ا ن
1.054ayette
1.332kez geçiyor
84/114surede
7farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %57 · Medenî %43
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 7
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
116 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ع ل م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
184 ayet
وَمَا
كُنْتُمْ
تَسْتَتِرُونَ
اَنْ
يَشْهَدَ
عَلَيْكُمْ
سَمْعُكُمْ
وَلَٓا
اَبْصَارُكُمْ
وَلَا
جُلُودُكُمْ
وَلٰكِنْ
ظَنَنْتُمْ
اَنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَعْلَمُ
كَث۪يراً
مِمَّا
تَعْمَلُونَ
Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah’ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.[22]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباًۚ
فَاِنْ
يَشَأِ
اللّٰهُ
يَخْتِمْ
عَلٰى
قَلْبِكَۜ
وَيَمْحُ
اللّٰهُ
الْبَاطِلَ
وَيُحِقُّ
الْحَقَّ
بِكَلِمَاتِه۪ۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Yoksa senin için «Allah’a karşı yalan yere iftira etti» mi derler? Allah dilerse senin kalbini mühürler, batılı da yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Doğrusu O, kalplerde olanı bilendir.[24]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
خَلَقَهُنَّ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۙ
And olsun ki onlara: «Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan, «Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır» derler.[9]
وَقَالُوا
لَوْ
شَٓاءَ
الرَّحْمٰنُ
مَا
عَبَدْنَاهُمْۜ
مَا
لَهُمْ
بِذٰلِكَ
مِنْ
عِلْمٍۗ
اِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَخْرُصُونَۜ
«Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik» derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar.[20]
وَقَالُوا
مَا
هِيَ
اِلَّا
حَيَاتُنَا
الدُّنْيَا
نَمُوتُ
وَنَحْيَا
وَمَا
يُهْلِكُنَٓا
اِلَّا
الدَّهْرُۚ
وَمَا
لَهُمْ
بِذٰلِكَ
مِنْ
عِلْمٍۚ
اِنْ
هُمْ
اِلَّا
يَظُنُّونَ
«Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler» derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar.[24]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
مَا
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اَرُون۪ي
مَاذَا
خَلَقُوا
مِنَ
الْاَرْضِ
اَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِي
السَّمٰوَاتِۜ
ا۪يتُون۪ي
بِكِتَابٍ
مِنْ
قَبْلِ
هٰذَٓا
اَوْ
اَثَارَةٍ
مِنْ
عِلْمٍ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
De ki: «Allah’ı bırakıp taptığınız şeyleri görüyor musunuz? Yeryüzünde ne yaratmışlar bana göstersenize! Yoksa Allah’la ortaklıkları göklerde midir? Eğer doğru sözlü iseniz, size indirilmiş bir kitap veya intikal etmiş bir bilgi kalıntısı varsa bana getirin.»[4]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۜ
قُلْ
اِنِ
افْتَرَيْتُهُ
فَلَا
تَمْلِكُونَ
ل۪ي
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاًۜ
هُوَ
اَعْلَمُ
بِمَا
تُف۪يضُونَ
ف۪يهِۜ
كَفٰى
بِه۪
شَه۪يداً
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكُمْۜ
وَهُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Veya, «onu uydurdu» derler. De ki: «Eğer onu uydurdumsa, beni Allah’a karşı hiçbir şekilde savunamazsınız; O, Kuran için yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayandır, merhamet edendir.»[8]
هُمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَصَدُّوكُمْ
عَنِ
الْمَسْجِدِ
الْحَرَامِ
وَالْهَدْيَ
مَعْكُوفاً
اَنْ
يَبْلُغَ
مَحِلَّهُۜ
وَلَوْلَا
رِجَالٌ
مُؤْمِنُونَ
وَنِسَٓاءٌ
مُؤْمِنَاتٌ
لَمْ
تَعْلَمُوهُمْ
اَنْ
تَطَؤُ۫هُمْ
فَتُص۪يبَكُمْ
مِنْهُمْ
مَعَرَّةٌ
بِغَيْرِ
عِلْمٍۚ
لِيُدْخِلَ
اللّٰهُ
ف۪ي
رَحْمَتِه۪
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
لَوْ
تَزَيَّلُوا
لَعَذَّبْنَا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مِنْهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماً
Onlar inkar edenlerdir, sizi Mescidi Haram’ı ziyaretten ve bağlı kurbanları yerlerine gitmekten alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle inanmış kadınları bilmeyerek ezmek suretiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı Allah savaşı önlemezdi. Allah, dilediklerine rahmet etmek için böyle yapmıştır. Eğer inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, inkar edenleri can yakıcı bir azaba uğratırdık.[25]
لَقَدْ
صَدَقَ
اللّٰهُ
رَسُولَهُ
الرُّءْيَا
