Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
4.513ayette
9.594kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet
Alak 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
4513 ayet
اِنَّ
الدّ۪ينَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
الْاِسْلَامُ۠
وَمَا
اخْتَلَفَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Allah katında din, şüphesiz İslam’dır. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı çabuk görür.[19]
فَاِنْ
حَٓاجُّوكَ
فَقُلْ
اَسْلَمْتُ
وَجْهِيَ
لِلّٰهِ
وَمَنِ
اتَّـبَعَنِۜ
وَقُلْ
لِلَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
وَالْاُمِّيّ۪نَ
ءَاَسْلَمْتُمْۜ
فَاِنْ
اَسْلَمُوا
فَقَدِ
اهْتَدَوْاۚ
وَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنَّمَا
عَلَيْكَ
الْبَلَاغُۜ
وَاللّٰهُ
بَص۪يرٌ
بِالْعِبَادِ۟
Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, «Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a verdim» de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: «Siz de İslam oldunuz mu?» de, şayet İslam olurlarsa doğru yola girmişlerdir, yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını görür.[20]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَكْفُرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَيَقْتُلُونَ
النَّبِيّ۪نَ
بِغَيْرِ
حَقٍّۙ
وَيَقْتُلُونَ
الَّذ۪ينَ
يَأْمُرُونَ
بِالْقِسْطِ
مِنَ
النَّاسِۙ
فَبَشِّرْهُمْ
بِعَذَابٍ
اَل۪يمٍ
Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele.[21]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
حَبِطَتْ
اَعْمَالُهُمْ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِۘ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Onlar, dünya ve ahirette işleri boşa çıkacak olanlardır. Onların hiç yardımcıları da yoktur.[22]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
نَص۪يباً
مِنَ
الْكِتَابِ
يُدْعَوْنَ
اِلٰى
كِتَابِ
اللّٰهِ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَهُمْ
ثُمَّ
يَتَوَلّٰى
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
وَهُمْ
مُعْرِضُونَ
Kendilerine Kitapdan bir pay verilenleri, görmedin mi? Onlar aralarında hüküm vermek için Allah’ın Kitabına çağırılmışlar, sonra onlardan bir takımı dönmüşlerdir. Onlar temelli yüz çevirenlerdir.[23]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُوا
لَنْ
تَمَسَّنَا
النَّارُ
اِلَّٓا
اَيَّاماً
مَعْدُودَاتٍۖ
وَغَرَّهُمْ
ف۪ي
د۪ينِهِمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ
Bu, onların: «Bize ateş sadece sayılı birkaç gün değecektir» demelerindendir. Uydurup durdukları şeyler, onları dinlerinde yanıltmıştır.[24]
فَكَيْفَ
اِذَا
جَمَعْنَاهُمْ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِ
وَوُفِّيَتْ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?[25]
قُلِ
اللّٰهُمَّ
مَالِكَ
الْمُلْكِ
تُؤْتِي
الْمُلْكَ
مَنْ
تَشَٓاءُ
وَتَنْزِعُ
الْمُلْكَ
مِمَّنْ
تَشَٓاءُۘ
وَتُعِزُّ
مَنْ
تَشَٓاءُ
وَتُذِلُّ
مَنْ
تَشَٓاءُۜ
بِيَدِكَ
الْخَيْرُۜ
اِنَّكَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
De ki: «Mülkün sahibi olan Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu Sen, her şeye Kadir’sin.[26]
تُولِجُ
الَّيْلَ
فِي
النَّهَارِ
وَتُولِجُ
النَّهَارَ
فِي
الَّيْلِۘ
وَتُخْرِجُ
الْحَيَّ
مِنَ
الْمَيِّتِ
وَتُخْرِجُ
الْمَيِّتَ
مِنَ
الْحَيِّۘ
وَتَرْزُقُ
مَنْ
تَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Geceyi gündüze, gündüzü geceye geçirirsin; ölüden diri, diriden ölü çıkarırsın; dilediğini hesapsız rızıklandırırsın».[27]
لَا
يَتَّخِذِ
الْمُؤْمِنُونَ
الْكَافِر۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَلَيْسَ
مِنَ
اللّٰهِ
ف۪ي
شَيْءٍ
اِلَّٓا
اَنْ
تَتَّقُوا
مِنْهُمْ
تُقٰيةًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
الْمَص۪يرُ
Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır.[28]
قُلْ
اِنْ
تُخْفُوا
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
اَوْ
تُبْدُوهُ
يَعْلَمْهُ
اللّٰهُۜ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
De ki: «İçinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah her şeye Kadir’dir».[29]
يَوْمَ
تَجِدُ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَا
عَمِلَتْ
مِنْ
خَيْرٍ
مُحْضَراًۚۛ
وَمَا
عَمِلَتْ
مِنْ
سُٓوءٍۚۛ
تَوَدُّ
لَوْ
اَنَّ
بَيْنَهَا
وَبَيْنَهُٓ
اَمَداً
بَع۪يداًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاللّٰهُ
رَؤُ۫فٌ
بِالْعِبَادِ۟
Her kişinin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü, ki kendisiyle o kötülük arasında uzun bir mesafe olmasını diler, hazır bulacağı günü bir düşünün. Kullarına karşı şefkatli olan Allah size kendinden korkmanızı emreder.[30]
قُلْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تُحِبُّونَ
اللّٰهَ
فَاتَّبِعُون۪ي
يُحْبِبْكُمُ
اللّٰهُ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْ
ذُنُوبَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
De ki: «Allah’ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder».[31]
قُلْ
اَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَالرَّسُولَۚ
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُحِبُّ
الْكَافِر۪ينَ
De ki: «Allah’a ve Peygambere itaat edin». Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez.[32]
اِنَّ
اللّٰهَ
اصْطَفٰٓى
اٰدَمَ
وَنُوحاً
وَاٰلَ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاٰلَ
عِمْرٰنَ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَۙ
Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.[33-34]
ذُرِّيَّةً
بَعْضُهَا
مِنْ
بَعْضٍۜ
وَاللّٰهُ
سَم۪يعٌ
عَل۪يمٌۚ
Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini birbirinin soyundan olarak alemlere tercih etti. Allah işitendir, bilendir.[33-34]
فَلَمَّا
وَضَعَتْهَا
قَالَتْ
رَبِّ
اِنّ۪ي
وَضَعْتُهَٓا
اُنْثٰىۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِمَا
وَضَعَتْۜ
وَلَيْسَ
الذَّكَرُ
كَالْاُنْثٰىۚ
وَاِنّ۪ي
سَمَّيْتُهَا
مَرْيَمَ
وَاِنّ۪ٓي
اُع۪يذُهَا
بِكَ
وَذُرِّيَّتَهَا
مِنَ
الشَّيْطَانِ
الرَّج۪يمِ
Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken «Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım» dedi.[36]
فَتَقَبَّلَهَا
رَبُّهَا
بِقَبُولٍ
حَسَنٍ
وَاَنْبَتَهَا
نَبَاتاً
حَسَناًۙ
وَكَفَّلَهَا
زَكَرِيَّاۜ
كُلَّمَا
دَخَلَ
عَلَيْهَا
زَكَرِيَّا
الْمِحْرَابَۙ
وَجَدَ
عِنْدَهَا
رِزْقاًۚ
قَالَ
يَا مَرْيَمُ
اَنّٰى
لَكِ
هٰذَاۜ
قَالَتْ
هُوَ
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَرْزُقُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya’nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. «Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?» demiş, o da: Bu, Allah’ın katındandır» cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.[37]
فَنَادَتْهُ
الْمَلٰٓئِكَةُ
وَهُوَ
قَٓائِمٌ
يُصَلّ۪ي
فِي
الْمِحْرَابِۙ
اَنَّ
اللّٰهَ
يُبَشِّرُكَ
بِيَحْيٰى
مُصَدِّقاً
بِكَلِمَةٍ
مِنَ
اللّٰهِ
وَسَيِّداً
وَحَصُوراً
وَنَبِياًّ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ
Mabedde namaz kılarken melekler ona seslendiler: «Allah sana Allah’ın emriyle (vücud bulan İsa’yı) tasdik eden, efendi, iffetli, iyilerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler».[39]
قَالَ
رَبِّ
اَنّٰى
يَكُونُ
ل۪ي
غُلَامٌ
وَقَدْ
بَلَغَنِيَ
الْكِبَرُ
وَامْرَاَت۪ي
عَاقِرٌۜ
قَالَ
كَذٰلِكَ
اللّٰهُ
يَفْعَلُ
مَا
يَشَٓاءُ
«Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?» dedi. Allah: «Böyledir, Allah dilediğini yapar» dedi.[40]
Yükleniyor...