Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
Tümü 9.594
Harfi Atıf 8.177
Harfi İstinafiye 1.034
Harfi Hal 293
Harfi Zaid 59
Harfi Cer 28
Vavı Maiyye 3
Harfi Atıf: Bağlaç: ve, sonra, yahut, bilakis…
4.181ayette
8.177kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %64 · Medenî %36
İlk inen ayet
Alak 13
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Mülk suresi ✕ Süzgeci kaldır
14 ayet
تَبَارَكَ
الَّذ۪ي
بِيَدِهِ
الْمُلْكُۘ
وَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌۙ
Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir’dir.[1]
اَلَّذ۪ي
خَلَقَ
الْمَوْتَ
وَالْحَيٰوةَ
لِيَبْلُوَكُمْ
اَيُّكُمْ
اَحْسَنُ
عَمَلاًۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْغَفُورُۙ
Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O’dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.[2]
وَلَقَدْ
زَيَّنَّا
السَّمَٓاءَ
الدُّنْيَا
بِمَصَاب۪يحَ
وَجَعَلْنَاهَا
رُجُوماً
لِلشَّيَاط۪ينِ
وَاَعْتَدْنَا
لَهُمْ
عَذَابَ
السَّع۪يرِ
And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.[5]
قَالُوا
بَلٰى
قَدْ
جَٓاءَنَا
نَذ۪يرٌ
فَكَذَّبْنَا
وَقُلْنَا
مَا
نَزَّلَ
اللّٰهُ
مِنْ
شَيْءٍۚ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
كَب۪يرٍ
Onlar: «Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik» derler.[9]
وَقَالُوا
لَوْ
كُنَّا
نَسْمَعُ
اَوْ
نَعْقِلُ
مَا
كُنَّا
ف۪ٓي
اَصْحَابِ
السَّع۪يرِ
«Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık» derler.[10]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَيْبِ
لَهُمْ
مَغْفِرَةٌ
وَاَجْرٌ
كَب۪يرٌ
Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.[12]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
ذَلُولاً
فَامْشُوا
ف۪ي
مَنَاكِبِهَا
وَكُلُوا
مِنْ
رِزْقِه۪ۜ
وَاِلَيْهِ
النُّشُورُ
Yeryüzünü, size boyun eğdiren O’dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah’ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O’nadır.[15]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الطَّيْرِ
فَوْقَهُمْ
صَٓافَّاتٍ
وَيَقْبِضْنَۜ
مَا
يُمْسِكُهُنَّ
اِلَّا
الرَّحْمٰنُۜ
اِنَّهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
بَص۪يرٌ
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah’tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.[19]
اَمَّنْ
هٰذَا
الَّذ۪ي
يَرْزُقُكُمْ
اِنْ
اَمْسَكَ
رِزْقَهُۚ
بَلْ
لَجُّوا
ف۪ي
عُتُوٍّ
وَنُفُورٍ
Allah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.[21]
قُلْ
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْشَاَكُمْ
وَجَعَلَ
لَكُمُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَالْاَفْـِٔدَةَۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَشْكُرُونَ
De ki: «Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O’dur. Ne az şükrediyorsunuz!»[23]
قُلْ
اِنَّمَا
الْعِلْمُ
عِنْدَ
اللّٰهِۖ
وَاِنَّمَٓا
اَنَا۬
نَذ۪يرٌ
مُب۪ينٌ
De ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.»[26]
فَلَمَّا
رَاَوْهُ
زُلْفَةً
س۪ٓيـَٔتْ
وُجُوهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَق۪يلَ
هٰذَا
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تَدَّعُونَ
Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: «Sizin arayıp durduğunuz işte budur» denir.[27]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
اَهْلَكَنِيَ
اللّٰهُ
وَمَنْ
مَعِيَ
اَوْ
رَحِمَنَاۙ
فَمَنْ
يُج۪يرُ
الْكَافِر۪ينَ
مِنْ
عَذَابٍ
اَل۪يمٍ
De ki: «Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?»[28]
قُلْ
هُوَ
الرَّحْمٰنُ
اٰمَنَّا
بِه۪
وَعَلَيْهِ
تَوَكَّلْنَاۚ
فَسَتَعْلَمُونَ
مَنْ
هُوَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
De ki: «Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah’tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz.»[29]
Yükleniyor...