Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 9.594
Harfi Atıf 8.177
Harfi İstinafiye 1.034
Harfi Hal 293
Harfi Zaid 59
Harfi Cer 28
Vavı Maiyye 3
Harfi Atıf: Bağlaç: ve, sonra, yahut, bilakis…
4.181ayette
8.177kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet
Alak 13
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
4181 ayet
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَدْعُونَ
اِلَى
النَّارِۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
لَا
يُنْصَرُونَ
Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.[41]
وَاَتْبَعْنَاهُمْ
ف۪ي
هٰذِهِ
الدُّنْيَا
لَعْنَةًۚ
وَيَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
هُمْ
مِنَ
الْمَقْبُوح۪ينَ۟
Bu dünyada laneti ardlarına taktık; onlar kıyamet gününde de iğrenç kimselerden olacaklardır.[42]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
مِنْ
بَعْدِ
مَٓا
اَهْلَكْنَا
الْقُرُونَ
الْاُو۫لٰى
بَصَٓائِرَ
لِلنَّاسِ
وَهُدًى
وَرَحْمَةً
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
And olsun ki, Musa’ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap’ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik.[43]
وَمَا
كُنْتَ
بِجَانِبِ
الْغَرْبِيِّ
اِذْ
قَضَيْنَٓا
اِلٰى
مُوسَى
الْاَمْرَ
وَمَا
كُنْتَ
مِنَ
الشَّاهِد۪ينَۙ
Musa’ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde, (Musa’yı bekleyenler arasında) değildin, onu görenler arasında da yoktun.[44]
وَلٰكِنَّٓا
اَنْشَأْنَا
قُرُوناً
فَتَطَاوَلَ
عَلَيْهِمُ
الْعُمُرُۚ
وَمَا
كُنْتَ
ثَاوِياً
ف۪ٓي
اَهْلِ
مَدْيَنَ
تَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِنَاۙ
وَلٰكِنَّا
كُنَّا
مُرْسِل۪ينَ
Ama biz nice nesiller var etmiştik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz.[45]
وَمَا
كُنْتَ
بِجَانِبِ
الطُّورِ
اِذْ
نَادَيْنَا
وَلٰكِنْ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَ
لِتُنْذِرَ
قَوْماً
مَٓا
اَتٰيهُمْ
مِنْ
نَذ۪يرٍ
مِنْ
قَبْلِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Sen, Musa’ya hitap ettiğimiz zaman Tur’un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.[46]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
تُص۪يبَهُمْ
مُص۪يبَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْ
فَيَقُولُوا
رَبَّـنَا
لَوْلَٓا
اَرْسَلْتَ
اِلَيْنَا
رَسُولاً
فَنَتَّبِعَ
اٰيَاتِكَ
وَنَكُونَ
مِنَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: «Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?» derler.[47]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمُ
الْحَقُّ
مِنْ
عِنْدِنَا
قَالُوا
لَوْلَٓا
اُو۫تِيَ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰىۜ
اَوَلَمْ
يَكْفُرُوا
بِمَٓا
اُو۫تِيَ
مُوسٰى
مِنْ
قَبْلُۚ
قَالُوا
سِحْرَانِ
تَظَاهَرَا۠
وَقَالُٓوا
اِنَّا
بِكُلٍّ
كَافِرُونَ
Ama onlara katımızdan gerçek gelince: «Musa’ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?» dediler. Daha önce Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? «Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz» dediler.[48]
فَاِنْ
لَمْ
يَسْتَج۪يبُوا
لَكَ
فَاعْلَمْ
اَنَّمَا
يَتَّبِعُونَ
اَهْوَٓاءَهُمْۜ
وَمَنْ
اَضَلُّ
مِمَّنِ
اتَّبَعَ
هَوٰيهُ
بِغَيْرِ
هُدًى
مِنَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَ
Eğer, sana cevap veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil. Allah’tan bir yol gösterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır? Allah zalim milleti şüphesiz ki doğru yola eriştirmez.[50]
وَلَقَدْ
وَصَّلْنَا
لَهُمُ
الْقَوْلَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَۜ۟
And olsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetiştirdik; belki düşünürler.[51]
وَاِذَا
يُتْلٰى
عَلَيْهِمْ
قَالُٓوا
اٰمَنَّا
بِه۪ٓ
اِنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّنَٓا
اِنَّا
كُنَّا
مِنْ
قَبْلِه۪
مُسْلِم۪ينَ
Kuran onlara okunduğu zaman: «Ona inandık, doğrusu o Rabbimizden gelen gerçektir; biz şüphesiz daha önceden müslüman olmuş kimseleriz» derler.[53]
اُو۬لٰٓئِكَ
يُؤْتَوْنَ
اَجْرَهُمْ
مَرَّتَيْنِ
بِمَا
صَبَرُوا
وَيَدْرَؤُ۫نَ
بِالْحَسَنَةِ
السَّيِّئَةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
يُنْفِقُونَ
İşte onlara, sabırlarından dolayı, ecirleri iki defa verilir; onlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.[54]
وَاِذَا
سَمِعُوا
اللَّغْوَ
اَعْرَضُوا
عَنْهُ
وَقَالُوا
لَـنَٓا
اَعْمَالُنَا
وَلَكُمْ
اَعْمَالُكُمْۘ
سَلَامٌ
عَلَيْكُمْۘ
لَا
نَبْتَغِي
الْجَاهِل۪ينَ
Onlar, boş söz işittikleri vakit ondan yüz çevirirler. «Bizim işlediğimiz bize, sizin işlediğiniz sizedir. Size selam olsun, cahillerle ilgilenmeyiz» derler.[55]
اِنَّكَ
لَا
تَهْد۪ي
مَنْ
اَحْبَبْتَ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَهُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُهْتَد۪ينَ
Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.[56]
وَقَالُٓوا
اِنْ
نَتَّبِـعِ
الْهُدٰى
مَعَكَ
نُتَخَطَّفْ
مِنْ
اَرْضِنَاۜ
اَوَلَمْ
نُمَكِّنْ
لَهُمْ
حَرَماً
اٰمِناً
يُجْبٰٓى
اِلَيْهِ
ثَمَرَاتُ
كُلِّ
شَيْءٍ
رِزْقاً
مِنْ
لَدُنَّا
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
«Seninle beraber doğru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz» dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı güvenli ve kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Ama çoğu bilmezler.[57]
وَكَمْ
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَرْيَةٍ
بَطِرَتْ
مَع۪يشَتَهَاۚ
فَتِلْكَ
مَسَاكِنُهُمْ
لَمْ
تُسْكَنْ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
اِلَّا
قَل۪يلاًۜ
وَكُنَّا
نَحْنُ
الْوَارِث۪ينَ
Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice şehri yok etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmiştir. Oralara Biz varis olmuşuzdur.[58]
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
مُهْلِكَ
الْقُرٰى
حَتّٰى
يَبْعَثَ
ف۪ٓي
اُمِّهَا
رَسُولاً
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِنَاۚ
وَمَا
كُنَّا
مُهْلِكِي
الْقُرٰٓى
اِلَّا
وَاَهْلُهَا
ظَالِمُونَ
Rabbin şehirlerin anasına, onlara ayetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe onları yok etmiş değildir. Zaten Biz yalnız, halkı zalim olan şehirleri yok etmişizdir.[59]
وَمَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَمَتَاعُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
وَز۪ينَتُهَاۚ
وَمَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
وَاَبْقٰىۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ۟
Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz?[60]
وَيَوْمَ
يُنَاد۪يهِمْ
فَيَقُولُ
اَيْنَ
شُرَكَٓاءِيَ
الَّذ۪ينَ
كُنْتُمْ
تَزْعُمُونَ
Allah, o gün onlara seslenir: «Benim ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededirler?» der.[62]
وَق۪يلَ
ادْعُوا
شُرَكَٓاءَكُمْ
فَدَعَوْهُمْ
فَلَمْ
يَسْتَج۪يبُوا
لَهُمْ
وَرَاَوُا
الْعَذَابَۚ
لَوْ
اَنَّهُمْ
كَانُوا
يَهْتَدُونَ
«Koştuğunuz ortaklarınızı çağırın» denir; onlar da çağırırlar ama, kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını görünce doğru yolda olmadıklarına yanarlar.[64]
Yükleniyor...