Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
2.579ayette
3.849kez geçiyor
107/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet
Alak 6
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Yûnus suresi ✕ Süzgeci kaldır
54 ayet
قَالُٓوا
اَجِئْتَنَا
لِتَلْفِتَنَا
عَمَّا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَا
وَتَكُونَ
لَكُمَا
الْكِبْرِيَٓاءُ
فِي
الْاَرْضِۜ
وَمَا
نَحْنُ
لَكُمَا
بِمُؤْمِن۪ينَ
«Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz» dediler.[78]
فَلَمَّا
جَٓاءَ
السَّحَرَةُ
قَالَ
لَهُمْ
مُوسٰٓى
اَلْقُوا
مَٓا
اَنْتُمْ
مُلْقُونَ
Sihirbazlar gelince Musa onlara: «Atacağınızı atın» dedi.[80]
فَمَٓا
اٰمَنَ
لِمُوسٰٓى
اِلَّا
ذُرِّيَّةٌ
مِنْ
قَوْمِه۪
عَلٰى
خَوْفٍ
مِنْ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِهِمْ
اَنْ
يَفْتِنَهُمْۜ
وَاِنَّ
فِرْعَوْنَ
لَعَالٍ
فِي
الْاَرْضِۚ
وَاِنَّهُ
لَمِنَ
الْمُسْرِف۪ينَ
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa’ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.[83]
فَقَالُوا
عَلَى
اللّٰهِ
تَوَكَّلْنَاۚ
رَبَّـنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
فِتْنَةً
لِلْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَۙ
«Allah’a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar» dediler.[85-86]
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسٰى
وَاَخ۪يهِ
اَنْ
تَبَوَّاٰ
لِقَوْمِكُمَا
بِمِصْرَ
بُيُوتاً
وَاجْعَلُوا
بُيُوتَكُمْ
قِبْلَةً
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَۜ
وَبَشِّرِ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Musa ve kardeşine: «Mısır’da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın» diye vahyettik, «İnananlara müjde et.»[87]
وَقَالَ
مُوسٰى
رَبَّـنَٓا
اِنَّكَ
اٰتَيْتَ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَاَهُ
ز۪ينَةً
وَاَمْوَالاً
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۙ
رَبَّـنَا
لِيُضِلُّوا
عَنْ
سَب۪يلِكَۚ
رَبَّـنَا
اطْمِسْ
عَلٰٓى
اَمْوَالِهِمْ
وَاشْدُدْ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
فَلَا
يُؤْمِنُوا
حَتّٰى
يَرَوُا
الْعَذَابَ
الْاَل۪يمَ
Musa: «Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar» dedi.[88]
فَالْيَوْمَ
نُنَجّ۪يكَ
بِبَدَنِكَ
لِتَكُونَ
لِمَنْ
خَلْفَكَ
اٰيَةًۜ
وَاِنَّ
كَث۪يراً
مِنَ
النَّاسِ
عَنْ
اٰيَاتِنَا
لَغَافِلُونَ۟
«Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin cesedini çıkarıp (sahile) atacağız» dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.[92]
وَلَقَدْ
بَوَّأْنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مُبَوَّاَ
صِدْقٍ
وَرَزَقْنَاهُمْ
مِنَ
الطَّيِّبَاتِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُوا
حَتّٰى
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.[93]
فَاِنْ
كُنْتَ
ف۪ي
شَكٍّ
مِمَّٓا
اَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
فَسْـَٔلِ
الَّذ۪ينَ
يَقْرَؤُ۫نَ
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكَۚ
لَقَدْ
جَٓاءَكَ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكَ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُمْتَر۪ينَۙ
Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitap’ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma.[94]
وَلَوْ
شَٓاءَ
رَبُّكَ
لَاٰمَنَ
مَنْ
فِي
الْاَرْضِ
كُلُّهُمْ
جَم۪يعاًۜ
اَفَاَنْتَ
تُكْرِهُ
النَّاسَ
حَتّٰى
يَكُونُوا
مُؤْمِن۪ينَ
Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?[99]
وَمَا
كَانَ
لِنَفْسٍ
اَنْ
تُؤْمِنَ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَيَجْعَلُ
الرِّجْسَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْقِلُونَ
Allah’ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.[100]
وَاَنْ
اَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدّ۪ينِ
حَن۪يفاًۚ
وَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَ
(Muhammed’e) «Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah’tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun» denildi.[105-106]
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُٓ
اِلَّا
هُوَۚ
وَاِنْ
يُرِدْكَ
بِخَيْرٍ
فَلَا
رَٓادَّ
لِفَضْلِه۪ۜ
يُص۪يبُ
بِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.[107]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
قَدْ
جَٓاءَكُمُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّكُمْۚ
فَمَنِ
اهْتَدٰى
فَاِنَّمَا
يَهْتَد۪ي
لِنَفْسِه۪ۚ
وَمَنْ
ضَلَّ
فَاِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَاۚ
وَمَٓا
اَنَا۬
عَلَيْكُمْ
بِوَك۪يلٍۜ
De ki: «Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.»[108]
Yükleniyor...