Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
4.513ayette
9.594kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet
Alak 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Bakara suresi ✕ Süzgeci kaldır
264 ayet
يَا بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
اذْكُرُوا
نِعْمَتِيَ
الَّت۪ٓي
اَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَاَنّ۪ي
فَضَّلْتُكُمْ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.[47]
وَاتَّقُوا
يَوْماً
لَا
تَجْز۪ي
نَفْسٌ
عَنْ
نَفْسٍ
شَيْـٔاً
وَلَا
يُقْبَلُ
مِنْهَا
شَفَاعَةٌ
وَلَا
يُؤْخَذُ
مِنْهَا
عَدْلٌ
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَ
Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.[48]
وَاِذْ
نَجَّيْنَاكُمْ
مِنْ
اٰلِ
فِرْعَوْنَ
يَسُومُونَكُمْ
سُٓوءَ
الْعَذَابِ
يُذَبِّحُونَ
اَبْنَٓاءَكُمْ
وَيَسْتَحْيُونَ
نِسَٓاءَكُمْۜ
وَف۪ي
ذٰلِكُمْ
بَلَٓاءٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
عَظ۪يمٌ
Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık; bu Rabbinizin büyük bir imtihanı idi.[49]
وَاِذْ
فَرَقْنَا
بِكُمُ
الْبَحْرَ
فَاَنْجَيْنَاكُمْ
وَاَغْرَقْـنَٓا
اٰلَ
فِرْعَوْنَ
وَاَنْتُمْ
تَنْظُرُونَ
Denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini batırmıştık.[50]
وَاِذْ
وٰعَدْنَا
مُوسٰٓى
اَرْبَع۪ينَ
لَيْلَةً
ثُمَّ
اتَّخَذْتُمُ
الْعِجْلَ
مِنْ
بَعْدِه۪
وَاَنْتُمْ
ظَالِمُونَ
Musa’ya kırk gece vade vermiştik. Sonra onun arkasından, kendinize yazık ederek, buzağıyı tanrı edinmiştiniz.[51]
وَاِذْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
وَالْفُرْقَانَ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Doğru yola gidesiniz diye Musa’ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.[53]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
اِنَّكُمْ
ظَلَمْتُمْ
اَنْفُسَكُمْ
بِاتِّخَاذِكُمُ
الْعِجْلَ
فَتُوبُٓوا
اِلٰى
بَارِئِكُمْ
فَاقْتُلُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
عِنْدَ
بَارِئِكُمْۜ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْۜ
اِنَّهُ
هُوَ
التَّوَّابُ
الرَّح۪يمُ
Musa milletine «Ey milletim! Buzağıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün, bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizi kabul eder» demişti.[54]
وَاِذْ
قُلْتُمْ
يَا مُوسٰى
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكَ
حَتّٰى
نَرَى
اللّٰهَ
جَهْرَةً
فَاَخَذَتْكُمُ
الصَّاعِقَةُ
وَاَنْتُمْ
تَنْظُرُونَ
«Ya Musa! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız» demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.[55]
وَظَلَّلْنَا
عَلَيْكُمُ
الْغَمَامَ
وَاَنْزَلْنَا
عَلَيْكُمُ
الْمَنَّ
وَالسَّلْوٰىۜ
كُلُوا
مِنْ
طَيِّبَاتِ
مَا
رَزَقْنَاكُمْۜ
وَمَا
ظَلَمُونَا
وَلٰكِنْ
كَانُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, «Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin» dedik. Onlar Bize değil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı.[57]
وَاِذْ
قُلْنَا
ادْخُلُوا
هٰذِهِ
الْقَرْيَةَ
فَكُلُوا
مِنْهَا
حَيْثُ
شِئْتُمْ
رَغَداً
وَادْخُلُوا
الْبَابَ
سُجَّداً
وَقُولُوا
حِطَّةٌ
نَغْفِرْ
لَكُمْ
خَطَايَاكُمْۜ
وَسَنَز۪يدُ
الْمُحْسِن۪ينَ
«Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, «bağışla!» deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız» demiştik.[58]
وَاِذِ
اسْتَسْقٰى
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
فَقُلْنَا
اضْرِبْ
بِعَصَاكَ
الْحَجَرَۜ
فَانْفَجَرَتْ
مِنْهُ
اثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْناًۜ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
اُنَاسٍ
مَشْرَبَهُمْۜ
كُلُوا
وَاشْرَبُوا
مِنْ
رِزْقِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Musa, milleti için su aramıştı; «Asanla taşa vur» dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah’ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.[60]
