Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 9.594
Harfi Atıf 8.177
Harfi İstinafiye 1.034
Harfi Hal 293
Harfi Zaid 59
Harfi Cer 28
Vavı Maiyye 3
Harfi İstinafiye: Yeni cümle başlatan ve / fe
765ayette
1.034kez geçiyor
42/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %24 · Medenî %76
İlk inen ayet
Alak 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
765 ayet
مَا
جَعَلَ
اللّٰهُ
مِنْ
بَح۪يرَةٍ
وَلَا
سَٓائِبَةٍ
وَلَا
وَص۪يلَةٍ
وَلَا
حَامٍۙ
وَلٰكِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
يَفْتَرُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
الْكَذِبَۜ
وَاَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
Allah, kulağı çentilen, salıverilen, erkek dişi ikizler doğuran, on defa yavrulamasından ötürü yük vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemiştir; fakat inkar edenler Allah’a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler.[103]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
اِلٰى
مَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَاِلَى
الرَّسُولِ
قَالُوا
حَسْبُنَا
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَاۜ
اَوَلَوْ
كَانَ
اٰبَٓاؤُ۬هُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara, «Gelin Allah’ın indirdiği Kitap’a ve peygambere uyun» dendiğinde, «Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter» derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?[104]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
شَهَادَةُ
بَيْنِكُمْ
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
ح۪ينَ
الْوَصِيَّةِ
اثْنَانِ
ذَوَا
عَدْلٍ
مِنْكُمْ
اَوْ
اٰخَرَانِ
مِنْ
غَيْرِكُمْ
اِنْ
اَنْتُمْ
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَاَصَابَتْكُمْ
مُص۪يبَةُ
الْمَوْتِۜ
تَحْبِسُونَهُمَا
مِنْ
بَعْدِ
الصَّلٰوةِ
فَيُقْسِمَانِ
بِاللّٰهِ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
لَا
نَشْتَر۪ي
بِه۪
ثَمَناً
وَلَوْ
كَانَ
ذَا
قُرْبٰىۙ
وَلَا
نَكْتُمُ
شَهَادَةَ
اللّٰهِ
اِنَّٓا
اِذاً
لَمِنَ
الْاٰثِم۪ينَ
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, «Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.[106]
فَاِنْ
عُثِرَ
عَلٰٓى
اَنَّهُمَا
اسْتَحَقَّٓا
اِثْماً
فَاٰخَرَانِ
يَقُومَانِ
مَقَامَهُمَا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اسْتَحَقَّ
عَلَيْهِمُ
الْاَوْلَيَانِ
فَيُقْسِمَانِ
بِاللّٰهِ
لَشَهَادَتُـنَٓا
اَحَقُّ
مِنْ
شَهَادَتِهِمَا
وَمَا
اعْتَدَيْنَاۘ
اِنَّٓا
اِذاً
لَمِنَ
الظَّالِم۪ينَ
Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve «Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz» diye Allah’a yemin ederler.[107]
ذٰلِكَ
اَدْنٰٓى
اَنْ
يَأْتُوا
بِالشَّهَادَةِ
عَلٰى
وَجْهِهَٓا
اَوْ
يَخَافُٓوا
اَنْ
تُرَدَّ
اَيْمَانٌ
بَعْدَ
اَيْمَانِهِمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاسْمَعُواۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْفَاسِق۪ينَ۟
Bu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah’tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez.[108]
وَاِذْ
اَوْحَيْتُ
اِلَى
الْحَوَارِيّ۪نَ
اَنْ
اٰمِنُوا
ب۪ي
وَبِرَسُول۪يۚ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
وَاشْهَدْ
بِاَنَّـنَا
مُسْلِمُونَ
Havarilere, «Bana ve peygamberime inanın» diye bildirmiştim, «İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol» demişlerdi.[111]
قَالَ
ع۪يسَى
ابْنُ
مَرْيَمَ
اللّٰهُمَّ
رَبَّنَٓا
اَنْزِلْ
عَلَيْنَا
مَٓائِدَةً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
تَكُونُ
لَنَا
ع۪يداً
لِاَوَّلِنَا
وَاٰخِرِنَا
وَاٰيَةً
مِنْكَۚ
وَارْزُقْنَا
وَاَنْتَ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
Meryem oğlu İsa, «Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen’den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın» dedi.[114]
مَا
قُلْتُ
لَهُمْ
اِلَّا
مَٓا
اَمَرْتَن۪ي
بِه۪ٓ
اَنِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
رَبّ۪ي
وَرَبَّكُمْۚ
وَكُنْتُ
عَلَيْهِمْ
شَه۪يداً
مَا
دُمْتُ
ف۪يهِمْۚ
فَلَمَّا
