ع ل م
728ayette
854kez geçiyor
85/114surede
31farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %59 · Medenî %41
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 4
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
102 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| يَعْلَمُونَ | Feile-Yefalu | يَفْعَلُونَ | Bilirler | 206 |
| عَل۪يمٌ | Sıfat | فَعِيلٌ | İlim adamı | 95 |
| عِلْمٍ | İsim | فِعْلٍ | İlim | 91 |
| تَعْلَمُونَ | Feile-Yefalu | تَفْعَلُونَ | Bilirsiniz | 86 |
| الْعَالَم۪ينَ | İsim | الْفَاعَلِينَ | Alemler | 77 |
| عَل۪يمٌ | İsim | فَعِيلٌ | İlim adamı | 44 |
| وَاعْلَمُٓوا | Feile-Yefalu | وَافْعَلُوا | Ve bilin | 42 |
| اَعْلَمُ | İsim | أَفْعَلُ | Daha bilen | 33 |
| عَلِمَ | Feile-Yefalu | فَعِلَ | Bildi | 32 |
| عَلَّمَهُ | Tef'il Babı | فَعَّلَهُ | Öğretti | 25 |
| عَل۪يماً | İsim | فَعِيلًا | İlim adamı | 16 |
| اَعْلَمُ | Sıfat | أَفْعَلُ | Daha bilen | 16 |
| عِلْماً | İsim | فِعْلًا | İlim | 14 |
| نَعْلَمُ | Feile-Yefalu | نَفْعَلُ | Biliriz | 13 |
| عَالِمُ | İsim | فَاعِلُ | Bilen | 13 |
| وَيُعَلِّمُهُمُ | Tef'il Babı | وَيُفَعِّلُهُمُ | Ve onlara öğretir | 11 |
| مَعْلُومٌ | İsim | مَفْعُولٍ | Bilinen | 9 |
| عَل۪يماً | Sıfat | فَعِيلًا | İlim adamı | 6 |
| تُعَلِّمُونَ | Tef'il Babı | تُفَعِّلُونَ | Öğretirsiniz | 4 |
| عَلِمَتْ | Feile-Yefalu | فَعِلَتْ | Bildi | 3 |
| فَيَتَعَلَّمُونَ | Tefe'ale Babı | فَيَتَفَعَّلُونَ | Hemen öğrenirler | 2 |
| مَعْلُومَاتٌۚ | Sıfat | مَفْعُولَاتٌ | Bilinenler | 2 |
| عَلَّامُ | İsim | فَعَّالُ | Bilen | 2 |
| عَلَّامُ | Sıfat | فَعَّالُ | Bilen | 2 |
| عُلَمٰٓؤُ۬ا | İsim | فُعَلَاءُ | İlim adamları | 2 |
| كَالْاَعْلَامِۜ | İsim | كَالْأَفْعَالِ | Sivri dağlar gibi | 2 |
| مَعْلُومٌۙ | Sıfat | مَفْعُولٌ | Bilinen | 2 |
| وَلِنُعَلِّمَهُ | Tef'il Babı | وَلِنُفَعِّلَهُ | Ve ona öğretmemiz için | 1 |
| وَعَلَامَاتٍۜ | İsim | وَفَعَالَاتٍ | Ve alametler | 1 |
| الْعَالِمُونَ | İsim | الْفَاعِلُونَ | Bilenler | 1 |
| مُعَلَّمٌ | İsim | مُفَعَّلٌ | Öğretilen | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
İlim adamı 160
Bilirler 86
İlim 86
Bilir 74
Alemler 60
Bilirsiniz 59
Daha bilen 48
Bilen 17
Ve bilin 15
Bildi 13
Alemler için 12
Bilinen 11
Bilirim 9
Bilirsin 9
Diğer 95 anlam
Ve bilir 9
Bilin 7
Ve bilmesi için 7
Biliriz 7
Onu bilir 6
Bildik 6
Bildiniz 5
Öyleyse bilin 5
Onun ilmi 5
Ve ilim 5
Öğretti 4
Size öğretti 4
Ve bilirim 3
Ve onlara öğretir 3
Bilmemiz için 3
Ona öğretti 3
Onun ilmiyle 3
Bilmesi için 3
Bilmeniz için 3
Onları bilir 3
Bildin 3
İlim adamları 3
Bilenler 3
Yakında bilecekler 3
Bil- 2
Ve size öğretir 2
Bilinenler 2
Ona öğretir 2
Öyleyse bil 2
Ve biliriz 2
İlim ile 2
Onları bilirsiniz 2
Ona öğrettik 2
Ve yakında bilecek 2
Ve ona öğrettik 2
Öyleyse yakında bilecekler 2
Ve kesinlikle bileceksiniz 2
Yakında bileceksiniz 2
Ve bilirler 2
Kesinlikle bilecek 2
Ve kesinlikle bilecek 2
Sivri dağlar gibi 2
Alemlerin 1
Bile bile 1
Bize öğrettin 1
Öğretirler 1
İkisi öğretir 1
Hemen öğrenirler 1
Ve öğrenirler 1
Bildiler 1
İşiten 1
Ve ona öğretti 1
Ve bil 1
Size öğretir 1
Öğretirsiniz 1
Alemlere 1
Bilmesiyle beraber 1
Öyleyse onu bildi 1
Ve sana öğretti 1
Öğrettiniz 1
Onlara öğretirsiniz 1
Sana öğrettim 1
Onu bildin 1
Size öğretildi 1
Bilir misiniz? 1
Ve bildi 1
Ve bilirsin 1
Onları bilirsin 1
Onları biliriz 1
Onun ilmini 1
Onu bilirsin 1
Ve sana öğretir 1
Ve ona öğretmemiz için 1
Bana öğretti 1
Ve bana öğrettin 1
İlim- 1
Ve bilmeleri için 1
Ve alametler 1
Ve bilmeniz için 1
Bilmeleri için 1
Bana öğretirsin 1
Sana öğretildi 1
Bilinmesi için 1
İlmim 1
Bize öğretildi 1
Onların ilmi 1
Bildim 1
Hemen bildiler 1
bilirler 1
Öğretilen 1
Bil 1
Hemen bildi 1
Öğretir misiniz? 1
