Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…
1.871ayette
2.451kez geçiyor
104/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet
Kalem 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Zuhruf suresi ✕ Süzgeci kaldır
26 ayet
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
مَهْداً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
ف۪يهَا
سُبُلاً
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَۚ
O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.[10]
وَالَّذ۪ي
خَلَقَ
الْاَزْوَاجَ
كُلَّهَا
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْفُلْكِ
وَالْاَنْعَامِ
مَا
تَرْكَبُونَۙ
Her sınıf varlığı yaratan O’dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz» demeniz içindir.[12-14]
لِتَسْتَوُ۫ا
عَلٰى
ظُهُورِه۪
ثُمَّ
تَذْكُرُوا
نِعْمَةَ
رَبِّكُمْ
اِذَا
اسْتَوَيْتُمْ
عَلَيْهِ
وَتَقُولُوا
سُبْحَانَ
الَّذ۪ي
سَخَّرَ
لَنَا
هٰذَا
وَمَا
كُنَّا
لَهُ
مُقْرِن۪ينَۙ
Her sınıf varlığı yaratan O’dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz» demeniz içindir.[12-14]
وَجَعَلُوا
لَهُ
مِنْ
عِبَادِه۪
جُزْءاًۜ
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لَكَفُورٌ
مُب۪ينٌۜ
Ama inkarcılar O’na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.[15]
وَاِذَا
بُشِّرَ
اَحَدُهُمْ
بِمَا
ضَرَبَ
لِلرَّحْمٰنِ
مَثَلاً
ظَلَّ
وَجْهُهُ
مُسْوَداًّ
وَهُوَ
كَظ۪يمٌ
Ama Rahman olan Allah’a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir.[17]
وَقَالُوا
لَوْ
شَٓاءَ
الرَّحْمٰنُ
مَا
عَبَدْنَاهُمْۜ
مَا
لَهُمْ
بِذٰلِكَ
مِنْ
عِلْمٍۗ
اِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَخْرُصُونَۜ
«Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik» derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar.[20]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
لِاَب۪يهِ
وَقَوْمِه۪ٓ
اِنَّن۪ي
بَرَٓاءٌ
مِمَّا
تَعْبُدُونَۙ
İbrahim, babasına ve milletine demişti ki: «Beni yaratan hariç, sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O’dur.»[26-27]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
يَكُونَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
لَجَعَلْنَا
لِمَنْ
يَكْفُرُ
بِالرَّحْمٰنِ
لِبُيُوتِهِمْ
سُقُفاً
مِنْ
فِضَّةٍ
وَمَعَارِجَ
عَلَيْهَا
يَظْهَرُونَۙ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.[33-35]
وَلِبُيُوتِهِمْ
اَبْوَاباً
وَسُرُراً
عَلَيْهَا
يَتَّكِؤُ۫نَۙ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.[33-35]
وَزُخْرُفاًۜ
وَاِنْ
كُلُّ
ذٰلِكَ
لَمَّا
مَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۜ
وَالْاٰخِرَةُ
عِنْدَ
رَبِّكَ
لِلْمُتَّق۪ينَ۟
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.[33-35]
وَمَنْ
يَعْشُ
عَنْ
ذِكْرِ
الرَّحْمٰنِ
نُقَيِّضْ
لَهُ
شَيْطَاناً
فَهُوَ
لَهُ
قَر۪ينٌ
Rahman olan Allah’ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz.[36]
وَاِنَّهُ
لَذِكْرٌ
لَكَ
وَلِقَوْمِكَۚ
وَسَوْفَ
تُسْـَٔلُونَ
Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.[44]
وَقَالُوا
يَٓا اَيُّهَ
السَّاحِرُ
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
بِمَا
عَهِدَ
عِنْدَكَ
اِنَّـنَا
لَمُهْتَدُونَ
«Ey Sihirbaz! Sana verdiği ahde göre Rabbine bizim için yalvar da doğru yola erişelim» dediler.[49]
وَنَادٰى
فِرْعَوْنُ
ف۪ي
قَوْمِه۪
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَلَيْسَ
ل۪ي
مُلْكُ
مِصْرَ
وَهٰذِهِ
الْاَنْهَارُ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْت۪يۚ
اَفَلَا
تُبْصِرُونَۜ
Firavun, milletine şöyle seslendi: «Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?»[51]
فَجَعَلْنَاهُمْ
سَلَفاً
وَمَثَلاً
لِلْاٰخِر۪ينَ۟
Onları, sonradan gelecek inkarcılara ibret alınacak bir geçmiş kıldık.[56]
وَقَالُٓوا
ءَاٰلِهَتُنَا
خَيْرٌ
اَمْ
هُوَۜ
مَا
ضَرَبُوهُ
لَكَ
اِلَّا
جَدَلاًۜ
بَلْ
هُمْ
قَوْمٌ
خَصِمُونَ
«Bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?» dediler. Sana böyle söylemeleri, sadece, tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz kavgacı bir millettir.[58]
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
عَبْدٌ
اَنْعَمْنَا
عَلَيْهِ
وَجَعَلْنَاهُ
مَثَلاً
لِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪ـلَۜ
Meryemoğlu, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.[59]
وَاِنَّهُ
لَعِلْمٌ
لِلسَّاعَةِ
فَلَا
تَمْتَرُنَّ
بِهَا
وَاتَّبِعُونِۜ
هٰذَا
صِرَاطٌ
مُسْتَق۪يمٌ
O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur.[61]
وَلَا
يَصُدَّنَّكُمُ
الشَّيْطَانُۚ
اِنَّهُ
لَكُمْ
عَدُوٌّ
مُب۪ينٌ
Sakın şeytan sizi bu yoldan alıkoymasın; şüphesiz o size apaçık bir düşmandır.[62]
وَلَمَّا
جَٓاءَ
ع۪يسٰى
بِالْبَيِّنَاتِ
قَالَ
قَدْ
جِئْتُكُمْ
بِالْحِكْمَةِ
وَلِاُبَيِّنَ
لَكُمْ
بَعْضَ
الَّذ۪ي
تَخْتَلِفُونَ
ف۪يهِۚ
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِ
İsa, belgeleri getirdiği zaman demişti ki: «Size hikmetle ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. Allah’a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin.»[63]
Yükleniyor...