ع ل ى
1.177ayette
1.445kez geçiyor
93/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %60 · Medenî %40
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Alak 11
1. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
137 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| عَلٰى | Harfi Cer | عَلَى | Üzerine | 1445 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Üzerine 672
Onların üzerine 220
Onun üzerine 190
Sizin üzerinize 161
Senin üzerine 56
Üzerimize 48
Ve üzerine 17
-e 13
Bana 13
İkisinin üzerine 8
Öyleyse onun üzerine 7
Ve onun üzerine 5
Ve -e 2
Benim üzerime 2
Diğer 30 anlam
Ve üzerinde 2
onlara 1
kendilerine 1
Üzeredirler 1
Onlar için 1
Üzerini 1
Ve üzerini 1
üzerinde 1
-a 1
Onlaın üzerine 1
Onun kötülüğü 1
Öyleyse onların üzerine 1
Mecbur tutarsınız 1
Öyleyse sizin üzerinize 1
İçin 1
Ve 1
Öyleyse üzerine 1
Öyleyse benim üzerime 1
Seninle üzerine 1
Ve üzerimize 1
Öyleyle onların üzerine 1
Üzrine 1
size 1
Haraç 1
kendisine 1
İle 1
Ve sizin üzerinize 1
Onlarla 1
Ve onların üzerine 1
İkinizin üzerine 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Hadîd suresi ✕ Süzgeci kaldır
8 ayet
لَهُ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۚ
وَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir’dir.[2]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِۜ
يَعْلَمُ
مَا
يَلِجُ
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
يَخْرُجُ
مِنْهَا
وَمَا
يَنْزِلُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
يَعْرُجُ
ف۪يهَاۜ
وَهُوَ
مَعَكُمْ
اَيْنَ
مَا
كُنْتُمْۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O’dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.[4]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُنَزِّلُ
عَلٰى
عَبْدِه۪ٓ
اٰيَاتٍ
بَيِّنَاتٍ
لِيُخْرِجَكُمْ
مِنَ
الظُّلُمَاتِ
اِلَى
النُّورِۜ
وَاِنَّ
اللّٰهَ
بِكُمْ
لَرَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌ
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O’dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir.[9]
اَلَمْ
يَأْنِ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
تَخْشَعَ
قُلُوبُهُمْ
لِذِكْرِ
اللّٰهِ
وَمَا
نَزَلَ
مِنَ
الْحَقِّۙ
وَلَا
يَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلُ
فَطَالَ
عَلَيْهِمُ
الْاَمَدُ
فَقَسَتْ
قُلُوبُهُمْۜ
وَكَث۪يرٌ
مِنْهُمْ
فَاسِقُونَ
İnananların gönüllerinin Allah’ı anması ve O’ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.[16]
مَٓا
اَصَابَ
مِنْ
مُص۪يبَةٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
ف۪ٓي
اَنْفُسِكُمْ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
نَبْرَاَهَاۜ
اِنَّ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يرٌۚ
Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap’da bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.[22]
لِكَيْلَا
تَأْسَوْا
عَلٰى
مَا
فَاتَكُمْ
وَلَا
تَفْرَحُوا
بِمَٓا
اٰتٰيكُمْۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يُحِبُّ
كُلَّ
مُخْتَالٍ
فَخُورٍۙ
Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez;[23]
ثُمَّ
قَفَّيْنَا
عَلٰٓى
اٰثَارِهِمْ
بِرُسُلِنَا
وَقَفَّيْنَا
بِع۪يسَى
ابْنِ
مَرْيَمَ
وَاٰتَيْنَاهُ
الْاِنْج۪يلَ
وَجَعَلْنَا
ف۪ي
قُلُوبِ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوهُ
رَأْفَةً
وَرَحْمَةًۜ
وَرَهْبَانِيَّةًۨ
ابْتَدَعُوهَا
مَا
كَتَبْنَاهَا
عَلَيْهِمْ
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
رِضْوَانِ
اللّٰهِ
فَمَا
رَعَوْهَا
حَقَّ
رِعَايَـتِهَاۚ
فَاٰتَيْنَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْهُمْ
اَجْرَهُمْۚ
وَكَث۪يرٌ
مِنْهُمْ
فَاسِقُونَ
Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa’yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil’i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah’ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır.[27]
لِئَلَّا
يَعْلَمَ
اَهْلُ
الْكِتَابِ
اَلَّا
يَقْدِرُونَ
عَلٰى
شَيْءٍ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِ
وَاَنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Kitap ehli bilsinler ki, Allah’ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.[29]
Yükleniyor...