Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…
1.871ayette
2.451kez geçiyor
104/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet
Kalem 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Ahkâf suresi ✕ Süzgeci kaldır
15 ayet
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَرُون۪ي
مَاذَا
خَلَقُوا
مِنَ
الْاَرْضِ
اَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِي
السَّمٰوَاتِۜ
ا۪يتُون۪ي
بِكِتَابٍ
مِنْ
قَبْلِ
هٰذَٓا
اَوْ
اَثَارَةٍ
مِنْ
عِلْمٍ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki: «Allah’ı bırakıp taptığınız şeyleri görüyor musunuz? Yeryüzünde ne yaratmışlar bana göstersenize! Yoksa Allah’la ortaklıkları göklerde midir? Eğer doğru sözlü iseniz, size indirilmiş bir kitap veya intikal etmiş bir bilgi kalıntısı varsa bana getirin.»[4]
وَمَنْ
اَضَلُّ
مِمَّنْ
يَدْعُوا
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَنْ
لَا
يَسْتَج۪يبُ
لَـهُٓ
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِ
وَهُمْ
عَنْ
دُعَٓائِهِمْ
غَافِلُونَ
Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kimdir? Çünkü, yalvardıkları şeyler yalvarışlarından habersizdirler.[5]
وَاِذَا
حُشِرَ
النَّاسُ
كَانُوا
لَهُمْ
اَعْدَٓاءً
وَكَانُوا
بِعِبَادَتِهِمْ
كَافِر۪ينَ
Ama, insanlar kıyamet günü toplatılınca, putları onlara düşman olurlar ve tapınmalarını inkar ederler.[6]
وَاِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتُنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلْحَقِّ
لَمَّا
جَٓاءَهُمْۙ
هٰذَا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌۜ
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman inkar edenler, kendilerine gelen gerçek için: «Bu, apaçık bir büyüdür» derler.[7]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۜ
قُلْ
اِنِ
افْتَرَيْتُهُ
فَلَا
تَمْلِكُونَ
ل۪ي
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِمَا
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
كَفٰى
بِه۪
شَه۪يداً
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Veya, «onu uydurdu» derler. De ki: «Eğer onu uydurdumsa, beni Allah’a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir.»[8]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَوْ
كَانَ
خَيْراً
مَا
سَبَقُونَٓا
اِلَيْهِۜ
وَاِذْ
لَمْ
يَهْتَدُوا
بِه۪
فَسَيَقُولُونَ
هٰذَٓا
اِفْكٌ
قَد۪يمٌ
İnkar edenler, inananlar için: «Eğer İslamiyet’te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi» derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, «Bu, eski bir uydurmadır» derler.[11]
وَمِنْ
قَبْلِه۪
كِتَابُ
مُوسٰٓى
اِمَاماً
وَرَحْمَةًۜ
وَهٰذَا
كِتَابٌ
مُصَدِّقٌ
لِسَاناً
عَرَبِياًّ
لِيُنْذِرَ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُواۗ
وَبُشْرٰى
لِلْمُحْسِن۪ينَ
Kuran’dan önce, Musa’nın kitabı (Tevrat), bir rahmet ve rehberdi. Bu Kuran da, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitap’dır.[12]
وَوَصَّيْنَا
الْاِنْسَانَ
بِوَالِدَيْهِ
اِحْسَاناًۜ
حَمَلَتْهُ
اُمُّهُ
كُرْهاً
وَوَضَعَتْهُ
كُرْهاًۜ
وَحَمْلُهُ
وَفِصَالُهُ
ثَلٰثُونَ
شَهْراًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
اَشُدَّهُ
وَبَلَغَ
اَرْبَع۪ينَ
سَنَةًۙ
قَالَ
رَبِّ
اَوْزِعْن۪ٓي
اَنْ
اَشْكُرَ
نِعْمَتَكَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
وَعَلٰى
وَالِدَيَّ
وَاَنْ
اَعْمَلَ
صَالِحاً
تَرْضٰيهُ
وَاَصْلِحْ
ل۪ي
ف۪ي
ذُرِّيَّت۪يۚ
اِنّ۪ي
تُبْتُ
اِلَيْكَ
وَاِنّ۪ي
مِنَ
الْمُسْلِم۪ينَ
