Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
Lamu Tekid: Pekiştirme lamı: elbette, mutlaka
810ayette
1.001kez geçiyor
86/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %76 · Medenî %24
İlk inen ayet
Alak 6
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Ra’d suresi ✕ Süzgeci kaldır
10 ayet
وَهُوَ
الَّذ۪ي
مَدَّ
الْاَرْضَ
وَجَعَلَ
ف۪يهَا
رَوَاسِيَ
وَاَنْهَاراًۜ
وَمِنْ
كُلِّ
الثَّمَرَاتِ
جَعَلَ
ف۪يهَا
زَوْجَيْنِ
اثْنَيْنِ
يُغْشِي
الَّيْلَ
النَّهَارَۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.[3]
وَفِي
الْاَرْضِ
قِطَعٌ
مُتَجَاوِرَاتٌ
وَجَنَّاتٌ
مِنْ
اَعْنَابٍ
وَزَرْعٌ
وَنَخ۪يلٌ
صِنْوَانٌ
وَغَيْرُ
صِنْوَانٍ
يُسْقٰى
بِمَٓاءٍ
وَاحِدٍ۠
وَنُفَضِّلُ
بَعْضَهَا
عَلٰى
بَعْضٍ
فِي
الْاُكُلِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu toprak parçaları, tek ve çok köklü üzüm bağları, ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen kimseler için bunda ibretler vardır.[4]
وَاِنْ
تَعْجَبْ
فَعَجَبٌ
قَوْلُهُمْ
ءَاِذَا
كُنَّا
تُرَاباً
ءَاِنَّا
لَف۪ي
خَلْقٍ
جَد۪يدٍۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِرَبِّهِمْۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
الْاَغْلَالُ
ف۪ٓي
اَعْنَاقِهِمْۚ
وَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Şaşacaksan, onların: «Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?» demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.[5]
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِالسَّيِّئَةِ
قَبْلَ
الْحَسَنَةِ
وَقَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِمُ
الْمَثُلَاتُۜ
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَذُو
مَغْفِرَةٍ
لِلنَّاسِ
عَلٰى
ظُلْمِهِمْۚ
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَشَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Puta tapanlar senden, iyilikten önce kötülük isterler, oysa onlardan önce nice ibret alınacak cezalar verilmiştir. Doğrusu Rabbinin, insanların zulümlerine rağmen onlara mağfireti vardır. Rabbinin cezalandırması çetindir.[6]
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَجَابُوا
لِرَبِّهِمُ
الْحُسْنٰىۜ
وَالَّذ۪ينَ
لَمْ
يَسْتَج۪يبُوا
لَهُ
لَوْ
اَنَّ
لَهُمْ
مَا
فِي
الْاَرْضِ
جَم۪يعاً
وَمِثْلَهُ
مَعَهُ
لَافْتَدَوْا
بِه۪ۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
سُٓوءُ
الْحِسَابِۙ
وَمَأْوٰيهُمْ
جَهَنَّمُۜ
وَبِئْسَ
الْمِهَادُ۟
Rablerinin çağrısına gelenlere en güzel karşılık vardır. O’nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve daha bir katı onların olsa, kurtulmak için fidye verirlerdi. İşte hesapları kötü olanlar bunlardır. Varacakları yer cehennemdir; ne kötü konaktır![18]
وَلَوْ
اَنَّ
قُرْاٰناً
سُيِّرَتْ
بِهِ
الْجِبَالُ
اَوْ
قُطِّعَتْ
بِهِ
الْاَرْضُ
اَوْ
كُلِّمَ
بِهِ
الْمَوْتٰىۜ
بَلْ
لِلّٰهِ
الْاَمْرُ
جَم۪يعاًۜ
اَفَلَمْ
يَايْـَٔسِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
لَهَدَى
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَا
يَزَالُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
تُص۪يبُهُمْ
بِمَا
صَنَعُوا
قَارِعَةٌ
اَوْ
تَحُلُّ
قَر۪يباً
مِنْ
دَارِهِمْ
حَتّٰى
يَأْتِيَ
وَعْدُ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah’a aittir. İnananların, «Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir» gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.[31]
وَلَقَدِ
اسْتُهْزِئَ
بِرُسُلٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
فَاَمْلَيْتُ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ثُمَّ
اَخَذْتُهُمْ۠
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?[32]
لَهُمْ
عَذَابٌ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَلَعَذَابُ
الْاٰخِرَةِ
اَشَقُّۚ
وَمَا
لَهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
وَاقٍ
Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Allah’a karşı onları bir koruyan da yoktur.[34]
وَكَذٰلِكَ
اَنْزَلْنَاهُ
حُكْماً
عَرَبِياًّۜ
وَلَئِنِ
اتَّبَعْتَ
اَهْوَٓاءَهُمْ
بَعْدَ مَا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْعِلْمِۙ
مَا
لَكَ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
وَلِيٍّ
وَلَا
وَاقٍ۟
Böylece Biz Kuran’ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.[37]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
رُسُلاً
مِنْ
قَبْلِكَ
وَجَعَلْنَا
لَهُمْ
اَزْوَاجاً
وَذُرِّيَّةًۜ
وَمَا
كَانَ
لِرَسُولٍ
اَنْ
يَأْتِيَ
بِاٰيَةٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
لِكُلِّ
اَجَلٍ
كِتَابٌ
And olsun ki, senden önce nice peygamberler gönderdik; onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir ayet getiremez. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır.[38]
Yükleniyor...