Kelime Haritası
ما
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
907ayette
1.087kez geçiyor
92/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %68 · Medenî %32
İlk inen ayet
Kalem 2
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
907 ayet
ثُمَّ
مَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
يَوْمُ
الدّ۪ينِۜ
Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?[18]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
سِجّ۪ينٌۜ
Siccin’in ne olduğunu sen nerden bilirsin?[8]
وَمَا
يُكَذِّبُ
بِه۪ٓ
اِلَّا
كُلُّ
مُعْتَدٍ
اَث۪يمٍۙ
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.[12]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
عِلِّيُّونَۜ
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?[19]
وَمَٓا
اُرْسِلُوا
عَلَيْهِمْ
حَافِظ۪ينَۜ
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.[33]
فَمَا
لَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَۙ
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?[20]
وَمَا
نَقَمُوا
مِنْهُمْ
اِلَّٓا
اَنْ
يُؤْمِنُوا
بِاللّٰهِ
الْعَز۪يزِ
الْحَم۪يدِۙ
Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah’a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.[8-9]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الطَّارِقُۙ
Tarık’ın ne olduğunu sen bilir misin?[2]
فَمَا
لَهُ
مِنْ
قُوَّةٍ
وَلَا
نَاصِرٍۜ
O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.[10]
فَذَكِّرْ
اِنَّـمَٓا
اَنْتَ
مُذَكِّرٌۜ
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.[21]
فَاَمَّا
الْاِنْسَانُ
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
رَبُّهُ
فَاَكْرَمَهُ
وَنَعَّمَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَكْرَمَنِۜ
Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der.[15]
وَاَمَّٓا
اِذَا
مَا
ابْتَلٰيهُ
فَقَدَرَ
عَلَيْهِ
رِزْقَهُ
فَيَقُولُ
رَبّ۪ٓي
اَهَانَنِۚ
Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: «Rabbim bana hor baktı» der.[16]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْعَقَبَةُۜ
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?[12]
وَمَا
يُغْن۪ي
عَنْهُ
مَالُـهُٓ
اِذَا
تَرَدّٰىۜ
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.[11]
وَمَا
لِاَحَدٍ
عِنْدَهُ
مِنْ
نِعْمَةٍ
تُجْزٰىۙ
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.[19-20]
مَا
وَدَّعَكَ
رَبُّكَ
وَمَا
قَلٰىۜ
Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı.[3]
فَمَا
يُكَذِّبُكَ
بَعْدُ
بِالدّ۪ينِۜ
Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?[7]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
لَيْلَةُ
الْقَدْرِۜ
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?[2]
وَمَا
تَفَرَّقَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْـكِتَابَ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَةُۜ
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.[4]
Yükleniyor...