ا ل ى
653ayette
742kez geçiyor
82/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 8
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
46 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اِلٰى | Harfi Cer | إِلَى | -e | 742 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-e 412
Ona 81
Sana 77
Onlara 42
Size 32
Bana 25
Ve ona 22
Bize 21
Ve -e 20
Ve sana 3
Ve bize 3
ile 1
Ve bana 1
Siz ikinize 1
Diğer 1 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر ب ب ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
151 ayet
اَفَمَنْ
يَعْلَمُ
اَنَّـمَٓا
اُنْزِلَ
اِلَيْكَ
مِنْ
رَبِّكَ
الْحَقُّ
كَمَنْ
هُوَ
اَعْمٰىۜ
اِنَّمَا
يَتَذَكَّرُ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِۙ
Sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi? Ancak akıl sahipleri ibret alırlar.[19]
وَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
اٰيَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪ۜ
قُلْ
اِنَّ
اللّٰهَ
يُضِلُّ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَهْد۪ٓي
اِلَيْهِ
مَنْ
اَنَابَۚ
İnkar edenler: «Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?» derler. De ki: «Doğrusu Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yöneleni doğru yola eriştirir.»[27]
كَذٰلِكَ
اَرْسَلْنَاكَ
ف۪ٓي
اُمَّةٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهَٓا
اُمَمٌ
لِتَتْلُوَ۬ا
عَلَيْهِمُ
الَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
وَهُمْ
يَكْفُرُونَ
بِالرَّحْمٰنِۜ
قُلْ
هُوَ
رَبّ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَاِلَيْهِ
مَتَابِ
Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik; o ümmet merhametli olan Allah’ı inkar eder; de ki: «O benim Rabbim’dir, O’ndan başka Tanrı yoktur, yalnız O’na güvenirim, dönüşüm de O’nadır.»[30]
الٓـرٰ۠
كِتَابٌ
اَنْزَلْنَاهُ
اِلَيْكَ
لِتُخْرِجَ
النَّاسَ
مِنَ
الظُّلُمَاتِ
اِلَى
النُّورِ
بِـاِذْنِ
رَبِّهِمْ
اِلٰى
صِرَاطِ
الْعَز۪يزِ
الْحَم۪يدِۙ
Elif, Lam, Ra; Bu, Allah’ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeğe layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah’ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır. Uğrayacakları çetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline![1-2]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِرُسُلِهِمْ
لَنُخْرِجَنَّكُمْ
مِنْ
اَرْضِنَٓا
اَوْ
لَتَعُودُنَّ
ف۪ي
مِلَّتِنَاۜ
فَاَوْحٰٓى
اِلَيْهِمْ
رَبُّهُمْ
لَنُهْلِكَنَّ
الظَّالِم۪ينَۙ
İnkar edenler, peygamberlerine: «Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız» dediler. Rableri peygamberlere: «Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.» diye vahyetti.[13-14]
رَبَّـنَٓا
اِنّ۪ٓي
اَسْكَنْتُ
مِنْ
ذُرِّيَّت۪ي
بِوَادٍ
غَيْرِ
ذ۪ي
زَرْعٍ
عِنْدَ
بَيْتِكَ
الْمُحَرَّمِۙ
رَبَّـنَا
لِيُق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
فَاجْعَلْ
اَفْـِٔدَةً
مِنَ
النَّاسِ
تَهْو۪ٓي
اِلَيْهِمْ
وَارْزُقْهُمْ
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَشْكُرُونَ
«Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri için Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır.»[37]
وَاَنْذِرِ
النَّاسَ
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمُ
الْعَذَابُۙ
فَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رَبَّـنَٓا
اَخِّرْنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
نُجِبْ
دَعْوَتَكَ
وَنَتَّبِـعِ
الرُّسُلَۜ
اَوَلَمْ
تَكُونُٓوا
اَقْسَمْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
زَوَالٍۙ
İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: «Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım» derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.[44-45]
قَالَ
رَبِّ
فَاَنْظِرْن۪ٓي
اِلٰى
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
«Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele» dedi.[36]
وَتَحْمِلُ
اَثْقَالَكُمْ
اِلٰى
بَلَدٍ
لَمْ
تَكُونُوا
بَالِغ۪يهِ
اِلَّا
بِشِقِّ
الْاَنْفُسِۜ
اِنَّ
رَبَّكُمْ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌۙ
Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir.[7]
وَاَوْحٰى
رَبُّكَ
اِلَى
النَّحْلِ
اَنِ
اتَّخِذ۪ي
مِنَ
الْجِبَالِ
بُيُوتاً
وَمِنَ
الشَّجَرِ
وَمِمَّا
يَعْرِشُونَۙ
Rabbin bal arısına: «Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü» diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.[68-69]
وَاِذَا
رَاَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
شُرَكَٓاءَهُمْ
قَالُوا
رَبَّـنَا
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
شُرَكَٓاؤُ۬نَا
الَّذ۪ينَ
كُنَّا
نَدْعُوا
مِنْ
دُونِكَۚ
فَاَلْقَوْا
اِلَيْهِمُ
الْقَوْلَ
اِنَّكُمْ
لَكَاذِبُونَۚ
Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: «Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır» derler. Koştukları ortaklar: «Doğrusu siz yalancısınız» diye söz atarlar.[86]
اُدْعُ
اِلٰى
سَب۪يلِ
رَبِّكَ
بِالْحِكْمَةِ
وَالْمَوْعِظَةِ
الْحَسَنَةِ
وَجَادِلْهُمْ
بِالَّت۪ي
هِيَ
اَحْسَنُۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِمَنْ
ضَلَّ
عَنْ
سَب۪يلِه۪
وَهُوَ
اَعْلَمُ
بِالْمُهْتَد۪ينَ
Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir.[125]
ذٰلِكَ
مِمَّٓا
اَوْحٰٓى
اِلَيْكَ
رَبُّكَ
مِنَ
الْحِكْمَةِۜ
وَلَا
تَجْعَلْ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَ
فَتُلْقٰى
ف۪ي
جَهَنَّمَ
مَلُوماً
مَدْحُوراً
Bunlar Rabbinin sana bildirdiği hikmetlerdir. Sakın Allah’la beraber başka tanrı edinme. Yoksa yerilmiş ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.[39]
اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
يَبْتَغُونَ
اِلٰى
رَبِّهِمُ
الْوَس۪يلَةَ
اَيُّهُمْ
اَقْرَبُ
وَيَرْجُونَ
رَحْمَتَهُ
وَيَخَافُونَ
عَذَابَهُۜ
اِنَّ
عَذَابَ
رَبِّكَ
كَانَ
مَحْذُوراً
Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O’nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.[57]
اِذْ
اَوَى
الْفِتْيَةُ
اِلَى
الْكَهْفِ
فَقَالُوا
رَبَّنَٓا
اٰتِنَا
مِنْ
لَدُنْكَ
رَحْمَةً
وَهَيِّئْ
لَنَا
مِنْ
اَمْرِنَا
رَشَداً
Birkaç genç mağaraya sığınmış: «Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster, bizi başarılı kıl» demişlerdi.[10]
وَاِذِ
اعْتَزَلْتُمُوهُمْ
وَمَا
يَعْبُدُونَ
اِلَّا
اللّٰهَ
فَأْوُٓ۫ا
اِلَى
الْكَهْفِ
يَنْشُرْ
لَكُمْ
رَبُّكُمْ
مِنْ
رَحْمَتِه۪
وَيُهَيِّئْ
لَكُمْ
مِنْ
اَمْرِكُمْ
مِرْفَقاً
Onlara: «Siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size işinizde kolaylık göstersin» denildi.[16]
وَكَذٰلِكَ
بَعَثْنَاهُمْ
لِيَتَسَٓاءَلُوا
بَيْنَهُمْۜ
قَالَ
قَٓائِلٌ
مِنْهُمْ
كَمْ
لَبِثْتُمْۜ
قَالُوا
لَبِثْنَا
يَوْماً
اَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۜ
قَالُوا
رَبُّكُمْ
اَعْلَمُ
بِمَا
لَبِثْتُمْ
فَابْعَثُٓوا
اَحَدَكُمْ
بِوَرِقِكُمْ
هٰذِه۪ٓ
اِلَى
الْمَد۪ينَةِ
فَلْيَنْظُرْ
اَيُّهَٓا
اَزْكٰى
طَعَاماً
فَلْيَأْتِكُمْ
بِرِزْقٍ
مِنْهُ
وَلْيَتَلَطَّفْ
وَلَا
يُشْعِرَنَّ
بِكُمْ
اَحَداً
Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» dedi. «Bir gün veya daha az bir müddet kaldık» dediler. «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın» dediler.[19]
وَاتْلُ
مَٓا
اُو۫حِيَ
اِلَيْكَ
مِنْ
كِتَابِ
رَبِّكَۚ
لَا
مُبَدِّلَ
لِكَلِمَاتِه۪
وَلَنْ
تَجِدَ
مِنْ
دُونِه۪
مُلْتَحَداً
Rabbinin Kitap’ından sana vahyolunanı oku; O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.[27]
وَمَٓا
اَظُنُّ
السَّاعَةَ
قَٓائِمَةًۙ
وَلَئِنْ
رُدِدْتُ
اِلٰى
رَبّ۪ي
لَاَجِدَنَّ
خَيْراً
مِنْهَا
مُنْقَلَباً
Kendisine böylece yazık ederek bahçesine girerken: «Bu bahçenin batacağını hiç zannetmem. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, and olsun ki orada bundan daha iyisini bulurum» dedi.[35-36]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنْ
ذُكِّرَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّه۪
فَاَعْرَضَ
عَنْهَا
وَنَسِيَ
مَا
قَدَّمَتْ
يَدَاهُۜ
اِنَّا
جَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
تَدْعُهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
فَلَنْ
يَهْتَدُٓوا
اِذاً
اَبَداً
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.[57]
Yükleniyor...