Kelime Haritası

من

İşlevleri

Bu edat Kur'an'da 3 farklı görevde kullanılıyor.

Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…

2.230ayette
3.226kez geçiyor
95/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet Alak 2

Kalıplaşmış ifadeler

Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 1 kez 2. inen: Kalem — 6 kez 3. inen: Müzzemmil — 8 kez 4. inen: Müddessir — 4 kez 5. inen: Fâtiha — 0 kez 6. inen: Tebbet — 1 kez 7. inen: Tekvîr — 1 kez 8. inen: A’lâ — 0 kez 9. inen: Leyl — 1 kez 10. inen: Fecr — 0 kez 11. inen: Duhâ — 1 kez 12. inen: İnşirâh — 0 kez 13. inen: Asr — 0 kez 14. inen: Âdiyât — 0 kez 15. inen: Kevser — 0 kez 16. inen: Tekâsür — 0 kez 17. inen: Mâ’ûn — 0 kez 18. inen: Kâfirûn — 0 kez 19. inen: Fil — 1 kez 20. inen: Felâk — 4 kez 21. inen: Nâs — 2 kez 22. inen: İhlâs — 0 kez 23. inen: Necm — 14 kez 24. inen: Abese — 4 kez 25. inen: Kadr — 2 kez 26. inen: Şems — 0 kez 27. inen: Bürûc — 3 kez 28. inen: Tîn — 0 kez 29. inen: Kureyş — 2 kez 30. inen: Kâri’a — 0 kez 31. inen: Kıyâme — 2 kez 32. inen: Hümeze — 0 kez 33. inen: Mürselât — 3 kez 34. inen: Kâf — 17 kez 35. inen: Beled — 1 kez 36. inen: Târık — 4 kez 37. inen: Kamer — 12 kez 38. inen: Sâd — 35 kez 39. inen: A’râf — 155 kez 40. inen: Cin — 14 kez 41. inen: Yâsîn — 38 kez 42. inen: Furkân — 19 kez 43. inen: Fâtır — 44 kez 44. inen: Meryem — 42 kez 45. inen: Tâ-Hâ — 46 kez 46. inen: Vâkı’a — 20 kez 47. inen: Şu’arâ — 47 kez 48. inen: Neml — 41 kez 49. inen: Kasas — 78 kez 50. inen: İsrâ — 41 kez 51. inen: Yûnus — 82 kez 52. inen: Hûd — 92 kez 53. inen: Yûsuf — 80 kez 54. inen: Hicr — 39 kez 55. inen: En’âm — 107 kez 56. inen: Sâffât — 32 kez 57. inen: Lokman — 15 kez 58. inen: Sebe’ — 38 kez 59. inen: Zümer — 50 kez 60. inen: Mü’min — 49 kez 61. inen: Fussilet — 42 kez 62. inen: Şûrâ — 49 kez 63. inen: Zuhruf — 35 kez 64. inen: Duhân — 11 kez 65. inen: Câsiye — 19 kez 66. inen: Ahkâf — 30 kez 67. inen: Zâriyât — 16 kez 68. inen: Gâşiye — 3 kez 69. inen: Kehf — 63 kez 70. inen: Nahl — 89 kez 71. inen: Nûh — 7 kez 72. inen: İbrahim — 42 kez 73. inen: Enbiyâ — 53 kez 74. inen: Mü’minûn — 38 kez 75. inen: Secde — 25 kez 76. inen: Tûr — 10 kez 77. inen: Mülk — 8 kez 78. inen: Hâkka — 9 kez 79. inen: Me’âric — 7 kez 80. inen: Nebe’ — 3 kez 81. inen: Nâzi’ât — 2 kez 82. inen: İnfitâr — 0 kez 83. inen: İnşikâk — 0 kez 84. inen: Rûm — 53 kez 85. inen: Ankebût — 46 kez 86. inen: Mutaffifîn — 4 kez 87. inen: Bakara — 271 kez 88. inen: Enfâl — 45 kez 89. inen: Âl-i İmrân — 157 kez 90. inen: Ahzâb — 56 kez 91. inen: Mümtehine — 13 kez 92. inen: Nisâ — 167 kez 93. inen: Zilzâl — 0 kez 94. inen: Hadîd — 27 kez 95. inen: Muhammed — 21 kez 96. inen: Ra’d — 37 kez 97. inen: Rahmân — 9 kez 98. inen: İnsan — 10 kez 99. inen: Talâk — 14 kez 100. inen: Beyyine — 5 kez 101. inen: Haşr — 20 kez 102. inen: Nûr — 59 kez 103. inen: Hac — 57 kez 104. inen: Münâfikûn — 4 kez 105. inen: Mücâdele — 16 kez 106. inen: Hucurât — 11 kez 107. inen: Tahrîm — 8 kez 108. inen: Teğâbun — 6 kez 109. inen: Saff — 7 kez 110. inen: Cum’a — 9 kez 111. inen: Fetih — 16 kez 112. inen: Mâide — 130 kez 113. inen: Tevbe — 89 kez 114. inen: Nasr — 0 kez
← ilk inenson inen →

