Kelime Haritası
من
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 3 farklı görevde kullanılıyor.
Harfi Cer: Harf-i cer (öncül): -de, -den, -e, üzerine, ile…
2.230ayette
3.226kez geçiyor
95/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %62 · Medenî %38
İlk inen ayet
Alak 2
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Zuhruf suresi ✕ Süzgeci kaldır
30 ayet
وَكَمْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
نَبِيٍّ
فِي
الْاَوَّل۪ينَ
Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.[6]
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
نَبِيٍّ
اِلَّا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı.[7]
فَاَهْلَكْـنَٓا
اَشَدَّ
مِنْهُمْ
بَطْشاً
وَمَضٰى
مَثَلُ
الْاَوَّل۪ينَ
Bunun için Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmişizdir. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.[8]
وَالَّذ۪ي
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
بِقَدَرٍۚ
فَاَنْشَرْنَا
بِه۪
بَلْدَةً
مَيْتاًۚ
كَذٰلِكَ
تُخْرَجُونَ
O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.[11]
وَالَّذ۪ي
خَلَقَ
الْاَزْوَاجَ
كُلَّهَا
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْفُلْكِ
وَالْاَنْعَامِ
مَا
تَرْكَبُونَۙ
Her sınıf varlığı yaratan O’dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz» demeniz içindir.[12-14]
وَجَعَلُوا
لَهُ
مِنْ
عِبَادِه۪
جُزْءاًۜ
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لَكَفُورٌ
مُب۪ينٌۜ
Ama inkarcılar O’na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.[15]
اَمِ
اتَّخَذَ
مِمَّا
يَخْلُقُ
بَنَاتٍ
وَاَصْفٰيكُمْ
بِالْبَن۪ينَ۟
Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da oğulları size verdi öyle mi?[16]
وَقَالُوا
لَوْ
شَٓاءَ
الرَّحْمٰنُ
مَا
عَبَدْنَاهُمْۜ
مَا
لَهُمْ
بِذٰلِكَ
مِنْ
عِلْمٍۗ
اِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَخْرُصُونَۜ
«Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik» derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar.[20]
اَمْ
اٰتَيْنَاهُمْ
كِتَاباً
مِنْ
قَبْلِه۪
فَهُمْ
بِه۪
مُسْتَمْسِكُونَ
Yoksa onlara daha önce bir kitap verdik de ona mı bağlanıyorlar?[21]
وَكَذٰلِكَ
مَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
ف۪ي
قَرْيَةٍ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
اِلَّا
قَالَ
مُتْرَفُوهَٓاۙ
اِنَّا
وَجَدْنَٓا
اٰبَٓاءَنَا
عَلٰٓى
اُمَّةٍ
وَاِنَّا
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمْ
مُقْتَدُونَ
Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: «Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz» dediler.[23]
قَالَ
اَوَلَوْ
جِئْتُكُمْ
بِاَهْدٰى
مِمَّا
وَجَدْتُمْ
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَكُمْۜ
قَالُٓوا
اِنَّا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
كَافِرُونَ
Gönderilen uyarıcı: «Eğer size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş isem de mi bana uymazsınız?» dedi. Onlar: «Doğrusu sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz» dediler.[24]
فَانْتَقَمْنَا
مِنْهُمْ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الْمُكَذِّب۪ينَ۟
Bunun üzerine Biz de onlardan öç aldık. Yalancıların sonunun nasıl olduğuna bir bak![25]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
لِاَب۪يهِ
وَقَوْمِه۪ٓ
اِنَّن۪ي
بَرَٓاءٌ
مِمَّا
تَعْبُدُونَۙ
İbrahim, babasına ve milletine demişti ki: «Beni yaratan hariç, sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O’dur.»[26-27]
وَقَالُوا
لَوْلَا
نُزِّلَ
هٰذَا
الْقُرْاٰنُ
عَلٰى
رَجُلٍ
مِنَ
الْقَرْيَتَيْنِ
عَظ۪يمٍ
«Bu Kuran, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?» dediler.[31]
اَهُمْ
يَقْسِمُونَ
رَحْمَتَ
رَبِّكَۜ
نَحْنُ
قَسَمْنَا
بَيْنَهُمْ
مَع۪يشَتَهُمْ
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَرَفَعْنَا
بَعْضَهُمْ
فَوْقَ
بَعْضٍ
دَرَجَاتٍ
لِيَتَّخِذَ
بَعْضُهُمْ
بَعْضاً
سُخْرِياًّۜ
وَرَحْمَتُ
رَبِّكَ
خَيْرٌ
مِمَّا
يَجْمَعُونَ
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.[32]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
يَكُونَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
لَجَعَلْنَا
لِمَنْ
يَكْفُرُ
بِالرَّحْمٰنِ
لِبُيُوتِهِمْ
سُقُفاً
مِنْ
فِضَّةٍ
وَمَعَارِجَ
عَلَيْهَا
يَظْهَرُونَۙ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O’na karşı gelmekten sakınanlaradır.[33-35]
فَاِمَّا
نَذْهَبَنَّ
بِكَ
فَاِنَّا
مِنْهُمْ
مُنْتَقِمُونَۙ
Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.[41-42]
وَسْـَٔلْ
مَنْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
مِنْ
رُسُلِنَاۗ
اَجَعَلْنَا
مِنْ
دُونِ
الرَّحْمٰنِ
اٰلِهَةً
يُعْبَدُونَ۟
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah’tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız?[45]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
بِاٰيَاتِنَٓا
اِذَا
هُمْ
مِنْهَا
يَضْحَكُونَ
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.[47]
وَمَا
نُر۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
اِلَّا
هِيَ
اَكْبَرُ
مِنْ
اُخْتِهَاۘ
وَاَخَذْنَاهُمْ
بِالْعَذَابِ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü; doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.[48]
Yükleniyor...