Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
279ayette
319kez geçiyor
61/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet
Müddessir 31
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Fâtır suresi ✕ Süzgeci kaldır
4 ayet
اِنَّ
الشَّيْطَانَ
لَكُمْ
عَدُوٌّ
فَاتَّخِذُوهُ
عَدُواًّۜ
اِنَّمَا
يَدْعُوا
حِزْبَهُ
لِيَكُونُوا
مِنْ
اَصْحَابِ
السَّع۪يرِۜ
Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır.[6]
وَمَا
يَسْتَوِي
الْبَحْرَانِۗ
هٰذَا
عَذْبٌ
فُرَاتٌ
سَٓائِـغٌ
شَرَابُهُ
وَهٰذَا
مِلْحٌ
اُجَاجٌۜ
وَمِنْ
كُلٍّ
تَأْكُلُونَ
لَحْماً
طَرِياًّ
وَتَسْتَخْرِجُونَ
حِلْيَةً
تَلْبَسُونَهَاۚ
وَتَرَى
الْفُلْكَ
ف۪يهِ
مَوَاخِرَ
لِتَبْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِه۪
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
İki deniz bir değildir. Birinin suyu tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yersiniz; takındığınız süsler çıkarırsınız; Allah’ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.[12]
لِيُوَفِّيَهُمْ
اُجُورَهُمْ
وَيَز۪يدَهُمْ
مِنْ
فَضْلِه۪ۜ
اِنَّهُ
غَفُورٌ
شَكُورٌ
Çünkü Allah bu kimselerin ecirlerini tam verir ve lütfu ile arttırır. Doğrusu O, bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir.[30]
اَوَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
وَكَانُٓوا
اَشَدَّ
مِنْهُمْ
قُوَّةًۜ
وَمَا
كَانَ
اللّٰهُ
لِيُعْجِزَهُ
مِنْ
شَيْءٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَل۪يماً
قَد۪يراً
Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Onlar, kendilerinden daha kuvvetliydiler. Göklerde ve yerde Allah’ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, Kadir olandır.[44]
Yükleniyor...