ا و
202ayette
264kez geçiyor
57/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %50 · Medenî %50
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 12
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
29 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اَوْ | Harfi Atıf | أَوْ | Veya | 264 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
A’râf suresi ✕ Süzgeci kaldır
9 ayet
وَكَمْ
مِنْ
قَرْيَةٍ
اَهْلَكْنَاهَا
فَجَٓاءَهَا
بَأْسُنَا
بَيَاتاً
اَوْ
هُمْ
قَٓائِلُونَ
Biz nice kentleri yok etmişizdir; geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğramışlardır.[4]
فَوَسْوَسَ
لَهُمَا
الشَّيْطَانُ
لِيُبْدِيَ
لَهُمَا
مَا
وُ۫رِيَ
عَنْهُمَا
مِنْ
سَوْاٰتِهِمَا
وَقَالَ
مَا
نَهٰيكُمَا
رَبُّكُمَا
عَنْ
هٰذِهِ
الشَّجَرَةِ
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَا
مَلَكَيْنِ
اَوْ
تَكُونَا
مِنَ
الْخَالِد۪ينَ
Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: «Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir.»[20]
فَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
كَذَّبَ
بِاٰيَاتِه۪ۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
يَنَالُهُمْ
نَص۪يبُهُمْ
مِنَ
الْكِتَابِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَتْهُمْ
رُسُلُنَا
يَتَوَفَّوْنَهُمْۙ
قَالُٓوا
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
قَالُوا
ضَلُّوا
عَنَّا
وَشَهِدُوا
عَلٰٓى
اَنْفُسِهِمْ
اَنَّهُمْ
كَانُوا
كَافِر۪ينَ
Allah’a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap’daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, «Allah’tan başka taptıklarınız nerede?» deyince, «Bizi koyup kaçtılar» derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.[37]
وَنَادٰٓى
اَصْحَابُ
النَّارِ
اَصْحَابَ
الْجَنَّةِ
اَنْ
اَف۪يضُوا
عَلَيْنَا
مِنَ
الْمَٓاءِ
اَوْ
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۜ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
حَرَّمَهُمَا
عَلَى
الْكَافِر۪ينَۙ
Cehennemlikler cennetliklere, «Bize biraz su veya Allah’ın size verdiği rızıktan gönderin» diye seslenirler, onlar da, «Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir» derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.[50-51]
هَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّا
تَأْو۪يلَهُۜ
يَوْمَ
يَأْت۪ي
تَأْو۪يلُهُ
يَقُولُ
الَّذ۪ينَ
نَسُوهُ
مِنْ
قَبْلُ
قَدْ
جَٓاءَتْ
رُسُلُ
رَبِّنَا
بِالْحَقِّۚ
فَهَلْ
لَنَا
مِنْ
شُفَعَٓاءَ
فَيَشْفَعُوا
لَـنَٓا
اَوْ
نُرَدُّ
فَنَعْمَلَ
غَيْرَ
الَّذ۪ي
كُنَّا
نَعْمَلُۜ
قَدْ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَضَلَّ
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يَفْتَرُونَ۟
Kitap’ın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Sonuç gelip çattığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar, «Rabbimizin peygamberleri şüphesiz bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek» derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler onları koyup kaçmışlardır.[53]
قَالَ
الْمَلَأُ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُوا
مِنْ
قَوْمِه۪
لَنُخْرِجَنَّكَ
يَا شُعَيْبُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَكَ
مِنْ
قَرْيَتِنَٓا
اَوْ
لَتَعُودُنَّ
ف۪ي
مِلَّتِنَاۜ
قَالَ
اَوَلَوْ
كُنَّا
كَارِه۪ينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, «Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız» dediler. Şuayb, onlara: «İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın» dedi.[88-89]
وَاِذْ
قَالَتْ
اُمَّةٌ
مِنْهُمْ
لِمَ
تَعِظُونَ
قَوْماًۙۨ
اللّٰهُ
مُهْلِكُهُمْ
اَوْ
مُعَذِّبُهُمْ
عَذَاباً
شَد۪يداًۜ
قَالُوا
مَعْذِرَةً
اِلٰى
رَبِّكُمْ
وَلَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Aralarından bir topluluk: «Allah’ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?» dediler. Öğüt verenler: «Rabbinize, hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah’a karşı gelmekten sakınırlar» dediler.[164]
اَوْ
تَقُولُٓوا
اِنَّـمَٓا
اَشْرَكَ
اٰبَٓاؤُ۬نَا
مِنْ
قَبْلُ
وَكُنَّا
ذُرِّيَّةً
مِنْ
بَعْدِهِمْۚ
اَفَتُهْلِكُنَا
بِمَا
فَعَلَ
الْمُبْطِلُونَ
Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: «Ben sizin Rabbiniz değil miyim» demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: «Evet şahidiz» demişlerdi. Bu, kıyamet günü, «Bizim bundan haberimiz yoktu» dersiniz veya «Daha önce babalarımız Allah’a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?» dersiniz diyedir.[172-173]
وَلَوْ
شِئْنَا
لَرَفَعْنَاهُ
بِهَا
وَلٰكِنَّهُٓ
اَخْلَدَ
اِلَى
الْاَرْضِ
وَاتَّـبَعَ
هَوٰيهُۚ
فَمَثَلُهُ
كَمَثَلِ
الْكَلْبِۚ
اِنْ
تَحْمِلْ
عَلَيْهِ
يَلْهَثْ
اَوْ
تَتْرُكْهُ
يَلْهَثْۜ
ذٰلِكَ
مَثَلُ
الْقَوْمِ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۚ
فَاقْصُصِ
الْقَصَصَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَفَكَّرُونَ
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.[176]
Yükleniyor...