Kelime Haritası
و
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 6 farklı görevde kullanılıyor.
4.513ayette
9.594kez geçiyor
113/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet
Alak 3
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
En’âm suresi ✕ Süzgeci kaldır
150 ayet
وَمَا
نُرْسِلُ
الْمُرْسَل۪ينَ
اِلَّا
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۚ
فَمَنْ
اٰمَنَ
وَاَصْلَحَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.[48]
وَالَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
يَمَسُّهُمُ
الْعَذَابُ
بِمَا
كَانُوا
يَفْسُقُونَ
Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azab dokunacaktır.[49]
قُلْ
لَٓا
اَقُولُ
لَكُمْ
عِنْد۪ي
خَزَٓائِنُ
اللّٰهِ
وَلَٓا
اَعْلَمُ
الْغَيْبَ
وَلَٓا
اَقُولُ
لَكُمْ
اِنّ۪ي
مَلَكٌۚ
اِنْ
اَتَّبِعُ
اِلَّا
مَا
يُوحٰٓى
اِلَيَّۜ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِي
الْاَعْمٰى
وَالْبَص۪يرُۜ
اَفَلَا
تَتَفَكَّرُونَ۟
De ki: «Size Allah’ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.» De ki: «Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz?»[50]
وَاَنْذِرْ
بِهِ
الَّذ۪ينَ
يَخَافُونَ
اَنْ
يُحْشَرُٓوا
اِلٰى
رَبِّهِمْ
لَيْسَ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِه۪
وَلِيٌّ
وَلَا
شَف۪يعٌ
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O’ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah’tan sakınalar.[51]
وَلَا
تَطْرُدِ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
رَبَّهُمْ
بِالْغَدٰوةِ
وَالْعَشِيِّ
يُر۪يدُونَ
وَجْهَهُۜ
مَا
عَلَيْكَ
مِنْ
حِسَابِهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
وَمَا
مِنْ
حِسَابِكَ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَتَطْرُدَهُمْ
فَتَكُونَ
مِنَ
الظَّالِم۪ينَ
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.[52]
وَكَذٰلِكَ
فَتَنَّا
بَعْضَهُمْ
بِبَعْضٍ
لِيَقُولُٓوا
اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَنَّ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
مِنْ
بَيْنِنَاۜ
اَلَيْسَ
اللّٰهُ
بِاَعْلَمَ
بِالشَّاكِر۪ينَ
Böylece, «Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?» demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir?[53]
وَاِذَا
جَٓاءَكَ
الَّذ۪ينَ
يُؤْمِنُونَ
بِاٰيَاتِنَا
فَقُلْ
سَلَامٌ
عَلَيْكُمْ
كَتَبَ
رَبُّكُمْ
عَلٰى
نَفْسِهِ
الرَّحْمَةَۙ
اَنَّهُ
مَنْ
عَمِلَ
مِنْكُمْ
سُٓوءاً
بِجَهَالَةٍ
ثُمَّ
تَابَ
مِنْ
بَعْدِه۪
وَاَصْلَحَ
فَاَنَّهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ayetlerimize inananlar sana gelince: «Size selam olsun» de. Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tövbe eder ve nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. O, bağışlar ve merhamet eder.[54]
وَكَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
وَلِتَسْتَب۪ينَ
سَب۪يلُ
الْمُجْرِم۪ينَ۟
Suçluların yolu belli olsun diye, böylece ayetleri uzun uzun açıklarız.[55]
قُلْ
اِنّ۪ي
نُه۪يتُ
اَنْ
اَعْبُدَ
الَّذ۪ينَ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
قُلْ
لَٓا
اَتَّبِـعُ
اَهْوَٓاءَكُمْۙ
قَدْ
ضَلَلْتُ
اِذاً
وَمَٓا
اَنَا۬
مِنَ
الْمُهْتَد۪ينَ
De ki: «Allah’tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum.» «Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum» de.[56]
قُلْ
اِنّ۪ي
