ا و
202ayette
264kez geçiyor
57/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %50 · Medenî %50
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 12
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
29 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَوْ | Harfi Atıf | أَوْ | Veya | 264 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
103 ayet
وَلَا
تُؤْمِنُٓوا
اِلَّا
لِمَنْ
تَبِـعَ
د۪ينَكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْهُدٰى
هُدَى
اللّٰهِۙ
اَنْ
يُؤْتٰٓى
اَحَدٌ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
اَوْ
يُحَٓاجُّوكُمْ
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِۚ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
وَالَّذ۪ينَ
اِذَا
فَعَلُوا
فَاحِشَةً
اَوْ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
ذَكَرُوا
اللّٰهَ
فَاسْتَغْفَرُوا
لِذُنُوبِهِمْۖ
وَمَنْ
يَغْفِرُ
الذُّنُوبَ
اِلَّا
اللّٰهُۖ
وَلَمْ
يُصِرُّوا
عَلٰى
مَا
فَعَلُوا
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka bağışlayan kim vardır? Onlar, yaptıklarında bile bile direnmezler.[135]
وَمَا
مُحَمَّدٌ
اِلَّا
رَسُولٌۚ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِ
الرُّسُلُۜ
اَفَا۬ئِنْ
مَاتَ
اَوْ
قُتِلَ
انْقَلَبْتُمْ
عَلٰٓى
اَعْقَابِكُمْۜ
وَمَنْ
يَنْقَلِبْ
عَلٰى
عَقِبَيْهِ
فَلَنْ
يَضُرَّ
اللّٰهَ
شَيْـٔاًۜ
وَسَيَجْزِي
اللّٰهُ
الشَّاكِر۪ينَ
Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah’a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.[144]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَقَالُوا
لِاِخْوَانِهِمْ
اِذَا
ضَرَبُوا
فِي
الْاَرْضِ
اَوْ
كَانُوا
غُزًّى
لَوْ
كَانُوا
عِنْدَنَا
مَا
مَاتُوا
وَمَا
قُتِلُواۚ
لِيَجْعَلَ
اللّٰهُ
ذٰلِكَ
حَسْرَةً
ف۪ي
قُلُوبِهِمْۜ
وَاللّٰهُ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: «Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi» diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah’tır. Allah işlediklerinizi görür.[156]
وَلَئِنْ
قُتِلْتُمْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
اَوْ
مُتُّمْ
لَمَغْفِرَةٌ
مِنَ
اللّٰهِ
وَرَحْمَةٌ
خَيْرٌ
مِمَّا
يَجْمَعُونَ
Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, size Allah’tan onların topladıklarından hayırlı bir mağfiret ve rahmet vardır.[157]
وَلَئِنْ
مُتُّمْ
اَوْ
قُتِلْتُمْ
لَاِلَى
اللّٰهِ
تُحْشَرُونَ
And olsun ki, ölseniz de, öldürülseniz de Allah katında toplanacaksınız.[158]
فَاسْتَجَابَ
لَهُمْ
رَبُّهُمْ
اَنّ۪ي
لَٓا
اُض۪يعُ
عَمَلَ
عَامِلٍ
مِنْكُمْ
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰىۚ
بَعْضُكُمْ
مِنْ
بَعْضٍۚ
فَالَّذ۪ينَ
هَاجَرُوا
وَاُخْرِجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَاُو۫ذُوا
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَقَاتَلُوا
وَقُتِلُوا
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْهُمْ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
ثَوَاباً
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
عِنْدَهُ
حُسْنُ
الثَّوَابِ
Rableri dualarını kabul etti: «Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır».[195]
يُوص۪يكُمُ
اللّٰهُ
ف۪ٓي
اَوْلَادِكُمْ
لِلذَّكَرِ
مِثْلُ
حَظِّ
الْاُنْثَيَيْنِۚ
فَاِنْ
كُنَّ
نِسَٓاءً
فَوْقَ
اثْنَتَيْنِ
فَلَهُنَّ
ثُلُثَا
مَا
تَرَكَۚ
وَاِنْ
كَانَتْ
وَاحِدَةً
فَلَهَا
النِّصْفُۜ
وَلِاَبَوَيْهِ
لِكُلِّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
السُّدُسُ
مِمَّا
تَرَكَ
اِنْ
كَانَ
لَهُ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهُ
