Kelime Haritası
ل
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
2.579ayette
3.849kez geçiyor
107/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet
Alak 6
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Enbiyâ suresi ✕ Süzgeci kaldır
46 ayet
فَجَعَلَهُمْ
جُذَاذاً
اِلَّا
كَب۪يراً
لَهُمْ
لَعَلَّهُمْ
اِلَيْهِ
يَرْجِعُونَ
Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.[58]
قَالُوا
مَنْ
فَعَلَ
هٰذَا
بِاٰلِهَتِنَٓا
اِنَّهُ
لَمِنَ
الظَّالِم۪ينَ
Milleti: «Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir» dediler.[59]
قَالُوا
سَمِعْنَا
فَتًى
يَذْكُرُهُمْ
يُقَالُ
لَـهُٓ
اِبْرٰه۪يمُۜ
Bazıları: «İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk» deyince, «O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin» dediler.[60-61]
ثُمَّ
نُكِسُوا
عَلٰى
رُؤُ۫سِهِمْۚ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
يَنْطِقُونَ
Kendi kendilerine: «Doğrusu siz haksızsınız», sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: «Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin» dediler.[64-65]
اُفٍّ
لَكُمْ
وَلِمَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
وَنَجَّيْنَاهُ
وَلُوطاً
اِلَى
الْاَرْضِ
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَا
لِلْعَالَم۪ينَ
Onu da, Lut’u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.[71]
وَوَهَبْنَا
لَـهُٓ
اِسْحٰقَۜ
وَيَعْقُوبَ
نَافِلَةًۜ
وَكُلاًّ
جَعَلْنَا
صَالِح۪ينَ
İbrahim’e, buna ilaveten İshak ve Yakub’u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık.[72]
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَهْدُونَ
بِاَمْرِنَا
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِمْ
فِعْلَ
الْخَيْرَاتِ
وَاِقَامَ
الصَّلٰوةِ
وَا۪يتَٓاءَ
الزَّكٰوةِۚ
وَكَانُوا
لَنَا
عَابِد۪ينَۙ
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.[73]
وَنُوحاً
اِذْ
نَادٰى
مِنْ
قَبْلُ
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَاَهْلَهُ
مِنَ
الْكَرْبِ
الْعَظ۪يمِۚ
Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.[76]
وَدَاوُ۫دَ
وَسُلَيْمٰنَ
اِذْ
يَحْكُمَانِ
فِي
الْحَرْثِ
اِذْ
نَفَشَتْ
ف۪يهِ
غَنَمُ
الْقَوْمِۚ
وَكُنَّا
لِحُكْمِهِمْ
شَاهِد۪ينَۙ
Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.[78]
وَعَلَّمْنَاهُ
صَنْعَةَ
لَبُوسٍ
لَكُمْ
لِتُحْصِنَكُمْ
مِنْ
بَأْسِكُمْۚ
فَهَلْ
اَنْتُمْ
شَاكِرُونَ
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?[80]
وَلِسُلَيْمٰنَ
الرّ۪يحَ
عَاصِفَةً
تَجْر۪ي
بِاَمْرِه۪ٓ
اِلَى
الْاَرْضِ
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَاۜ
وَكُنَّا
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَالِم۪ينَ
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman’ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.[81]
وَمِنَ
الشَّيَاط۪ينِ
مَنْ
يَغُوصُونَ
لَهُ
وَيَعْمَلُونَ
عَمَلاً
دُونَ
ذٰلِكَۚ
وَكُنَّا
لَهُمْ
حَافِظ۪ينَۙ
Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.[82]
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُ
فَكَشَفْنَا
مَا
بِه۪
مِنْ
ضُرٍّ
وَاٰتَيْنَاهُ
اَهْلَهُ
وَمِثْلَهُمْ
مَعَهُمْ
رَحْمَةً
مِنْ
عِنْدِنَا
وَذِكْرٰى
لِلْعَابِد۪ينَ
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.[84]
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُۙ
وَنَجَّيْنَاهُ
مِنَ
الْغَمِّۜ
وَكَذٰلِكَ
نُنْجِي
الْمُؤْمِن۪ينَ
Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız.[88]
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُۘ
وَوَهَبْنَا
لَهُ
يَحْيٰى
وَاَصْلَحْنَا
لَهُ
زَوْجَهُۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
يُسَارِعُونَ
فِي
الْخَيْرَاتِ
وَيَدْعُونَنَا
رَغَباً
وَرَهَباًۜ
وَكَانُوا
لَنَا
خَاشِع۪ينَ
Biz de ona icabet ederek, Yahya’yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.[90]
وَالَّت۪ٓي
اَحْصَنَتْ
فَرْجَهَا
فَنَفَخْنَا
ف۪يهَا
مِنْ
رُوحِنَا
وَجَعَلْنَاهَا
وَابْنَهَٓا
اٰيَةً
لِلْعَالَم۪ينَ
Mahrem yerini koruyan Meryem’e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.[91]
فَمَنْ
يَعْمَلْ
مِنَ
الصَّالِحَاتِ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَلَا
كُفْرَانَ
لِسَعْيِه۪ۚ
وَاِنَّا
لَهُ
كَاتِبُونَ
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.[94]
اِنَّكُمْ
وَمَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
حَصَبُ
جَهَنَّمَۜ
اَنْتُمْ
لَهَا
وَارِدُونَ
Siz ve Allah’tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.[98]
لَهُمْ
ف۪يهَا
زَف۪يرٌ
وَهُمْ
ف۪يهَا
لَا
يَسْمَعُونَ
Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.[100]
Yükleniyor...