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَكَذَّبْتُمْ
بِه۪ۜ
مَا
عِنْد۪ي
مَا
تَسْتَعْجِلُونَ
بِه۪ۜ
اِنِ
الْحُكْمُ
اِلَّا
لِلّٰهِۜ
يَقُصُّ
الْحَقَّ
وَهُوَ
خَيْرُ
الْفَاصِل۪ينَ
De ki: «Ben Rabbim’den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah’ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır.»[57]
قُلْ
لَوْ
اَنَّ
عِنْد۪ي
مَا
تَسْتَعْجِلُونَ
بِه۪
لَقُضِيَ
الْاَمْرُ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِالظَّالِم۪ينَ
De ki: «Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu.» Allah zulmedenleri en iyi bilendir.[58]
وَعِنْدَهُ
مَفَاتِـحُ
الْغَيْبِ
لَا
يَعْلَمُهَٓا
اِلَّا
هُوَۜ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِي
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِۜ
وَمَا
تَسْقُطُ
مِنْ
وَرَقَةٍ
اِلَّا
يَعْلَمُهَا
وَلَا
حَبَّةٍ
ف۪ي
ظُلُمَاتِ
الْاَرْضِ
وَلَا
رَطْبٍ
وَلَا
يَابِسٍ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍ
Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap’tadır ancak O bilir.[59]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يَتَوَفّٰيكُمْ
بِالَّيْلِ
وَيَعْلَمُ
مَا
جَرَحْتُمْ
بِالنَّهَارِ
ثُمَّ
يَبْعَثُـكُمْ
ف۪يهِ
لِيُقْضٰٓى
اَجَلٌ
مُسَمًّىۚ
ثُمَّ
اِلَيْهِ
مَرْجِعُكُمْ
ثُمَّ
يُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ۟
Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O’dur. Sonra dönüşünüz O’nadır, işlediklerinizi size bildirecektir.[60]
وَهُوَ
الْقَاهِرُ
فَوْقَ
عِبَادِه۪
وَيُرْسِلُ
عَلَيْكُمْ
حَفَظَةًۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
تَوَفَّتْهُ
رُسُلُنَا
وَهُمْ
لَا
يُفَرِّطُونَ
O, kulların üstünde yegane Hakim’dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O’nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.[61-62]
ثُمَّ
رُدُّٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
مَوْلٰيهُمُ
الْحَقِّۜ
اَلَا
لَهُ
الْحُكْمُ
وَهُوَ
اَسْرَعُ
الْحَاسِب۪ينَ
O, kulların üstünde yegane Hakim’dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O’nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.[61-62]
قُلْ
مَنْ
يُنَجّ۪يكُمْ
مِنْ
ظُلُمَاتِ
الْبَرِّ
وَالْبَحْرِ
تَدْعُونَهُ
تَضَرُّعاً
وَخُفْيَةًۚ
لَئِنْ
اَنْجٰينَا
مِنْ
هٰذِه۪
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
De ki: «Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız diye O’na gizli gizli yalvarır yakarırsınız.»[63]
قُلِ
اللّٰهُ
يُنَجّ۪يكُمْ
مِنْهَا
وَمِنْ
كُلِّ
كَرْبٍ
ثُمَّ
اَنْتُمْ
تُشْرِكُونَ
De ki: «Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O’na ortak koşarsınız.»[64]
قُلْ
هُوَ
الْقَادِرُ
عَلٰٓى
اَنْ
يَبْعَثَ
عَلَيْكُمْ
عَذَاباً
مِنْ
فَوْقِكُمْ
اَوْ
مِنْ
تَحْتِ
اَرْجُلِكُمْ
اَوْ
يَلْبِسَكُمْ
شِيَعاً
وَيُذ۪يقَ
بَعْضَكُمْ
بَأْسَ
بَعْضٍۜ
اُنْظُرْ
كَيْفَ
نُصَرِّفُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَفْقَهُونَ
De ki: «Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O’dur.» Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.[65]
وَكَذَّبَ
بِه۪
قَوْمُكَ
وَهُوَ
الْحَقُّۜ
قُلْ
لَسْتُ
عَلَيْكُمْ
بِوَك۪يلٍۜ
Gerçekten, senin milletin Kuran’ı yalanladı. «Cezanızı ben verecek değilim» de.[66]
لِكُلِّ
نَبَأٍ
مُسْتَقَرٌّۘ
وَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz.[67]
Yükleniyor...