Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
4.513ayette
9.594kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet
Alak 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Enbiyâ suresi ✕ Süzgeci kaldır
88 ayet
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَٓا
اِبْرٰه۪يمَ
رُشْدَهُ
مِنْ
قَبْلُ
وَكُنَّا
بِه۪
عَالِم۪ينَۚ
And olsun ki, daha önce İbrahim’e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.[51]
اِذْ
قَالَ
لِاَب۪يهِ
وَقَوْمِه۪
مَا
هٰذِهِ
التَّمَاث۪يلُ
الَّت۪ٓي
اَنْتُمْ
لَهَا
عَاكِفُونَ
İbrahim, babasına ve milletine: «Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?» demişti.[52]
قَالَ
لَقَدْ
كُنْتُمْ
اَنْتُمْ
وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
İbrahim: «And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz» deyince:[54]
قَالَ
بَلْ
رَبُّكُمْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
الَّذ۪ي
فَطَرَهُنَّۘ
وَاَنَا۬
عَلٰى
ذٰلِكُمْ
مِنَ
الشَّاهِد۪ينَ
O şöyle dedi: «Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.»[56]
وَتَاللّٰهِ
لَاَك۪يدَنَّ
اَصْنَامَكُمْ
بَعْدَ
اَنْ
تُوَلُّوا
مُدْبِر۪ينَ
«Allah’a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!»[57]
قَالَ
اَفَتَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَنْفَعُكُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَضُرُّكُمْۜ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
اُفٍّ
لَكُمْ
وَلِمَا
تَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İbrahim: «O halde, Allah’ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah’ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?» dedi.[66-67]
قَالُوا
حَرِّقُوهُ
وَانْصُرُٓوا
اٰلِهَتَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
فَاعِل۪ينَ
Onlar: «Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin» dediler.[68]
قُلْنَا
يَا نَارُ
كُون۪ي
بَرْداً
وَسَلَاماً
عَلٰٓى
اِبْرٰه۪يمَۙ
Biz: «Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol» dedik.[69]
وَاَرَادُوا
بِه۪
كَيْداً
فَجَعَلْنَاهُمُ
الْاَخْسَر۪ينَۚ
Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.[70]
وَنَجَّيْنَاهُ
وَلُوطاً
اِلَى
الْاَرْضِ
الَّت۪ي
بَارَكْنَا
ف۪يهَا
لِلْعَالَم۪ينَ
Onu da, Lut’u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.[71]
وَوَهَبْنَا
لَـهُٓ
اِسْحٰقَۜ
وَيَعْقُوبَ
نَافِلَةًۜ
وَكُلاًّ
جَعَلْنَا
صَالِح۪ينَ
İbrahim’e, buna ilaveten İshak ve Yakub’u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık.[72]
وَجَعَلْنَاهُمْ
اَئِمَّةً
يَهْدُونَ
بِاَمْرِنَا
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِمْ
فِعْلَ
الْخَيْرَاتِ
وَاِقَامَ
الصَّلٰوةِ
وَا۪يتَٓاءَ
الزَّكٰوةِۚ
وَكَانُوا
لَنَا
عَابِد۪ينَۙ
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.[73]
وَلُوطاً
اٰتَيْنَاهُ
حُكْماً
وَعِلْماً
وَنَجَّيْنَاهُ
مِنَ
الْقَرْيَةِ
الَّت۪ي
كَانَتْ
تَعْمَلُ
الْخَبَٓائِثَۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَوْمَ
سَوْءٍ
فَاسِق۪ينَۙ
Lut’a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.[74]
وَاَدْخَلْنَاهُ
ف۪ي
رَحْمَتِنَاۜ
اِنَّهُ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ۟
Lut’u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o iyilerdendi.[75]
وَنُوحاً
اِذْ
نَادٰى
مِنْ
قَبْلُ
فَاسْتَجَبْنَا
لَهُ
فَنَجَّيْنَاهُ
وَاَهْلَهُ
مِنَ
الْكَرْبِ
الْعَظ۪يمِۚ
Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.[76]
وَنَصَرْنَاهُ
مِنَ
الْقَوْمِ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَوْمَ
سَوْءٍ
فَاَغْرَقْنَاهُمْ
اَجْمَع۪ينَ
Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.[77]
وَدَاوُ۫دَ
وَسُلَيْمٰنَ
اِذْ
يَحْكُمَانِ
فِي
الْحَرْثِ
اِذْ
نَفَشَتْ
ف۪يهِ
غَنَمُ
الْقَوْمِۚ
وَكُنَّا
لِحُكْمِهِمْ
شَاهِد۪ينَۙ
Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.[78]
فَفَهَّمْنَاهَا
سُلَيْمٰنَۚ
وَكُلاًّ
اٰتَيْنَا
حُكْماً
وَعِلْماًۘ
وَسَخَّرْنَا
مَعَ
دَاوُ۫دَ
الْجِبَالَ
يُسَبِّحْنَ
وَالطَّيْرَۜ
وَكُنَّا
فَاعِل۪ينَ
Süleyman’a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.[79]
وَعَلَّمْنَاهُ
صَنْعَةَ
لَبُوسٍ
لَكُمْ
لِتُحْصِنَكُمْ
مِنْ
بَأْسِكُمْۚ
فَهَلْ
اَنْتُمْ
شَاكِرُونَ
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?[80]
Yükleniyor...