تَوَفَّيْتَن۪ي
كُنْتَ
اَنْتَ
الرَّق۪يبَ
عَلَيْهِمْۜ
وَاَنْتَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَه۪يدٌ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?» demişti de, «Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin» demişti, «Ben onlara sadece ’Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.»[116-117]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
مِنْ
ط۪ينٍ
ثُمَّ
قَضٰٓى
اَجَلاًۜ
وَاَجَلٌ
مُسَمًّى
عِنْدَهُ
ثُمَّ
اَنْتُمْ
تَمْتَرُونَ
O, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O’nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz.[2]
وَمَا
تَأْت۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَ
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.[4]
وَلَوْ
نَزَّلْنَا
عَلَيْكَ
كِتَاباً
ف۪ي
قِرْطَاسٍ
فَلَمَسُوهُ
بِاَيْد۪يهِمْ
لَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُب۪ينٌ
Sana Kitap’ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, «Bu apaçık bir büyüdür» derlerdi.[7]
وَلَقَدِ
اسْتُهْزِئَ
بِرُسُلٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
فَحَاقَ
بِالَّذ۪ينَ
سَخِرُوا
مِنْهُمْ
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.[10]
وَلَهُ
مَا
سَكَنَ
فِي
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِۜ
وَهُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Gecede ve gündüzde bulunan O’nundur. O işitendir, Bilen’dir.[13]
قُلْ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَتَّخِذُ
وَلِياًّ
فَاطِرِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَهُوَ
يُطْعِمُ
وَلَا
يُطْعَمُۜ
قُلْ
اِنّ۪ٓي
اُمِرْتُ
اَنْ
اَكُونَ
اَوَّلَ
مَنْ
اَسْلَمَ
وَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُشْرِك۪ينَ
«Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah’tan başka bir dost mu edinirim?» de. «Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum» de; asla ortak koşanlardan olma![14]
مَنْ
يُصْرَفْ
عَنْهُ
يَوْمَئِذٍ
فَقَدْ
رَحِمَهُۜ
وَذٰلِكَ
الْفَوْزُ
الْمُب۪ينُ
O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.[16]
قُلْ
اَيُّ
شَيْءٍ
اَكْبَرُ
شَهَادَةًۜ
قُلِ
اللّٰهُ
شَه۪يدٌ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْ
وَاُو۫حِيَ
اِلَيَّ
هٰذَا
الْقُرْاٰنُ
لِاُنْذِرَكُمْ
بِه۪
وَمَنْ
بَلَغَۜ
اَئِنَّكُمْ
لَتَشْهَدُونَ
اَنَّ
مَعَ
اللّٰهِ
اٰلِهَةً
اُخْرٰىۜ
قُلْ
لَٓا
اَشْهَدُۚ
قُلْ
اِنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
وَاِنَّن۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تُشْرِكُونَۢ
«Şahit olarak hangi şey daha büyüktür» de. «Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah’la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?» de. «Ben şehadet etmem» de. «O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım» de.[19]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
كَذَّبَ
بِاٰيَاتِه۪ۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الظَّالِمُونَ
Allah’a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Zalimler bunun için saadete ulaşamazlar.[21]
وَيَوْمَ
نَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاً
ثُمَّ
نَقُولُ
لِلَّذ۪ينَ
اَشْرَكُٓوا
اَيْنَ
شُرَكَٓاؤُ۬كُمُ
الَّذ۪ينَ
كُنْتُمْ
تَزْعُمُونَ
Bir gün hepsini toplarız, sonra ortak koşanlara, «İddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?» deriz.[22]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَسْتَمِعُ
اِلَيْكَۚ
وَجَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
يَرَوْا
كُلَّ
اٰيَةٍ
لَا
يُؤْمِنُوا
بِهَاۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاؤُ۫كَ
يُجَادِلُونَكَ
يَقُولُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar edenler, «Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir» derler.[25]
وَهُمْ
يَنْهَوْنَ
عَنْهُ
وَيَنْـَٔوْنَ
عَنْهُۚ
وَاِنْ
يُهْلِكُونَ
اِلَّٓا
اَنْفُسَهُمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Onlar Kuran’dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varamazlar.[26]
Yükleniyor...