Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 9.594
Harfi Atıf 8.177
Harfi İstinafiye 1.034
Harfi Hal 293
Harfi Zaid 59
Harfi Cer 28
Vavı Maiyye 3
Harfi Atıf: Bağlaç: ve, sonra, yahut, bilakis…
4.181ayette
8.177kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet
Alak 13
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
4181 ayet
قُلْ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِنْ
يَنْتَهُوا
يُغْفَرْ
لَهُمْ
مَا
قَدْ
سَلَفَۚ
وَاِنْ
يَعُودُوا
فَقَدْ
مَضَتْ
سُنَّتُ
الْاَوَّل۪ينَ
İnkar edenlere, eğer savaştan vazgeçerlerse, geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle.[38]
وَقَاتِلُوهُمْ
حَتّٰى
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
وَيَكُونَ
الدّ۪ينُ
كُلُّهُ
لِلّٰهِۚ
فَاِنِ
انْتَهَوْا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Fitne kalmayıp, yalnız Allah’ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilsinler ki Allah onların işlediklerini şüphesiz görür.[39]
وَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
مَوْلٰيكُمْۜ
نِعْمَ
الْمَوْلٰى
وَنِعْمَ
النَّص۪يرُ
Eğer yüz çevirirlerse Allah’ın sizin dostunuz olduğunu bilin; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır![40]
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّمَا
غَنِمْتُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَاَنَّ
لِلّٰهِ
خُمُسَهُ
وَلِلرَّسُولِ
وَلِذِي
الْقُرْبٰى
وَالْيَتَامٰى
وَالْمَسَاك۪ينِ
وَابْنِ
السَّب۪يلِۙ
اِنْ
كُنْتُمْ
اٰمَنْتُمْ
بِاللّٰهِ
وَمَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلٰى
عَبْدِنَا
يَوْمَ
الْفُرْقَانِ
يَوْمَ
الْتَقَى
الْجَمْعَانِۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Eğer Allah’a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah’ın, Peygamber’in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir’dir.[41]
اِذْ
اَنْتُمْ
بِالْعُدْوَةِ
الدُّنْيَا
وَهُمْ
بِالْعُدْوَةِ
الْقُصْوٰى
وَالرَّكْبُ
اَسْفَلَ
مِنْكُمْۜ
وَلَوْ
تَوَاعَدْتُمْ
لَاخْتَلَفْتُمْ
فِي
الْم۪يعَادِۙ
وَلٰكِنْ
لِيَقْضِيَ
اللّٰهُ
اَمْراً
كَانَ
مَفْعُولاًۙ
لِيَهْلِكَ
مَنْ
هَلَكَ
عَنْ
بَيِّنَةٍ
وَيَحْيٰى
مَنْ
حَيَّ
عَنْ
بَيِّنَةٍۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
لَسَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۙ
Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamaçta idiler; kervanın süvarileri sizden daha aşağıdaydı. Savaş için buluşmak üzere sözleşmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlaşmazlığa düşerdiniz; fakat Allah mahvolan, apaçık belgeden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın diye olacak işi yaptı. Doğrusu Allah işitir ve bilir.[42]
اِذْ
يُر۪يكَهُمُ
اللّٰهُ
ف۪ي
مَنَامِكَ
قَل۪يلاًۜ
وَلَوْ
اَرٰيكَهُمْ
كَث۪يراً
لَفَشِلْتُمْ
وَلَتَنَازَعْتُمْ
فِي
الْاَمْرِ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
سَلَّمَۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.[43]
وَاِذْ
يُر۪يكُمُوهُمْ
اِذِ
الْتَقَيْتُمْ
ف۪ٓي
اَعْيُنِكُمْ
قَل۪يلاً
وَيُقَلِّلُكُمْ
ف۪ٓي
اَعْيُنِهِمْ
لِيَقْضِيَ
اللّٰهُ
اَمْراً
كَانَ
مَفْعُولاًۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
تُرْجَعُ
الْاُمُورُ۟
Karşılaştığınızda, olacak işi oldurmak için, onları gözlerinize az gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bütün işler dönüp Allah’a varır.[44]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
لَق۪يتُمْ
فِئَةً
فَاثْبُتُوا
وَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
كَث۪يراً
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَۚ
Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başarıya erişebilmeniz için Allah’ı çok anın.[45]
وَاَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَلَا
تَنَازَعُوا
فَتَفْشَلُوا
وَتَذْهَبَ
ر۪يحُكُمْ
وَاصْبِرُواۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
مَعَ
الصَّابِر۪ينَۚ
Allah’a ve Peygamberine itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.[46]
وَلَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
خَرَجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
