Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…
1.871ayette
2.451kez geçiyor
104/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet
Kalem 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1871 ayet
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَهُمْ
جَنَّاتُ
النَّع۪يمِۙ
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah’ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim’dir.[8-9]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
لُقْمٰنَ
الْحِكْمَةَ
اَنِ
اشْكُرْ
لِلّٰهِۜ
وَمَنْ
يَشْكُرْ
فَاِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
كَفَرَ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَنِيٌّ
حَم۪يدٌ
And olsun ki, Lokman’a, Allah’a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.[12]
وَاِذْ
قَالَ
لُقْمٰنُ
لِابْنِه۪
وَهُوَ
يَعِظُهُ
يَا بُنَيَّ
لَا
تُشْرِكْ
بِاللّٰهِۜ
اِنَّ
الشِّرْكَ
لَظُلْمٌ
عَظ۪يمٌ
Lokman, oğluna öğüt vererek: «Ey oğulcuğum! Allah’a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür» demişti.[13]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِۚ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
وَهْناً
عَلٰى
وَهْنٍ
وَفِصَالُهُ
ف۪ي
عَامَيْنِ
اَنِ
اشْكُرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيْكَۜ
اِلَيَّ
الْمَص۪يرُ
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana’dır.[14]
وَاِنْ
جَاهَدَاكَ
عَلٰٓى
اَنْ
تُشْرِكَ
ب۪ي
مَا
لَيْسَ
لَكَ
بِه۪
عِلْمٌ
فَلَا
تُطِعْهُمَا
وَصَاحِبْهُمَا
فِي
الدُّنْيَا
مَعْرُوفاًۘ
وَاتَّبِعْ
سَب۪يلَ
مَنْ
اَنَابَ
اِلَيَّۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana’dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.[15]
وَلَا
تُصَعِّرْ
خَدَّكَ
لِلنَّاسِ
وَلَا
تَمْشِ
فِي
الْاَرْضِ
مَرَحاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
كُلَّ
مُخْتَالٍ
فَخُورٍۚ
«İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez.»[18]
اَلَمْ
تَرَوْا
اَنَّ
اللّٰهَ
سَخَّرَ
لَكُمْ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَاَسْبَغَ
عَلَيْكُمْ
نِعَمَهُ
ظَاهِرَةً
وَبَاطِنَةًۜ
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يُجَادِلُ
فِي
اللّٰهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَلَا
هُدًى
وَلَا
كِتَابٍ
مُن۪يرٍ
Allah’ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.[20]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّبِعُوا
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
قَالُوا
بَلْ
نَتَّبِعُ
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
الشَّيْطَانُ
يَدْعُوهُمْ
اِلٰى
عَذَابِ
السَّع۪يرِ
Onlara, «Allah’ın indirdiğine uyun» denince: «Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız» derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?[21]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
اللّٰهُۜ
قُلِ
الْحَمْدُ
لِلّٰهِۜ
بَلْ
اَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
And olsun ki onlara: Gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan, Allahtır derler. De ki: Hamd Allaha mahsustur, ama çoğu bilmezler.[25]
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
الْغَنِيُّ
الْحَم۪يدُ
Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.[26]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
الْفُلْكَ
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِنِعْمَتِ
اللّٰهِ
لِيُرِيَكُمْ
مِنْ
اٰيَاتِه۪ۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِكُلِّ
صَبَّارٍ
شَكُورٍ
Gemilerin denizde Allah’ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.[31]
وَاِذَا
غَشِيَهُمْ
مَوْجٌ
كَالظُّلَلِ
دَعَوُا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَۚ
فَلَمَّا
نَجّٰيهُمْ
اِلَى
الْبَرِّ
فَمِنْهُمْ
مُقْتَصِدٌۜ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِلَّا
كُلُّ
خَتَّارٍ
كَفُورٍ
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.[32]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۜ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
شَف۪يعٍۜ
اَفَلَا
تَتَذَكَّرُونَ
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah’tır. O’ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?[4]
ثُمَّ
سَوّٰيهُ
وَنَفَخَ
ف۪يهِ
مِنْ
رُوحِه۪
وَجَعَلَ
لَكُمُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَالْاَفْـِٔدَةَۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَشْكُرُونَ
Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah’tır. Size kulaklar, gözler, kalbler verilmiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.[7-9]
فَلَا
تَعْلَمُ
نَفْسٌ
مَٓا
اُخْفِيَ
لَهُمْ
مِنْ
قُرَّةِ
اَعْيُنٍۚ
جَزَٓاءً
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez.[17]
اَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
فَلَهُمْ
جَنَّاتُ
الْمَأْوٰىۘ
نُزُلاً
بِمَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
İnanıp yararlı iş işleyenlere gelince, onların yaptıklarına karşılık, varacakları cennet konakları vardır.[19]
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
فَسَقُوا
فَمَأْوٰيهُمُ
النَّارُۜ
كُلَّمَٓا
اَرَادُٓوا
اَنْ
يَخْرُجُوا
مِنْهَٓا
اُع۪يدُوا
ف۪يهَا
وَق۪يلَ
لَهُمْ
ذُوقُوا
عَذَابَ
النَّارِ
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تُكَذِّبُونَ
Ama yoldan çıkanların, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: «Yalanlayıp, durduğunuz ateşin azabını tadın» denir.[20]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
فَلَا
تَكُنْ
ف۪ي
مِرْيَةٍ
مِنْ
لِقَٓائِه۪
وَجَعَلْنَاهُ
هُدًى
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
And olsun ki Musa’ya Kitap verdik; Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Musa’ya verdiğimizi İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık.[23]
اَوَلَمْ
يَهْدِ
لَهُمْ
كَمْ
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنَ
الْقُرُونِ
يَمْشُونَ
ف۪ي
مَسَاكِنِهِمْۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍۜ
اَفَلَا
يَسْمَعُونَ
Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevketmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi?[26]
مَا
جَعَلَ
اللّٰهُ
لِرَجُلٍ
مِنْ
قَلْبَيْنِ
ف۪ي
جَوْفِه۪ۚ
وَمَا
جَعَلَ
اَزْوَاجَكُمُ
الّٰٓئ۪
تُظَاهِرُونَ
مِنْهُنَّ
اُمَّهَاتِكُمْۚ
وَمَا
جَعَلَ
اَدْعِيَٓاءَكُمْ
اَبْنَٓاءَكُمْۜ
ذٰلِكُمْ
قَوْلُكُمْ
بِاَفْوَاهِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
يَقُولُ
الْحَقَّ
وَهُوَ
يَهْدِي
السَّب۪يلَ
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.[4]
Yükleniyor...