
O: «Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem» dedi.[33]
قَالَ
رَبِّ
بِمَٓا
اَغْوَيْتَن۪ي
لَاُزَيِّنَنَّ
لَهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
«Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım» dedi.[39-40]
اِنَّ
عِبَاد۪ي
لَيْسَ
لَكَ
عَلَيْهِمْ
سُلْطَانٌ
اِلَّا
مَنِ
اتَّبَعَكَ
مِنَ
الْغَاو۪ينَ
Allah şöyle dedi: «Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır.»[41-42]
لَهَا
سَبْعَةُ
اَبْوَابٍۜ
لِكُلِّ
بَابٍ
مِنْهُمْ
جُزْءٌ
مَقْسُومٌ۟
O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.[44]
Yükleniyor...