وَلَدٌ
وَوَرِثَهُٓ
اَبَوَاهُ
فَلِاُمِّهِ
الثُّلُثُۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَهُٓ
اِخْوَةٌ
فَلِاُمِّهِ
السُّدُسُ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوص۪ي
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
اٰبَٓاؤُ۬كُمْ
وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْۚ
لَا
تَدْرُونَ
اَيُّهُمْ
اَقْرَبُ
لَكُمْ
نَفْعاًۚ
فَر۪يضَةً
مِنَ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَل۪يماً
حَك۪يماً
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.[11]
وَلَكُمْ
نِصْفُ
مَا
تَرَكَ
اَزْوَاجُكُمْ
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَهُنَّ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَهُنَّ
وَلَدٌ
فَلَكُمُ
الرُّبُعُ
مِمَّا
تَرَكْنَ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوص۪ينَ
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
وَلَهُنَّ
الرُّبُعُ
مِمَّا
تَرَكْتُمْ
اِنْ
لَمْ
يَكُنْ
لَكُمْ
وَلَدٌۚ
فَاِنْ
كَانَ
لَكُمْ
وَلَدٌ
فَلَهُنَّ
الثُّمُنُ
مِمَّا
تَرَكْتُمْ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
تُوصُونَ
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۜ
وَاِنْ
كَانَ
رَجُلٌ
يُورَثُ
كَلَالَةً
اَوِ
امْرَاَةٌ
وَلَهُٓ
اَخٌ
اَوْ
اُخْتٌ
فَلِكُلِّ
وَاحِدٍ
مِنْهُمَا
السُّدُسُۚ
فَاِنْ
كَانُٓوا
اَكْثَرَ
مِنْ
ذٰلِكَ
فَهُمْ
شُرَكَٓاءُ
فِي
الثُّلُثِ
مِنْ
بَعْدِ
وَصِيَّةٍ
يُوصٰى
بِهَٓا
اَوْ
دَيْنٍۙ
غَيْرَ
مُضَٓارٍّۚ
وَصِيَّةً
مِنَ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَل۪يمٌۜ
Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim’dir.[12]
وَالّٰت۪ي
يَأْت۪ينَ
الْفَاحِشَةَ
مِنْ
نِسَٓائِكُمْ
فَاسْتَشْهِدُوا
عَلَيْهِنَّ
اَرْبَعَةً
مِنْكُمْۚ
فَاِنْ
شَهِدُوا
فَاَمْسِكُوهُنَّ
فِي
الْبُيُوتِ
حَتّٰى
يَتَوَفّٰيهُنَّ
الْمَوْتُ
اَوْ
يَجْعَلَ
اللّٰهُ
لَهُنَّ
سَب۪يلاً
Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin, şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde tutun.[15]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَقْرَبُوا
الصَّلٰوةَ
وَاَنْتُمْ
سُكَارٰى
حَتّٰى
تَعْلَمُوا
مَا
تَقُولُونَ
وَلَا
جُنُباً
اِلَّا
عَابِر۪ي
سَب۪يلٍ
حَتّٰى
تَغْتَسِلُواۜ
وَاِنْ
كُنْتُمْ
مَرْضٰٓى
اَوْ
عَلٰى
سَفَرٍ
اَوْ
جَٓاءَ
اَحَدٌ
مِنْكُمْ
مِنَ
الْغَٓائِطِ
اَوْ
لٰمَسْتُمُ
النِّسَٓاءَ
فَلَمْ
تَجِدُوا
مَٓاءً
فَتَيَمَّمُوا
صَع۪يداً
طَيِّباً
فَامْسَحُوا
بِوُجُوهِكُمْ
وَاَيْد۪يكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَفُواًّ
غَفُوراً
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.[43]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
اٰمِنُوا
بِمَا
نَزَّلْنَا
مُصَدِّقاً
لِمَا
مَعَكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
نَطْمِسَ
وُجُوهاً
فَنَرُدَّهَا
عَلٰٓى
اَدْبَارِهَٓا
اَوْ
نَلْعَنَهُمْ
كَمَا
لَعَنَّٓا
اَصْحَابَ
السَّبْتِۜ
وَكَانَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
مَفْعُولاً
Ey Kitap verilenler! Yüzleri silip arkaya çevirerek enseler gibi dümdüz yapmadan, yahut cumartesi güncüleri lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce, yanınızdakini tasdik ederek indirdiğimiz Kuran’a inanın; Allah’ın emri daima yapılagelmiştir.[47]
فَلْيُقَاتِلْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
الَّذ۪ينَ
يَشْرُونَ
الْحَيٰوةَ
الدُّنْيَا
بِالْاٰخِرَةِۜ
وَمَنْ
يُقَاتِلْ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِ
فَيُقْتَلْ
اَوْ
يَغْلِبْ
فَسَوْفَ
نُؤْت۪يهِ
اَجْراً
عَظ۪يماً
O halde, dünya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galib gelirse, Biz ona büyük bir ecir vereceğiz.[74]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
