ع ز ز
116ayette
119kez geçiyor
47/114surede
13farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Bürûc 8
27. inen sure
En çok geçtiği sure
Şu’arâ
10 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| الْعَز۪يزُ | İsim | الْفَعِيلُ | Etkin | 59 |
| الْعَز۪يزِ | Sıfat | الْفَعِيلِ | Etkin | 33 |
| الْعِزَّةَ | İsim | الْفِعْلَةَ | Etkinlik | 10 |
| عَز۪يزاً | Sıfat | فَعِيلًا | Etkin | 4 |
| عَز۪يزاً | İsim | فَعِيلًا | Etkin | 3 |
| اَعَزُّ | İsim | أَفْعَلُ | Daha etkin | 3 |
| وَتُعِزُّ | İfal Babı | وَتُفْعِلُ | Ve etkili kılarsın | 1 |
| اَعِزَّةٍ | Sıfat | أَفْعِلَةٍ | Etkinler | 1 |
| عِزاًّۙ | İsim | فِعْلًا | Etki | 1 |
| اَعِزَّةَ | İsim | أَفْعِلَةَ | Etkinler | 1 |
| فَعَزَّزْنَا | Tef'il Babı | فَفَعَّلْنَا | Hemen etkili kıldık | 1 |
| وَعَزَّن۪ي | Feale-Yefilu | وَفَعَلَنِي | Ve bana üstün geldi | 1 |
| فَبِعِزَّتِكَ | İsim | فَبِفِعْلَتِكَ | Öyleyse senin etkinliğine andolsun ki | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ح ك م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
49 ayet
اِلَّا
تَنْصُرُوهُ
فَقَدْ
نَصَرَهُ
اللّٰهُ
اِذْ
اَخْرَجَهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
ثَانِيَ
اثْنَيْنِ
اِذْ
هُمَا
فِي
الْغَارِ
اِذْ
يَقُولُ
لِصَاحِبِه۪
لَا
تَحْزَنْ
اِنَّ
اللّٰهَ
مَعَنَاۚ
فَاَنْزَلَ
اللّٰهُ
سَك۪ينَتَهُ
عَلَيْهِ
وَاَيَّدَهُ
بِجُنُودٍ
لَمْ
تَرَوْهَا
وَجَعَلَ
كَلِمَةَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
السُّفْلٰىۜ
وَكَلِمَةُ
اللّٰهِ
هِيَ
الْعُلْيَاۜ
وَاللّٰهُ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Ona (Muhammed’e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke’den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir’e) «Üzülme, Allah bizimledir» diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah’ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.[40]
وَالْمُؤْمِنُونَ
وَالْمُؤْمِنَاتُ
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۢ
يَأْمُرُونَ
بِالْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
الْمُنْكَرِ
وَيُق۪يمُونَ
الصَّلٰوةَ
وَيُؤْتُونَ
الزَّكٰوةَ
وَيُط۪يعُونَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
سَيَرْحَمُهُمُ
اللّٰهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah’a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.[71]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
رَسُولٍ
اِلَّا
بِلِسَانِ
قَوْمِه۪
لِيُبَيِّنَ
لَهُمْۜ
فَيُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
وَيَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hakim olan O’dur.[4]
لِلَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
مَثَلُ
السَّوْءِۚ
وَلِلّٰهِ
الْمَثَلُ
الْاَعْلٰىۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ۟
Ahirete inanmayanlar kötülük misalidirler. En üstün misali ise Allah verir. O Güçlü’dür, Hakim’dir.[60]
يَا مُوسٰٓى
اِنَّـهُٓ
اَنَا
اللّٰهُ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُۙ
«Ey Musa! Gerçek şu ki, Ben, güçlü ve hakim olan Allah’ım»[9]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
بِحُكْمِه۪ۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۚ
Rabbin şüphesiz, aralarında, kendi hükmünü verecektir. O güçlüdür, bilendir.[78]
فَاٰمَنَ
لَهُ
لُوطٌۢ
وَقَالَ
اِنّ۪ي
مُهَاجِرٌ
اِلٰى
رَبّ۪يۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim «Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim’dir» dedi.[26]
اِنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Doğrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları şeyi bilir. O güçlüdür, Hakim’dir.[42]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يَبْدَؤُا
الْخَلْقَ
ثُمَّ
يُع۪يدُهُ
وَهُوَ
اَهْوَنُ
عَلَيْهِۜ
وَلَهُ
الْمَثَلُ
الْاَعْلٰى
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ۟
Önce yaratan, ölümünden sonra tekrar dirilten O’dur. Bu, O’nun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde olan en üstün sıfatlar O’nundur. O, güçlüdür, Hakim’dir.[27]
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَاۜ
وَعْدَ
اللّٰهِ
حَقاًّۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah’ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim’dir.[8-9]
وَلَوْ
اَنَّ مَا
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
شَجَرَةٍ
اَقْلَامٌ
وَالْبَحْرُ
يَمُدُّهُ
مِنْ
بَعْدِه۪
سَبْعَةُ
اَبْحُرٍ
مَا
نَفِدَتْ
كَلِمَاتُ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
حَك۪يمٌ
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah’ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim’dir.[27]
قُلْ
اَرُونِيَ
الَّذ۪ينَ
اَلْحَقْتُمْ
بِه۪
شُرَكَٓاءَ
كَلَّاۜ
بَلْ
هُوَ
اللّٰهُ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
De ki: «O’na taktığınız ortakları bana gösterin, yoktur ki! O, güçlü olan, hakim olan Allah’tır.»[27]
مَا
يَفْتَحِ
اللّٰهُ
لِلنَّاسِ
مِنْ
رَحْمَةٍ
فَلَا
مُمْسِكَ
لَهَاۚ
وَمَا
يُمْسِكْۙ
فَلَا
مُرْسِلَ
لَهُ
مِنْ
بَعْدِه۪ۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Allah’ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O’nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlü’dür, Hakim’dir.[2]
تَنْز۪يلُ
الْكِتَابِ
مِنَ
اللّٰهِ
الْعَز۪يزِ
الْحَك۪يمِ
Kitap’ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.[1]
رَبَّنَا
وَاَدْخِلْهُمْ
جَنَّاتِ
عَدْنٍۨ
الَّت۪ي
وَعَدْتَهُمْ
وَمَنْ
صَلَحَ
مِنْ
اٰبَٓائِهِمْ
وَاَزْوَاجِهِمْ
وَذُرِّيَّاتِهِمْۜ
اِنَّكَ
اَنْتَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُۚ
«Rabbimiz! Müminleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, Hakim olan ancak Sensin»[8]
كَذٰلِكَ
يُوح۪ٓي
اِلَيْكَ
وَاِلَى
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكَۙ
اللّٰهُ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Güçlü olan, Hakim olan Allah, sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder.[3]
تَنْز۪يلُ
الْـكِتَابِ
مِنَ
اللّٰهِ
الْعَز۪يزِ
الْحَك۪يمِ
Kitap’ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.[2]
وَلَهُ
الْكِبْرِيَٓاءُ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۖ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Göklerde ve yerde azamet O’nundur, O, güçlüdür, Hakim’dir.[37]
تَنْز۪يلُ
الْكِتَابِ
مِنَ
اللّٰهِ
الْعَز۪يزِ
الْحَك۪يمِ
Bu Kitap’ın indirilmesi güçlü olan, Hakim olan Allah katındandır.[2]
وَلِلّٰهِ
جُنُودُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
عَز۪يزاً
حَك۪يماً
Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah’ındır. Allah güçlü olandır. Hakim olandır.[7]
Yükleniyor...