بَطَراً
وَرِئَٓاءَ
النَّاسِ
وَيَصُدُّونَ
عَنْ
سَب۪يلِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
مُح۪يطٌ
Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah onların işlediklerini her yönüyle bilendir.[47]
وَاِذْ
زَيَّنَ
لَهُمُ
الشَّيْطَانُ
اَعْمَالَهُمْ
وَقَالَ
لَا
غَالِبَ
لَكُمُ
الْيَوْمَ
مِنَ
النَّاسِ
وَاِنّ۪ي
جَارٌ
لَكُمْۚ
فَلَمَّا
تَرَٓاءَتِ
الْفِئَتَانِ
نَكَصَ
عَلٰى
عَقِبَيْهِ
وَقَالَ
اِنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِنْكُمْ
اِنّ۪ٓي
اَرٰى
مَا
لَا
تَرَوْنَ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اللّٰهَۜ
وَاللّٰهُ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ۟
Şeytan onlara işlediklerini güzel gösterdi ve «Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; doğrusu ben de size yardımcıyım» dedi. İki ordu karşılaşınca da, geri dönüp, «Benim sizinle ilgim yok; doğrusu sizin görmediğinizi ben görüyorum ve şüphesiz Allah’tan korkuyorum, Allah’ın azabı şiddetlidir» dedi.[48]
اِذْ
يَقُولُ
الْمُنَافِقُونَ
وَالَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
غَرَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
د۪ينُهُمْۜ
وَمَنْ
يَتَوَكَّلْ
عَلَى
اللّٰهِ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar «Müslümanları dinleri aldattı» diyorlardı; oysa, kim Allah’a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.[49]
وَلَوْ
تَرٰٓى
اِذْ
يَتَوَفَّى
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۙ
الْمَلٰٓئِكَةُ
يَضْرِبُونَ
وُجُوهَهُمْ
وَاَدْبَارَهُمْۚ
وَذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, «Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır» diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.[50-51]
ذٰلِكَ
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يكُمْ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
لَيْسَ
بِظَلَّامٍ
لِلْعَب۪يدِۙ
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, «Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır» diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.[50-51]
كَدَأْبِ
اٰلِ
فِرْعَوْنَۙ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَفَرُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُ
بِذُنُوبِهِمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَوِيٌّ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah’ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.[52]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
لَمْ
يَكُ
مُغَيِّراً
نِعْمَةً
اَنْعَمَهَا
عَلٰى
قَوْمٍ
حَتّٰى
يُغَيِّرُوا
مَا
بِاَنْفُسِهِمْۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۙ
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah’ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah’ın işiten, bilen olmasındandır.[53]
كَدَأْبِ
اٰلِ
فِرْعَوْنَۙ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِ
رَبِّهِمْۚ
فَاَهْلَكْنَاهُمْ
بِذُنُوبِهِمْ
وَاَغْرَقْـنَٓا
اٰلَ
فِرْعَوْنَۚ
وَكُلٌّ
كَانُوا
ظَالِم۪ينَ
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar da onları günahlarından ötürü yok ettik. Firavun taifesini suda boğduk, hepsi zalimlerdi.[54]
اَلَّذ۪ينَ
عَاهَدْتَ
مِنْهُمْ
ثُمَّ
يَنْقُضُونَ
عَهْدَهُمْ
ف۪ي
كُلِّ
مَرَّةٍ
وَهُمْ
لَا
يَتَّقُونَ
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.[56-57]
وَاَعِدُّوا
لَهُمْ
مَا
اسْتَطَعْتُمْ
مِنْ
قُوَّةٍ
وَمِنْ
رِبَاطِ
الْخَيْلِ
تُرْهِبُونَ
بِه۪
عَدُوَّ
اللّٰهِ
وَعَدُوَّكُمْ
وَاٰخَر۪ينَ
مِنْ
دُونِهِمْۚ
لَا
تَعْلَمُونَهُمْۚ
اَللّٰهُ
يَعْلَمُهُمْۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
شَيْءٍ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
يُوَفَّ
اِلَيْكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah’ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.[60]
وَاِنْ
جَنَحُوا
لِلسَّلْمِ
فَاجْنَحْ
لَهَا
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
اللّٰهِۜ
اِنَّهُ
هُوَ
السَّم۪يعُ
الْعَل۪يمُ
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah’a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir.[61]
Yükleniyor...