Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…
1.871ayette
2.451kez geçiyor
104/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet
Kalem 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
1871 ayet
قُلْ
اِنّ۪ي
لَٓا
اَمْلِكُ
لَكُمْ
ضَراًّ
وَلَا
رَشَداً
De ki: «Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim.»[21]
اِلَّا
بَلَاغاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِسَالَاتِه۪ۜ
وَمَنْ
يَعْصِ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
فَاِنَّ
لَهُ
نَارَ
جَهَنَّمَ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اَبَداًۜ
«Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O’nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah’a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır.»[23]
قُلْ
اِنْ
اَدْر۪ٓي
اَقَر۪يبٌ
مَا
تُوعَدُونَ
اَمْ
يَجْعَلُ
لَهُ
رَبّ۪ٓي
اَمَداً
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem.»[25]
اِنَّ
لَكَ
فِي
النَّهَارِ
سَبْحاً
طَو۪يلاًۜ
Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.[7]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَعْلَمُ
اَنَّكَ
تَقُومُ
اَدْنٰى
مِنْ
ثُلُثَيِ
الَّيْلِ
وَنِصْفَهُ
وَثُلُثَهُ
وَطَٓائِفَةٌ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
مَعَكَۜ
وَاللّٰهُ
يُقَدِّرُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۜ
عَلِمَ
اَنْ
لَنْ
تُحْصُوهُ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنَ
الْقُرْاٰنِۜ
عَلِمَ
اَنْ
سَيَكُونُ
مِنْكُمْ
مَرْضٰىۙ
وَاٰخَرُونَ
يَضْرِبُونَ
فِي
الْاَرْضِ
يَبْتَغُونَ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِۙ
وَاٰخَرُونَ
يُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۘ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنْهُۙ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاَقْرِضُوا
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناًۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
هُوَ
خَيْراً
وَاَعْظَمَ
اَجْراًۜ
وَاسْتَغْفِرُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.[20]
وَجَعَلْتُ
لَهُ
مَالاً
مَمْدُوداًۙ
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.[11-14]
وَمَهَّدْتُ
لَهُ
تَمْه۪يداًۙ
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.[11-14]
كَلَّاۜ
اِنَّهُ
كَانَ
لِاٰيَاتِنَا
عَن۪يداًۜ
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.[16]
وَمَا
جَعَلْنَٓا
اَصْحَابَ
النَّارِ
اِلَّا
مَلٰٓئِكَةًۖ
وَمَا
جَعَلْنَا
عِدَّتَهُمْ
اِلَّا
فِتْنَةً
لِلَّذ۪ينَ
كَـفَرُواۙ
لِيَسْتَيْقِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَيَزْدَادَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
ا۪يمَاناً
وَلَا
يَرْتَابَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
وَالْمُؤْمِنُونَۙ
وَلِيَقُولَ
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْـكَافِرُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَـهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
يَعْلَمُ
جُنُودَ
رَبِّكَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَمَا
هِيَ
اِلَّا
ذِكْرٰى
لِلْبَشَرِ۟
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: «Allah bu misalle neyi muradetti?» desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.[31]
نَذ۪يراً
لِلْبَشَرِۙ
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.[32-37]
لِمَنْ
شَٓاءَ
مِنْكُمْ
اَنْ
يَتَقَدَّمَ
اَوْ
يَتَاَخَّرَۜ
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.[32-37]
فَمَا
لَهُمْ
عَنِ
التَّذْكِرَةِ
مُعْرِض۪ينَۙ
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?[49]
ثُمَّ
اَوْلٰى
لَكَ
فَاَوْلٰىۜ
Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar![35]
اِنَّٓا
اَعْتَدْنَا
لِلْـكَافِر۪ينَ
سَلَاسِلَا۬
وَاَغْلَالاً
وَسَع۪يراً
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.[4]
اِنَّمَا
نُطْعِمُكُمْ
لِوَجْهِ
اللّٰهِ
لَا
نُر۪يدُ
مِنْكُمْ
جَزَٓاءً
وَلَا
شُكُوراً
«Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız» derler.[9-10]
اِنَّ
هٰذَا
كَانَ
لَـكُمْ
جَزَٓاءً
وَكَانَ
سَعْيُكُمْ
مَشْكُوراً۟
«İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer» denir.[22]
فَاصْبِرْ
لِحُكْمِ
رَبِّكَ
وَلَا
تُطِعْ
مِنْهُمْ
اٰثِماً
اَوْ
كَفُوراًۚ
Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.[24]
Yükleniyor...