Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
2.579ayette
3.849kez geçiyor
107/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet
Alak 6
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
2579 ayet
وَالطَّيْرَ
مَحْشُورَةًۜ
كُلٌّ
لَـهُٓ
اَوَّابٌ
Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.[18-19]
اِنَّ
هٰذَٓا
اَخ۪ي
لَهُ
تِسْعٌ
وَتِسْعُونَ
نَعْجَةً
وَلِيَ
نَعْجَةٌ
وَاحِدَةٌ
فَقَالَ
اَكْفِلْن۪يهَا
وَعَزَّن۪ي
فِي
الْخِطَابِ
«Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O’nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi.»[23]
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
اِلٰى
نِعَاجِه۪ۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
الْخُلَطَٓاءِ
لَيَبْغ۪ي
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
وَقَل۪يلٌ
مَا
هُمْۜ
وَظَنَّ
دَاوُ۫دُ
اَنَّمَا
فَتَنَّاهُ
فَاسْتَغْفَرَ
رَبَّهُ
وَخَرَّ
رَاكِعاً
وَاَنَابَ ۩
Davud: «And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!» demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti.[24]
فَغَفَرْنَا
لَهُ
ذٰلِكَۜ
وَاِنَّ
لَهُ
عِنْدَنَا
لَزُلْفٰى
وَحُسْنَ
مَاٰبٍ
Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.[25]
يَا دَاوُ۫دُ
اِنَّا
جَعَلْنَاكَ
خَل۪يفَةً
فِي
الْاَرْضِ
فَاحْكُمْ
بَيْنَ
النَّاسِ
بِالْحَقِّ
وَلَا
تَتَّبِعِ
الْهَوٰى
فَيُضِلَّكَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَضِلُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
لَهُمْ
عَذَابٌ
شَد۪يدٌ
بِمَا
نَسُوا
يَوْمَ
الْحِسَابِ۟
Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah’ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.[26]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمَٓاءَ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
بَاطِلاًۜ
ذٰلِكَ
ظَنُّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۚ
فَوَيْلٌ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنَ
النَّارِۜ
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline![27]
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
اِلَيْكَ
مُبَارَكٌ
لِيَدَّبَّرُٓوا
اٰيَاتِه۪
وَلِيَتَذَكَّرَ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.[29]
وَوَهَبْنَا
لِدَاوُ۫دَ
سُلَيْمٰنَۜ
نِعْمَ
الْعَبْدُۜ
اِنَّهُٓ
اَوَّابٌۜ
Davud’a Süleyman’ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah’a yönelirdi.[30]
وَلَقَدْ
فَتَنَّا
سُلَيْمٰنَ
وَاَلْقَيْنَا
عَلٰى
كُرْسِيِّه۪
جَسَداً
ثُمَّ
اَنَابَ
And olsun ki Süleyman’ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.[34]
قَالَ
رَبِّ
اغْفِرْ
ل۪ي
وَهَبْ
ل۪ي
مُلْكاً
لَا
يَنْبَغ۪ي
لِاَحَدٍ
مِنْ
بَعْد۪يۚ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْوَهَّابُ
Süleyman: «Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın» dedi.[35]
فَسَخَّرْنَا
لَهُ
الرّ۪يحَ
تَجْر۪ي
بِاَمْرِه۪
رُخَٓاءً
حَيْثُ
اَصَابَۙ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.[36-38]
وَاِنَّ
لَهُ
عِنْدَنَا
لَزُلْفٰى
وَحُسْنَ
مَاٰبٍ۟
Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.[40]
وَوَهَبْنَا
لَهُٓ
اَهْلَهُ
وَمِثْلَهُمْ
مَعَهُمْ
رَحْمَةً
مِنَّا
وَذِكْرٰى
لِاُو۬لِي
الْاَلْبَابِ
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.[43]
وَاِنَّهُمْ
عِنْدَنَا
لَمِنَ
الْمُصْطَفَيْنَ
الْاَخْيَارِ
Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.[47]
هٰذَا
ذِكْرٌۜ
وَاِنَّ
لِلْمُتَّق۪ينَ
لَحُسْنَ
مَاٰبٍۙ
İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.[49]
جَنَّاتِ
عَدْنٍ
مُفَتَّحَةً
لَهُمُ
الْاَبْوَابُۚ
Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.[50]
هٰذَا
مَا
تُوعَدُونَ
لِيَوْمِ
الْحِسَابِ
İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.[53]
اِنَّ
هٰذَا
لَرِزْقُنَا
مَا
لَهُ
مِنْ
نَفَادٍۚ
Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.[54]
هٰذَاۜ
وَاِنَّ
لِلطَّاغ۪ينَ
لَشَرَّ
مَاٰبٍۙ
Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.[55]
هٰذَاۙ
فَلْيَذُوقُوهُ
حَم۪يمٌ
وَغَسَّاقٌۙ
İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.[57]
Yükleniyor...