Kelime Haritası

و

İşlevleri

Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.

Harfi Atıf: Bağlaç: ve, sonra, yahut, bilakis…

4.181ayette
8.177kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet Alak 13

Kalıplaşmış ifadeler

Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.

Sure dağılımı

Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî

Vahiy sürecinde kullanım

Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.

1. inen: Alak — 3 kez (binde 41.7) 2. inen: Kalem — 12 kez (binde 40) 3. inen: Müzzemmil — 27 kez (binde 135.7) 4. inen: Müddessir — 29 kez (binde 113.7) 5. inen: Fâtiha — 2 kez (binde 69) 6. inen: Tebbet — 3 kez (binde 130.4) 7. inen: Tekvîr — 15 kez (binde 144.2) 8. inen: A’lâ — 10 kez (binde 138.9) 9. inen: Leyl — 14 kez (binde 197.2) 10. inen: Fecr — 17 kez (binde 124.1) 11. inen: Duhâ — 6 kez (binde 150) 12. inen: İnşirâh — 3 kez (binde 111.1) 13. inen: Asr — 3 kez (binde 214.3) 14. inen: Âdiyât — 3 kez (binde 75) 15. inen: Kevser — 1 kez (binde 100) 16. inen: Tekâsür — 0 kez (binde 0) 17. inen: Mâ’ûn — 2 kez (binde 80) 18. inen: Kâfirûn — 4 kez (binde 153.8) 19. inen: Fil — 1 kez (binde 43.5) 20. inen: Felâk — 3 kez (binde 130.4) 21. inen: Nâs — 1 kez (binde 50) 22. inen: İhlâs — 2 kez (binde 133.3) 23. inen: Necm — 46 kez (binde 127.8) 24. inen: Abese — 15 kez (binde 112.8) 25. inen: Kadr — 2 kez (binde 66.7) 26. inen: Şems — 14 kez (binde 259.3) 27. inen: Bürûc — 14 kez (binde 128.4) 28. inen: Tîn — 4 kez (binde 117.6) 29. inen: Kureyş — 2 kez (binde 117.6) 30. inen: Kâri’a — 4 kez (binde 111.1) 31. inen: Kıyâme — 14 kez (binde 85.4) 32. inen: Hümeze — 2 kez (binde 60.6) 33. inen: Mürselât — 15 kez (binde 82.9) 34. inen: Kâf — 48 kez (binde 128.7) 35. inen: Beled — 10 kez (binde 122) 36. inen: Târık — 7 kez (binde 114.8) 37. inen: Kamer — 40 kez (binde 117) 38. inen: Sâd — 85 kez (binde 116.1) 39. inen: A’râf — 278 kez (binde 83.7) 40. inen: Cin — 32 kez (binde 111.9) 41. inen: Yâsîn — 76 kez (binde 104.8) 42. inen: Furkân — 133 kez (binde 148.9) 43. inen: Fâtır — 92 kez (binde 118.7) 44. inen: Meryem — 117 kez (binde 121.7) 45. inen: Tâ-Hâ — 136 kez (binde 101.9) 46. inen: Vâkı’a — 43 kez (binde 113.5) 47. inen: Şu’arâ — 139 kez (binde 105.5) 48. inen: Neml — 116 kez (binde 100.8) 49. inen: Kasas — 143 kez (binde 100) 50. inen: İsrâ — 186 kez (binde 119.5) 51. inen: Yûnus — 182 kez (binde 99.3) 52. inen: Hûd — 212 kez (binde 110.6) 53. inen: Yûsuf — 170 kez (binde 95.7) 54. inen: Hicr — 73 kez (binde 111.5) 55. inen: En’âm — 277 kez (binde 90.8) 56. inen: Sâffât — 83 kez (binde 96.5) 57. inen: Lokman — 60 kez (binde 109.9) 58. inen: Sebe’ — 110 kez (binde 124.6) 59. inen: Zümer — 98 kez (binde 83.7) 60. inen: Mü’min — 121 kez (binde 99.3) 61. inen: Fussilet — 99 kez (binde 124.7) 62. inen: Şûrâ — 121 kez (binde 140.7) 63. inen: Zuhruf — 102 kez (binde 122.9) 64. inen: Duhân — 34 kez (binde 98.3) 65. inen: Câsiye — 66 kez (binde 135.2) 66. inen: Ahkâf — 70 kez (binde 108.9) 67. inen: Zâriyât — 31 kez (binde 86.1) 68. inen: Gâşiye — 8 kez (binde 87) 69. inen: Kehf — 152 kez (binde 96.4) 70. inen: Nahl — 229 kez (binde 124.2) 71. inen: Nûh — 34 kez (binde 150.4) 72. inen: İbrahim — 103 kez (binde 124.1) 73. inen: Enbiyâ — 148 kez (binde 126.8) 74. inen: Mü’minûn — 110 kez (binde 104.9) 75. inen: Secde — 33 kez (binde 88.7) 76. inen: Tûr — 29 kez (binde 92.9) 77. inen: Mülk — 17 kez (binde 51.1) 78. inen: Hâkka — 21 kez (binde 81.4) 79. inen: Me’âric — 23 kez (binde 106) 80. inen: Nebe’ — 24 kez (binde 138.7) 81. inen: Nâzi’ât — 15 kez (binde 83.8) 82. inen: İnfitâr — 6 kez (binde 75) 83. inen: İnşikâk — 14 kez (binde 130.8) 84. inen: Rûm — 96 kez (binde 117.5) 85. inen: Ankebût — 135 kez (binde 138.3) 86. inen: Mutaffifîn — 8 kez (binde 47.3) 87. inen: Bakara — 517 kez (binde 84.5) 88. inen: Enfâl — 124 kez (binde 100.6) 89. inen: Âl-i İmrân — 284 kez (binde 81.6) 90. inen: Ahzâb — 213 kez (binde 165.5) 91. inen: Mümtehine — 36 kez (binde 103.4) 92. inen: Nisâ — 334 kez (binde 89.2) 93. inen: Zilzâl — 3 kez (binde 83.3) 94. inen: Hadîd — 96 kez (binde 167.2) 95. inen: Muhammed — 70 kez (binde 129.9) 96. inen: Ra’d — 118 kez (binde 138.3) 97. inen: Rahmân — 34 kez (binde 96.9) 98. inen: İnsan — 32 kez (binde 131.7) 99. inen: Talâk — 20 kez (binde 69.7) 100. inen: Beyyine — 8 kez (binde 85.1) 101. inen: Haşr — 36 kez (binde 80.9) 102. inen: Nûr — 161 kez (binde 122.3) 103. inen: Hac — 160 kez (binde 125.6) 104. inen: Münâfikûn — 10 kez (binde 55.9) 105. inen: Mücâdele — 51 kez (binde 108.1) 106. inen: Hucurât — 38 kez (binde 109.5) 107. inen: Tahrîm — 26 kez (binde 104.4) 108. inen: Teğâbun — 26 kez (binde 107.9) 109. inen: Saff — 11 kez (binde 49.8) 110. inen: Cum’a — 13 kez (binde 74.3) 111. inen: Fetih — 76 kez (binde 135.7) 112. inen: Mâide — 253 kez (binde 90.2) 113. inen: Tevbe — 336 kez (binde 134.5) 114. inen: Nasr — 3 kez (binde 157.9)
← ilk inenson inen →