بِالْحَقِّۚ
لَتَدْخُلُنَّ
الْمَسْجِدَ
الْحَرَامَ
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
اٰمِن۪ينَۙ
مُحَلِّق۪ينَ
رُؤُ۫سَكُمْ
وَمُقَصِّر۪ينَۙ
لَا
تَخَافُونَۜ
فَعَلِمَ
مَا
لَمْ
تَعْلَمُوا
فَجَعَلَ
مِنْ
دُونِ
ذٰلِكَ
فَتْحاً
قَر۪يباً
And olsun ki Allah, Peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Ey inananlar! Siz, Allah dilerse, güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescidi Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Size, bundan başka, yakın zamanda bir zafer verecektir.[27]
وَمَا
لَهُمْ
بِه۪
مِنْ
عِلْمٍۜ
اِنْ
يَتَّبِعُونَ
اِلَّا
الظَّنَّۚ
وَاِنَّ
الظَّنَّ
لَا
يُغْن۪ي
مِنَ
الْحَقِّ
شَيْـٔاًۚ
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.[28]
عَلٰٓى
اَنْ
نُبَدِّلَ
اَمْثَالَكُمْ
وَنُنْشِئَكُمْ
ف۪ي
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.[60-61]
لِئَلَّا
يَعْلَمَ
اَهْلُ
الْكِتَابِ
اَلَّا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِ
وَاَنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Kitap ehli bilsinler ki, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.[29]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُوا
عَدُوّ۪ي
وَعَدُوَّكُمْ
اَوْلِيَٓاءَ
تُلْقُونَ
اِلَيْهِمْ
بِالْمَوَدَّةِ
وَقَدْ
كَفَرُوا
بِمَا
جَٓاءَكُمْ
مِنَ
الْحَقِّۚ
يُخْرِجُونَ
الرَّسُولَ
وَاِيَّاكُمْ
اَنْ
تُؤْمِنُوا
بِاللّٰهِ
رَبِّكُمْۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
خَرَجْتُمْ
جِهَاداً
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَابْتِغَٓاءَ
مَرْضَات۪ي
تُسِرُّونَ
اِلَيْهِمْ
بِالْمَوَدَّةِۗ
وَاَنَا۬
اَعْلَمُ
بِمَٓا
اَخْفَيْتُمْ
وَمَٓا
اَعْلَنْتُمْۜ
وَمَنْ
يَفْعَلْهُ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.[1]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
جَٓاءَكُمُ
الْمُؤْمِنَاتُ
مُهَاجِرَاتٍ
فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِهِنَّۚ
فَاِنْ
عَلِمْتُمُوهُنَّ
مُؤْمِنَاتٍ
فَلَا
تَرْجِعُوهُنَّ
اِلَى
الْكُفَّارِۜ
لَا
هُنَّ
حِلٌّ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يَحِلُّونَ
لَهُنَّۜ
وَاٰتُوهُمْ
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۜ
وَلَا
تُمْسِكُوا
بِعِصَمِ
الْكَوَافِرِ
وَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقْتُمْ
وَلْيَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
ذٰلِكُمْ
حُكْمُ
اللّٰهِۜ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah’ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim’dir.[10]
تُـؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَتُجَاهِدُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
بِاَمْوَالِكُمْ
وَاَنْفُسِكُمْۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَـكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَۙ
Allah’a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.[11]
هُوَ
الَّذ۪ي
بَعَثَ
فِي
الْاُمِّيّ۪نَ
رَسُولاً
مِنْهُمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُزَكّ۪يهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَۗ
وَاِنْ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍۙ
Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O’dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.[2]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
نُودِيَ
لِلصَّلٰوةِ
مِنْ
يَوْمِ
الْجُمُعَةِ
فَاسْعَوْا
اِلٰى
ذِكْرِ
اللّٰهِ
وَذَرُوا
الْبَيْعَۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir.[9]
يَقُولُونَ
لَئِنْ
رَجَعْنَٓا
اِلَى
الْمَد۪ينَةِ
لَيُخْرِجَنَّ
الْاَعَزُّ
مِنْهَا
الْاَذَلَّۜ
وَلِلّٰهِ
الْعِزَّةُ
وَلِرَسُولِه۪
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَلٰكِنَّ
الْمُنَافِق۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ۟
«Eğer bu savaşdan Medine’ye dönersek, şerefli kimseler alçakları and olsun ki, oradan çıkaracaktır» diyorlardı. Oysa, şeref Allah’ın, Peygamberinin ve inananlarındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği bilmezler.[8]
اَمْ
اَمِنْتُمْ
مَنْ
فِي
السَّمَٓاءِ
اَنْ
يُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
حَاصِباًۜ
فَسَتَعْلَمُونَ
كَيْفَ
نَذ۪يرِ
Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.[17]
لِيَعْلَمَ
اَنْ
قَدْ
اَبْلَغُوا
رِسَالَاتِ
رَبِّهِمْ
وَاَحَاطَ
بِمَا
لَدَيْهِمْ
وَاَحْصٰى
كُلَّ
شَيْءٍ
عَدَداً
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.[27-28]
Yükleniyor...