Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
2.579ayette
3.849kez geçiyor
107/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet
Alak 6
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Yâsîn suresi ✕ Süzgeci kaldır
33 ayet
اِنَّكَ
لَمِنَ
الْمُرْسَل۪ينَۙ
Kuran’ı Hakim’e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.[2-4]
لِتُنْذِرَ
قَوْماً
مَٓا
اُنْذِرَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
فَهُمْ
غَافِلُونَ
Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah’ın indirdiği Kuran’dır.[5-6]
لَقَدْ
حَقَّ
الْقَوْلُ
عَلٰٓى
اَكْثَرِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.[7]
وَاضْرِبْ
لَهُمْ
مَثَلاً
اَصْحَابَ
الْقَرْيَةِۢ
اِذْ
جَٓاءَهَا
الْمُرْسَلُونَۚ
İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat:[13]
قَالُوا
رَبُّنَا
يَعْلَمُ
اِنَّٓا
اِلَيْكُمْ
لَمُرْسَلُونَ
Elçiler: «Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir» demişlerdi.[16-17]
قَالُٓوا
اِنَّا
تَطَيَّرْنَا
بِكُمْۚ
لَئِنْ
لَمْ
تَنْتَهُوا
لَنَرْجُمَنَّكُمْ
وَلَيَمَسَّنَّكُمْ
مِنَّا
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
«Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır» dediler.[18]
وَمَا
لِيَ
لَٓا
اَعْبُدُ
الَّذ۪ي
فَطَرَن۪ي
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
«Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O’na döneceksiniz.»[22]
اِنّ۪ٓي
اِذاً
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
«Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum.»[24]
بِمَا
غَفَرَ
ل۪ي
رَبّ۪ي
وَجَعَلَن۪ي
مِنَ
الْمُكْرَم۪ينَ
Ona «Cennete gir» denince, «Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!» demişti.[26-27]
وَاٰيَةٌ
لَهُمُ
الْاَرْضُ
الْمَيْتَةُۚ
اَحْيَيْنَاهَا
وَاَخْرَجْنَا
مِنْهَا
حَباًّ
فَمِنْهُ
يَأْكُلُونَ
İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.[33]
لِيَأْكُلُوا
مِنْ
ثَمَرِه۪ۙ
وَمَا
عَمِلَتْهُ
اَيْد۪يهِمْۜ
اَفَلَا
يَشْكُرُونَ
Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi?[35]
وَاٰيَةٌ
لَهُمُ
الَّيْلُۚ
نَسْلَخُ
مِنْهُ
النَّهَارَ
فَاِذَا
هُمْ
مُظْلِمُونَۙ
Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler.[37]
وَالشَّمْسُ
تَجْر۪ي
لِمُسْتَقَرٍّ
لَهَاۜ
ذٰلِكَ
تَقْد۪يرُ
الْعَز۪يزِ
الْعَل۪يمِۜ
Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah’ın kanunudur.[38]
لَا
الشَّمْسُ
يَنْبَغ۪ي
لَـهَٓا
اَنْ
تُدْرِكَ
الْقَمَرَ
وَلَا
الَّيْلُ
سَابِقُ
النَّهَارِۜ
وَكُلٌّ
ف۪ي
فَلَكٍ
يَسْبَحُونَ
Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.[40]
وَاٰيَةٌ
لَهُمْ
اَنَّا
حَمَلْنَا
ذُرِّيَّتَهُمْ
فِي
الْفُلْكِ
الْمَشْحُونِۙ
Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.[41-42]
وَخَلَقْنَا
لَهُمْ
مِنْ
مِثْلِه۪
مَا
يَرْكَبُونَ
Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.[41-42]
وَاِنْ
نَشَأْ
نُغْرِقْهُمْ
فَلَا
صَر۪يخَ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يُنْقَذُونَۙ
Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi.[43]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّقُوا
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يكُمْ
وَمَا
خَلْفَكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Onlara: «Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız» dendiği zaman yüz çevirirler.[45]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنُطْعِمُ
مَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
اَطْعَمَهُۗ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Onlara: «Allah’ın size verdiği rızıktan sarfedin» denince inkar edenler inananlara: «Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız» derler.[47]
لَهُمْ
ف۪يهَا
فَاكِهَةٌ
وَلَهُمْ
مَا
يَدَّعُونَۚ
Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.[57]
Yükleniyor...