Ayetler

4181 ayet

فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا ف۪يهَٓا اَحَداً فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتّٰى يُؤْذَنَ لَكُمْۚ وَاِنْ ق۪يلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ اَزْكٰى لَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size «Dönün» denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.[28]
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ مَسْكُونَةٍ ف۪يهَا مَتَاعٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ
İçinde malınız bulunan boş evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.[29]
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ
Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.[30]
وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün.[31]
وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ
İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir.[32]
وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحاً حَتّٰى يُغْنِيَهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَالَّذ۪ينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ اِنْ عَلِمْتُمْ ف۪يهِمْ خَيْراًۗ وَاٰتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللّٰهِ الَّـذ۪ٓي اٰتٰيكُمْۜ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَٓاءِ اِنْ اَرَدْنَ تَحَصُّناً لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَاِنَّ اللّٰهَ مِنْ بَعْدِ اِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah’ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.[33]
وَلَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكُمْ اٰيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍ وَمَثَلاً مِنَ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ وَمَوْعِظَةً لِلْمُتَّق۪ينَ۟
And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misal ve sakınanlara öğüt indirdik.[34]
اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ اَلْمِصْبَاحُ ف۪ي زُجَاجَةٍۜ اَلزُّجَاجَةُ كَاَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍۙ يَكَادُ زَيْتُهَا يُض۪ٓيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌۜ نُورٌ عَلٰى نُورٍۜ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَيَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثَالَ لِلنَّاسِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌۙ
Allah göklerin ve yerin Nur’udur. O’nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.[35]
ف۪ي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ ف۪يهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِۙ
Allah’ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O’nu tesbih ederler.[36]
رِجَالٌۙ لَا تُلْه۪يهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَا۪يتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْماً تَتَقَلَّبُ ف۪يهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ
Bunları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.[37]
لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırır ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.[38]
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَعْمَالُهُمْ كَسَرَابٍ بِق۪يعَةٍ يَحْسَبُهُ الظَّمْاٰنُ مَٓاءًۜ حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَهُ لَمْ يَجِدْهُ شَيْـٔاً وَوَجَدَ اللّٰهَ عِنْدَهُ فَوَفّٰيهُ حِسَابَهُۜ وَاللّٰهُ سَر۪يعُ الْحِسَابِۙ
İnkar edenlerin işleri engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah’ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.[39]
اَوْ كَظُلُمَاتٍ ف۪ي بَحْرٍ لُجِّيٍّ يَغْشٰيهُ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ مَوْجٌ مِنْ فَوْقِه۪ سَحَابٌۜ ظُلُمَاتٌ بَعْضُهَا فَوْقَ بَعْضٍۜ اِذَٓا اَخْرَجَ يَدَهُ لَمْ يَكَدْ يَرٰيهَاۜ وَمَنْ لَمْ يَجْعَلِ اللّٰهُ لَهُ نُوراً فَمَا لَهُ مِنْ نُورٍ۟
Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah’ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.[40]
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُسَبِّـحُ لَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَٓافَّاتٍۜ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْب۪يحَهُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah’ı tesbih ettiğini görmez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.[41]
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş Allah’adır.[42]
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يُزْج۪ي سَحَاباً ثُمَّ يُؤَلِّفُ بَيْنَهُ ثُمَّ يَجْعَلُهُ رُكَاماً فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ جِبَالٍ ف۪يهَا مِنْ بَرَدٍ فَيُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَصْرِفُهُ عَنْ مَنْ يَشَٓاءُۜ يَكَادُ سَنَا بَرْقِه۪ يَذْهَبُ بِالْاَبْصَارِۜ
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır![43]
يُقَلِّبُ اللّٰهُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ
Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır.[44]
وَاللّٰهُ خَلَقَ كُلَّ دَٓابَّةٍ مِنْ مَٓاءٍۚ فَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى بَطْنِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰى رِجْلَيْنِۚ وَمِنْهُمْ مَنْ يَمْش۪ي عَلٰٓى اَرْبَعٍۜ يَخْلُقُ اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır, Allah şüphesiz herşeye Kadir’dir.[45]
لَقَدْ اَنْزَلْـنَٓا اٰيَاتٍ مُبَيِّنَاتٍۜ وَاللّٰهُ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ
And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[46]
وَيَقُولُونَ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالرَّسُولِ وَاَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَۜ وَمَٓا اُو۬لٰٓئِكَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ
Münafıklar: «Allah’a ve Peygamber’e inandık, itaat ettik» derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.[47]
Yükleniyor...