وَاِذْ
قُلْتُمْ
يَا مُوسٰى
لَنْ
نَصْبِرَ
عَلٰى
طَعَامٍ
وَاحِدٍ
فَادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُخْرِجْ
لَنَا
مِمَّا
تُنْبِتُ
الْاَرْضُ
مِنْ
بَقْلِهَا
وَقِثَّٓائِهَا
وَفُومِهَا
وَعَدَسِهَا
وَبَصَلِهَاۜ
قَالَ
اَتَسْتَبْدِلُونَ
الَّذ۪ي
هُوَ
اَدْنٰى
بِالَّذ۪ي
هُوَ
خَيْرٌۜ
اِهْبِطُوا
مِصْراً
فَاِنَّ
لَكُمْ
مَا
سَاَلْتُمْۜ
وَضُرِبَتْ
عَلَيْهِمُ
الذِّلَّةُ
وَالْمَسْكَنَةُ
وَبَٓاؤُ۫
بِغَضَبٍ
مِنَ
اللّٰهِۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَانُوا
يَكْفُرُونَ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
وَيَقْتُلُونَ
النَّبِيّ۪نَ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
ذٰلِكَ
بِمَا
عَصَوْا
وَكَانُوا
يَعْتَدُونَ۟
«Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin» demiştiniz de, «Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır» demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah’ın gazabına uğradılar. Bu, Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.[61]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَالَّذ۪ينَ
هَادُوا
وَالنَّصَارٰى
وَالصَّابِـ۪ٔينَ
مَنْ
اٰمَنَ
بِاللّٰهِ
وَالْيَوْمِ
الْاٰخِرِ
وَعَمِلَ
صَالِحاً
فَلَهُمْ
اَجْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْۖ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.[62]
وَاِذْ
اَخَذْنَا
م۪يثَاقَكُمْ
وَرَفَعْنَا
فَوْقَكُمُ
الطُّورَۜ
خُذُوا
مَٓا
اٰتَيْنَاكُمْ
بِقُوَّةٍ
وَاذْكُرُوا
مَا
ف۪يهِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. «Allah’a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab’a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun» demiştik.[63]
ثُمَّ
تَوَلَّيْتُمْ
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَۚ
فَلَوْلَا
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُ
لَكُنْتُمْ
مِنَ
الْخَاسِر۪ينَ
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz; eğer Allah’ın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz.[64]
وَلَقَدْ
عَلِمْتُمُ
الَّذ۪ينَ
اعْتَدَوْا
مِنْكُمْ
فِي
السَّبْتِ
فَقُلْنَا
لَهُمْ
كُونُوا
قِرَدَةً
خَاسِـ۪ٔينَۚ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara «Aşağılık birer maymun olunuz» dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.[65-66]
فَجَعَلْنَاهَا
نَكَالاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهَا
وَمَا
خَلْفَهَا
وَمَوْعِظَةً
لِلْمُتَّق۪ينَ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara «Aşağılık birer maymun olunuz» dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.[65-66]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪ٓ
اِنَّ
اللّٰهَ
يَأْمُرُكُمْ
اَنْ
تَذْبَحُوا
بَقَرَةًۜ
قَالُٓوا
اَتَتَّخِذُنَا
هُزُواًۜ
قَالَ
اَعُوذُ
بِاللّٰهِ
اَنْ
اَكُونَ
مِنَ
الْجَاهِل۪ينَ
Musa milletine: «Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor» demişti; «Bizi alaya mı alıyorsun?» dediklerinde de: «Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım» dedi.[67]
قَالُوا
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّنْ
لَنَا
مَا
هِيَۜ
قَالَ
اِنَّهُ
يَقُولُ
اِنَّهَا
بَقَرَةٌ
لَا
فَارِضٌ
وَلَا
بِكْرٌۜ
عَوَانٌ
بَيْنَ
ذٰلِكَۜ
فَافْعَلُوا
مَا
تُؤْمَرُونَ
«Rabbine bizim adımıza yalvar da onun mahiyetini bize bildirsin» dediler, «O, onun ne pek kart, ne pek körpe, ikisi ortası bir sığır olduğunu söylüyor, size emrolunanı yapın» dedi.[68]
قَالُوا
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّنْ
لَنَا
مَا
هِيَۙ
اِنَّ
الْبَقَرَ
تَشَابَهَ
عَلَيْنَاۜ
وَاِنَّٓا
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَمُهْتَدُونَ
«Rabbine bizim adımıza yalvar da, mahiyetini bize bildirsin, çünkü sığırlar, bizce, birbirine benzemektedir. Allah dilerse biz şüphesiz doğruyu bulmuş oluruz» dediler.[70]
Yükleniyor...