Ayetler

مِنَ اللّٰهِ مِنْ ✕ Süzgeci kaldır

9 ayet

وَلَنْ تَرْضٰى عَنْكَ الْيَهُودُ وَلَا النَّصَارٰى حَتّٰى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْۜ قُلْ اِنَّ هُدَى اللّٰهِ هُوَ الْهُدٰىۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ الَّذ۪ي جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ
Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnud olmayacaklardır. De ki: «Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur». Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.[120]
وَالَّذ۪ينَ كَسَبُوا السَّيِّـَٔاتِ جَزَٓاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَاۙ وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ مَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ كَاَنَّـمَٓا اُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعاً مِنَ الَّيْلِ مُظْلِماًۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ
Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah’a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.[27]
وَقَالَ يَا بَنِيَّ لَا تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ اَبْوَابٍ مُتَفَرِّقَةٍۜ وَمَٓا اُغْن۪ي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُۚ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ
Babaları: «Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah’ındır, O’na güvendim, güvenenler de O’na güvensinler» dedi.[67]
وَلَمَّا دَخَلُوا مِنْ حَيْثُ اَمَرَهُمْ اَبُوهُمْۜ مَا كَانَ يُغْن۪ي عَنْهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا حَاجَةً ف۪ي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضٰيهَاۜ وَاِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِمَا عَلَّمْنَاهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ۟
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah katında onlara bir fayda sağlamazdı, ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir fakat insanların çoğu bilmezler.[68]
لَهُمْ عَذَابٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَقُّۚ وَمَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ
Onlara, dünya hayatında azap vardır, ahiret azabı ise daha çetindir. Allah’a karşı onları bir koruyan da yoktur.[34]
وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ حُكْماً عَرَبِياًّۜ وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَٓاءَهُمْ بَعْدَ مَا جَٓاءَكَ مِنَ الْعِلْمِۙ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا وَاقٍ۟
Böylece Biz Kuran’ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Sana ilim geldikten sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah katında sana bir dost ve seni koruyan çıkmaz.[37]
اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ كَانُوا مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُوا هُمْ اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاٰثَاراً فِي الْاَرْضِ فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَاقٍ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah’a karşı onları koruyan yoktur.[21]
يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِر۪ينَۚ مَا لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
«Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah’a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah’ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur.»[33]
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ ف۪ٓي اِبْرٰه۪يمَ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُۚ اِذْ قَالُوا لِقَوْمِهِمْ اِنَّا بُرَءٰٓؤُ۬ا مِنْكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۘ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةُ وَالْبَغْضَٓاءُ اَبَداً حَتّٰى تُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَحْدَهُٓ اِلَّا قَوْلَ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ لَاَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَٓا اَمْلِكُ لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍۜ رَبَّـنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَاِلَيْكَ اَنَبْنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: «Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah’a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir.» -Yalnız, İbrahim’in, babasına: «And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah’tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez» sözü bu örneğin dışındadır- «Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır.»[4]
Yükleniyor...