Kelime Haritası
يا
358ayette
361kez geçiyor
59/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %55 · Medenî %45
İlk inen ayet
Kalem 31
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
358 ayet
يَا بَن۪ٓي
اٰدَمَ
اِمَّا
يَأْتِيَنَّكُمْ
رُسُلٌ
مِنْكُمْ
يَقُصُّونَ
عَلَيْكُمْ
اٰيَات۪يۙ
فَمَنِ
اتَّقٰى
وَاَصْلَحَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Ey Adem oğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiğinde, onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınan ve gidişini düzeltenlere, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.[35]
لَقَدْ
اَرْسَلْنَا
نُوحاً
اِلٰى
قَوْمِه۪
فَقَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
And olsun ki Nuh’u milletine gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur; doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum» dedi.[59]
قَالَ
يَا قَوْمِ
لَيْسَ
ب۪ي
ضَلَالَةٌ
وَلٰكِنّ۪ي
رَسُولٌ
مِنْ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ
«Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?» dedi.[61-63]
وَاِلٰى
عَادٍ
اَخَاهُمْ
هُوداًۜ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
اَفَلَا
تَتَّقُونَ
Ad milletine de, kardeşleri Hud’u gönderdik «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur, karşı gelmekten sakınmaz mısınız?» dedi.[65]
قَالَ
يَا قَوْمِ
لَيْسَ
ب۪ي
سَفَاهَةٌ
وَلٰكِنّ۪ي
رَسُولٌ
مِنْ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ
«Ey milletim! Ben beyinsiz değil, Alemlerin Rabbinin peygamberiyim.[67]
وَاِلٰى
ثَمُودَ
اَخَاهُمْ
صَـالِـحاًۢ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
هٰذِه۪
نَاقَةُ
اللّٰهِ
لَكُمْ
اٰيَةً
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
ف۪ٓي
اَرْضِ
اللّٰهِ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Semud milletine de kardeşleri Salih’i gönderdik. «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah’ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah’ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.[73]
فَعَقَرُوا
النَّاقَةَ
وَعَتَوْا
عَنْ
اَمْرِ
رَبِّهِمْ
وَقَالُوا
يَا صَالِحُ
ائْتِنَا
بِمَا
تَعِدُنَٓا
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الْمُرْسَل۪ينَ
Büyüklük taslayanlar, «Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz» dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, «Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım» dediler.[76-77]
فَتَوَلّٰى
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَا قَوْمِ
لَقَدْ
اَبْلَغْتُكُمْ
رِسَالَةَ
رَبّ۪ي
وَنَصَحْتُ
لَـكُمْ
وَلٰكِنْ
لَا
تُحِبُّونَ
النَّاصِح۪ينَ
Salih de onlardan yüz çevirdi ve «Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz» dedi.[79]
وَاِلٰى
مَدْيَنَ
اَخَاهُمْ
شُعَيْباًۜ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْرُهُۜ
قَدْ
جَٓاءَتْكُمْ
بَيِّنَةٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَوْفُوا
الْكَيْلَ
وَالْم۪يزَانَ
وَلَا
تَبْخَسُوا
النَّاسَ
اَشْيَٓاءَهُمْ
وَلَا
تُفْسِدُوا
فِي
الْاَرْضِ
بَعْدَ
اِصْلَاحِهَاۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُؤْمِن۪ينَۚ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, onlara şöyle dedi: «Ey milletim! Allah’a kulluk edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır.»[85]
قَالَ
الْمَلَأُ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
لَنُخْرِجَنَّكَ
يَا شُعَيْبُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَكَ
مِنْ
قَرْيَتِنَٓا
اَوْ
لَتَعُودُنَّ
ف۪ي
مِلَّتِنَاۜ
قَالَ
اَوَلَوْ
كُنَّا