ق۪يلَ
لَهُمْ
كُفُّٓوا
اَيْدِيَكُمْ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَۚ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقِتَالُ
اِذَا
فَر۪يقٌ
مِنْهُمْ
يَخْشَوْنَ
النَّاسَ
كَخَشْيَةِ
اللّٰهِ
اَوْ
اَشَدَّ
خَشْيَةًۚ
وَقَالُوا
رَبَّنَا
لِمَ
كَتَبْتَ
عَلَيْنَا
الْقِتَالَۚ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۜ
قُلْ
مَتَاعُ
الدُّنْيَا
قَل۪يلٌۚ
وَالْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِمَنِ
اتَّقٰى
وَلَا
تُظْلَمُونَ
فَت۪يلاً
Kendilerine: «Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin» denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?» derler. De ki: «Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez».[77]
وَاِذَا
حُيّ۪يتُمْ
بِتَحِيَّةٍ
فَحَيُّوا
بِاَحْسَنَ
مِنْهَٓا
اَوْ
رُدُّوهَاۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
حَس۪يباً
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.[86]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
يَصِلُونَ
اِلٰى
قَوْمٍ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُمْ
م۪يثَاقٌ
اَوْ
جَٓاؤُ۫كُمْ
حَصِرَتْ
صُدُورُهُمْ
اَنْ
يُقَاتِلُوكُمْ
اَوْ
يُقَاتِلُوا
قَوْمَهُمْۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَسَلَّطَهُمْ
عَلَيْكُمْ
فَلَقَاتَلُوكُمْۚ
فَاِنِ
اعْتَزَلُوكُمْ
فَلَمْ
يُقَاتِلُوكُمْ
وَاَلْقَوْا
اِلَيْكُمُ
السَّلَمَۙ
فَمَا
جَعَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سَب۪يلاً
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.[90]
وَاِذَا
كُنْتَ
ف۪يهِمْ
فَاَقَمْتَ
لَهُمُ
الصَّلٰوةَ
فَلْتَقُمْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْهُمْ
مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُٓوا
اَسْلِحَتَهُمْ۠
فَاِذَا
سَجَدُوا
فَلْيَكُونُوا
مِنْ
وَرَٓائِكُمْۖ
وَلْتَأْتِ
طَٓائِفَةٌ
اُخْرٰى
لَمْ
يُصَلُّوا
فَلْيُصَلُّوا
مَعَكَ
وَلْيَأْخُذُوا
حِذْرَهُمْ
وَاَسْلِحَتَهُمْۚ
وَدَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَوْ
تَغْفُلُونَ
عَنْ
اَسْلِحَتِكُمْ
وَاَمْتِعَتِكُمْ
فَيَم۪يلُونَ
عَلَيْكُمْ
مَيْلَةً
وَاحِدَةًۜ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
اِنْ
كَانَ
بِكُمْ
اَذًى
مِنْ
مَطَرٍ
اَوْ
كُنْتُمْ
مَرْضٰٓى
اَنْ
تَضَعُٓوا
اَسْلِحَتَكُمْۚ
وَخُذُوا
حِذْرَكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
اَعَدَّ
لِلْكَافِر۪ينَ
عَذَاباً
مُه۪يناً
Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azab hazırlamıştır.[102]
وَمَنْ
يَعْمَلْ
سُٓوءاً
اَوْ
يَظْلِمْ
نَفْسَهُ
ثُمَّ
يَسْتَغْفِرِ
اللّٰهَ
يَجِدِ
اللّٰهَ
غَفُوراً
رَح۪يماً
Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur.[110]
لَا
خَيْرَ
ف۪ي
كَث۪يرٍ
مِنْ
نَجْوٰيهُمْ
اِلَّا
مَنْ
اَمَرَ
بِصَدَقَةٍ
اَوْ
مَعْرُوفٍ
اَوْ
اِصْلَاحٍ
بَيْنَ
النَّاسِۜ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
ابْتِغَٓاءَ
مَرْضَاتِ
اللّٰهِ
فَسَوْفَ
نُؤْت۪يهِ
اَجْراً
عَظ۪يماً
Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah’ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.[114]
وَاِنِ
امْرَاَةٌ
خَافَتْ
مِنْ
بَعْلِهَا
نُشُوزاً
اَوْ
اِعْرَاضاً
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَٓا
اَنْ
يُصْلِحَا
بَيْنَهُمَا
صُلْحاًۜ
وَالصُّلْحُ
خَيْرٌۜ
وَاُحْضِرَتِ
الْاَنْفُسُ
الشُّحَّۜ
وَاِنْ
تُحْسِنُوا
وَتَتَّقُوا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراً
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsaniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.[128]
Yükleniyor...