Onları bildiniz 1
Öyleyse yakında bileceksiniz 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
728 ayet
وَاِنَّهُ
لَقَسَمٌ
لَوْ
تَعْلَمُونَ
عَظ۪يمٌۙ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz![75-76]
تَنْز۪يلٌ
مِنْ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap’da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim’dir.[77-80]
هُوَ
الْاَوَّلُ
وَالْاٰخِرُ
وَالظَّاهِرُ
وَالْبَاطِنُۚ
وَهُوَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son’dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.[3]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۜ
يَعْلَمُ
مَا
يَلِجُ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
يَخْرُجُ
مِنْهَا
وَمَا
يَنْزِلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
يَعْرُجُ
ف۪يهَاۜ
وَهُوَ
مَعَكُمْ
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O’dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.[4]
يُولِجُ
الَّيْلَ
فِي
النَّهَارِ
وَيُولِجُ
النَّهَارَ
فِي
الَّيْلِۜ
وَهُوَ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir.[6]
اِعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
يُحْـيِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَاۜ
قَدْ
بَيَّنَّا
لَكُمُ
الْاٰيَاتِ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
Allah’ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık.[17]
اِعْلَمُٓوا
اَنَّمَا
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
لَعِبٌ
وَلَهْوٌ
وَز۪ينَةٌ
وَتَفَاخُرٌ
بَيْنَكُمْ
وَتَكَاثُرٌ
فِي
الْاَمْوَالِ
وَالْاَوْلَادِۜ
كَمَثَلِ
غَيْثٍ
اَعْجَبَ
الْكُفَّارَ
نَبَاتُهُ
ثُمَّ
يَه۪يجُ
فَتَرٰيهُ
مُصْفَراًّ
ثُمَّ
يَكُونُ
حُطَاماًۜ
وَفِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
شَد۪يدٌۙ
وَمَغْفِرَةٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِضْوَانٌۜ
وَمَا
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَٓا
اِلَّا
مَتَاعُ
الْغُرُورِ
Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çerçöp olur. Ahirette çetin azap da vardır. Allah’ın hoşnudluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir.[20]
لَقَدْ
اَرْسَلْنَا
رُسُلَنَا
بِالْبَيِّنَاتِ
وَاَنْزَلْنَا
مَعَهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْم۪يزَانَ
لِيَقُومَ
النَّاسُ
بِالْقِسْطِۚ
وَاَنْزَلْنَا
الْحَد۪يدَ
ف۪يهِ
بَأْسٌ
شَد۪يدٌ
وَمَنَافِعُ
لِلنَّاسِ
وَلِيَعْلَمَ
اللّٰهُ
مَنْ
يَنْصُرُهُ
وَرُسُلَهُ
بِالْغَيْبِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
قَوِيٌّ
عَز۪يزٌ۟
And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah’ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.[25]
لِئَلَّا
يَعْلَمَ
اَهْلُ
الْكِتَابِ
اَلَّا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِ
وَاَنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Kitap ehli bilsinler ki, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.[29]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
مَا
يَكُونُ
مِنْ
نَجْوٰى
ثَلٰثَةٍ
اِلَّا
هُوَ
رَابِعُهُمْ
وَلَا
خَمْسَةٍ
اِلَّا
هُوَ
سَادِسُهُمْ
وَلَٓا
اَدْنٰى
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْثَرَ
اِلَّا
هُوَ
مَعَهُمْ
اَيْنَ
مَا
كَانُواۚ
ثُمَّ
يُنَبِّئُهُمْ
بِمَا
عَمِلُوا
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah’ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O’dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O’dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.[7]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
ق۪يلَ
لَكُمْ
تَفَسَّحُوا
فِي
الْمَجَالِسِ
فَافْسَحُوا
يَفْسَحِ
اللّٰهُ
لَكُمْۚ
وَاِذَا
ق۪يلَ
انْشُزُوا
فَانْشُزُوا
يَرْفَعِ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْۙ
وَالَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْعِلْمَ
دَرَجَاتٍۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ