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluğa uğrayarak taşımış; onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: «Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim» demesi gerekir.[15]
وَالَّذ۪ي
قَالَ
لِوَالِدَيْهِ
اُفٍّ
لَكُمَٓا
اَتَعِدَانِن۪ٓي
اَنْ
اُخْرَجَ
وَقَدْ
خَلَتِ
الْقُرُونُ
مِنْ
قَبْل۪ي
وَهُمَا
يَسْتَغ۪يثَانِ
اللّٰهَ
وَيْلَكَ
اٰمِنْۗ
اِنَّ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقٌّۚ
فَيَقُولُ
مَا
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Annesine babasına: «Of ikinizden; benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni tekrar diriltilmemle mi tehdit ediyorsunuz?» diyen kimseye, anne babası Allah’a sığınarak: «Sana yazıklar olsun! İnan; doğrusu Allah’ın sözü gerçektir» dedikleri halde: «Bu, Kuran öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» diye cevap verenler işte onlar kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde, Allah’ın azap vadinin aleyhlerinde gerçekleştiği kimselerdir. Doğrusu onlar hüsranda olanlardır.[17-18]
وَلِكُلٍّ
دَرَجَاتٌ
مِمَّا
عَمِلُواۚ
وَلِيُوَفِّيَهُمْ
اَعْمَالَهُمْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
İşlediklerinden ötürü herkesin bir derecesi vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz.[19]
وَلَقَدْ
مَكَّنَّاهُمْ
ف۪يمَٓا
اِنْ
مَكَّنَّاكُمْ
ف۪يهِ
وَجَعَلْنَا
لَهُمْ
سَمْعاً
وَاَبْصَاراً
وَاَفْـِٔدَةًۘ
فَمَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُمْ
سَمْعُهُمْ
وَلَٓا
اَبْصَارُهُمْ
وَلَٓا
اَفْـِٔدَتُهُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
اِذْ
كَانُوا
يَجْحَدُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَحَاقَ
بِهِمْ
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
And olsun ki onlara, size vermediğimiz servet ve imkanı vermiştik. Onlara kulaklar, gözler ve kalbler vermiştik; ama kulakları, gözleri ve kalbleri onlara bir fayda sağlamadı, zira, Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlardı, alaya aldıkları şeyler onları kuşatıp yokediverdi.[26]
قَالُوا
يَا قَوْمَنَٓا
اِنَّا
سَمِعْنَا
كِتَاباً
اُنْزِلَ
مِنْ
بَعْدِ
مُوسٰى
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الْحَقِّ
وَاِلٰى
طَر۪يقٍ
مُسْتَق۪يمٍ
Şöyle dediler: «Ey milletimiz! Doğrusu biz, Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan, gerçeği ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik.»[30]
يَا قَوْمَنَٓا
اَج۪يبُوا
دَاعِيَ
اللّٰهِ
وَاٰمِنُوا
بِه۪
يَغْفِرْ
لَكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُجِرْكُمْ
مِنْ
عَذَابٍ
اَل۪يمٍ
«Ey milletimiz! Allah’a çağırana (Muhammed’e) uyun ve O’na inanın da Allah da sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı azabdan korusun.»[31]
وَمَنْ
لَا
يُجِبْ
دَاعِيَ
اللّٰهِ
فَلَيْسَ
بِمُعْجِزٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَيْسَ
لَهُ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اَوْلِيَٓاءُۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Allah’a çağırana uymayan kimse bilsin ki, Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamaz; onların O’ndan başka dostları da bulunmaz; işte onlar apaçık sapıklıktadırlar.[32]
فَاصْبِرْ
كَمَا
صَبَرَ
اُو۬لُوا
الْعَزْمِ
مِنَ
الرُّسُلِ
وَلَا
تَسْتَعْجِلْ
لَهُمْۜ
كَاَنَّهُمْ
يَوْمَ
يَرَوْنَ
مَا
يُوعَدُونَۙ
لَمْ
يَلْبَثُٓوا
اِلَّا
سَاعَةً
مِنْ
نَهَارٍۜ
بَلَاغٌۚ
فَهَلْ
يُهْلَكُ
اِلَّا
الْقَوْمُ
الْفَاسِقُونَ
Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; inkarcılar için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?[35]
Yükleniyor...