كَارِه۪ينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, «Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız» dediler. Şuayb, onlara: «İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın» dedi.[88-89]
فَتَوَلّٰى
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَا قَوْمِ
لَقَدْ
اَبْلَغْتُكُمْ
رِسَالَاتِ
رَبّ۪ي
وَنَصَحْتُ
لَكُمْۚ
فَكَيْفَ
اٰسٰى
عَلٰى
قَوْمٍ
كَافِر۪ينَ۟
Şuayb onlardan döndü de, «Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sözlerini size bildirdim, öğüt verdim; inkarcı millet için niçin üzüleyim?» dedi.[93]
وَقَالَ
مُوسٰى
يَا فِرْعَوْنُ
اِنّ۪ي
رَسُولٌ
مِنْ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۚ
Musa, «Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim.[104]
قَالُوا
يَا مُوسٰٓى
اِمَّٓا
اَنْ
تُلْقِيَ
وَاِمَّٓا
اَنْ
نَكُونَ
نَحْنُ
الْمُلْق۪ينَ
Sihirbazlar: «Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalım» dediler.[115]
وَلَمَّا
وَقَعَ
عَلَيْهِمُ
الرِّجْزُ
قَالُوا
يَا مُوسَى
ادْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
بِمَا
عَهِدَ
عِنْدَكَۚ
لَئِنْ
كَشَفْتَ
عَنَّا
الرِّجْزَ
لَنُؤْمِنَنَّ
لَكَ
وَلَنُرْسِلَنَّ
مَعَكَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۚ
Azab başlarına çökünce, «Ey Musa! Rabbine, sana verdiği ahde göre bizim için yalvar. Bizden azabı kaldırırsan sana, and olsun ki, inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz» dediler.[134]
وَجَاوَزْنَا
بِبَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
الْبَحْرَ
فَاَتَوْا
عَلٰى
قَوْمٍ
يَعْكُفُونَ
عَلٰٓى
اَصْنَامٍ
لَهُمْۚ
قَالُوا
يَا مُوسَى
اجْعَلْ
لَـنَٓا
اِلٰهاً
كَمَا
لَهُمْ
اٰلِهَةٌۜ
قَالَ
اِنَّكُمْ
قَوْمٌ
تَجْهَلُونَ
İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık. Puta gönülden tapan bir millete rastladılar. «Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap» dediler, Musa: « Doğrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve işledikleri boşa gidecektir» dedi.[138-139]
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اِنِّي
اصْطَفَيْتُكَ
عَلَى
النَّاسِ
بِرِسَالَات۪ي
وَبِكَلَام۪يۘ
فَخُذْ
مَٓا
اٰتَيْتُكَ
وَكُنْ
مِنَ
الشَّاكِر۪ينَ
«Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret» dedi.[144]
قُلْ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْ
جَم۪يعاًۨ
الَّذ۪ي
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۖ
فَاٰمِنُوا
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِهِ
النَّبِيِّ
الْاُمِّيِّ
الَّذ۪ي
يُؤْمِنُ
بِاللّٰهِ
وَكَلِمَاتِه۪
وَاتَّبِعُوهُ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
De ki: «Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O’ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah’a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız.»[158]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
لَق۪يتُمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
زَحْفاً
فَلَا
تُوَلُّوهُمُ
الْاَدْبَارَۚ
Ey İnananlar! Savaş için ilerlerken, inkar edenlerle toplu halde karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin.[15]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَلَا
تَوَلَّوْا
عَنْهُ
وَاَنْتُمْ
تَسْمَعُونَۚ
Ey inananlar! Allah’a ve Peygamberine itaat edin, Kuran’ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde «dinledik» diyenler gibi olmayın.[20-21]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اسْتَج۪يبُوا
لِلّٰهِ
وَلِلرَّسُولِ
اِذَا
دَعَاكُمْ
لِمَا
يُحْي۪يكُمْۚ
وَاعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يَحُولُ
بَيْنَ
الْمَرْءِ
وَقَلْبِه۪
وَاَنَّـهُٓ
اِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O’nun katında toplanacağınızı bilin.[24]
Yükleniyor...