Ey inananlar! Toplantılarda, size, «Yer açın» denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; «Kalkın» denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.[11]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
تَوَلَّوْا
قَوْماً
غَضِبَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْۜ
مَا
هُمْ
مِنْكُمْ
وَلَا
مِنْهُمْۙ
وَيَحْلِفُونَ
عَلَى
الْـكَذِبِ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Allah’ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.[14]
كَمَثَلِ
الشَّيْطَانِ
اِذْ
قَالَ
لِلْاِنْسَانِ
اكْفُرْۚ
فَلَمَّا
كَفَرَ
قَالَ
اِنّ۪ي
بَر۪ٓيءٌ
مِنْكَ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اللّٰهَ
رَبَّ
الْعَالَم۪ينَ
İkiyüzlülerin durumu insana: «İnkar et!» deyip, insan da inkar edince: «Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım» diyen şeytanın durumu gibidir.[16]
هُوَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
عَالِمُ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِۚ
هُوَ
الرَّحْمٰنُ
الرَّح۪يمُ
O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.[22]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَتَّخِذُوا
عَدُوّ۪ي
وَعَدُوَّكُمْ
اَوْلِيَٓاءَ
تُلْقُونَ
اِلَيْهِمْ
بِالْمَوَدَّةِ
وَقَدْ
كَفَرُوا
بِمَا
جَٓاءَكُمْ
مِنَ
الْحَقِّۚ
يُخْرِجُونَ
الرَّسُولَ
وَاِيَّاكُمْ
اَنْ
تُؤْمِنُوا
بِاللّٰهِ
رَبِّكُمْۜ
اِنْ
كُنْتُمْ
خَرَجْتُمْ
جِهَاداً
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَابْتِغَٓاءَ
مَرْضَات۪ي
تُسِرُّونَ
اِلَيْهِمْ
بِالْمَوَدَّةِۗ
وَاَنَا۬
اَعْلَمُ
بِمَٓا
اَخْفَيْتُمْ
وَمَٓا
اَعْلَنْتُمْۜ
وَمَنْ
يَفْعَلْهُ
مِنْكُمْ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَٓاءَ
السَّب۪يلِ
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.[1]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
جَٓاءَكُمُ
الْمُؤْمِنَاتُ
مُهَاجِرَاتٍ
فَامْتَحِنُوهُنَّۜ
اَللّٰهُ
اَعْلَمُ
بِا۪يمَانِهِنَّۚ
فَاِنْ
عَلِمْتُمُوهُنَّ
مُؤْمِنَاتٍ
فَلَا
تَرْجِعُوهُنَّ
اِلَى
الْكُفَّارِۜ
لَا
هُنَّ
حِلٌّ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يَحِلُّونَ
لَهُنَّۜ
وَاٰتُوهُمْ
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اَنْ
تَنْكِحُوهُنَّ
اِذَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۜ
وَلَا
تُمْسِكُوا
بِعِصَمِ
الْكَوَافِرِ
وَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقْتُمْ
وَلْيَسْـَٔلُوا
مَٓا
اَنْفَقُواۜ
ذٰلِكُمْ
حُكْمُ
اللّٰهِۜ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah’ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim’dir.[10]
وَاِذْ
قَالَ
مُوسٰى
لِقَوْمِه۪
يَا قَوْمِ
لِمَ
تُؤْذُونَن۪ي
وَقَدْ
تَعْلَمُونَ
اَنّ۪ي
رَسُولُ
اللّٰهِ
اِلَيْكُمْۜ
فَلَمَّا
زَاغُٓوا
اَزَاغَ
اللّٰهُ
قُلُوبَهُمْۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الْفَاسِق۪ينَ
Musa milletine: «Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz? Oysa, benim size gönderilmiş Allah’ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz» demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.[5]
تُـؤْمِنُونَ
بِاللّٰهِ
وَرَسُولِه۪
وَتُجَاهِدُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
بِاَمْوَالِكُمْ
وَاَنْفُسِكُمْۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَـكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَۙ
Allah’a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.[11]
هُوَ
الَّذ۪ي
بَعَثَ
فِي
الْاُمِّيّ۪نَ
رَسُولاً
مِنْهُمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُزَكّ۪يهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَۗ
وَاِنْ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍۙ
Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O’dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.[2]
وَلَا
يَتَمَنَّوْنَهُٓ
اَبَداً
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالظَّالِم۪ينَ
Yaptıklarından ötürü, ölümü asla dileyemezler. Allah, zalimleri bilendir.[7]
Yükleniyor...