ع ن
422ayette
465kez geçiyor
78/114surede
1farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %63 · Medenî %37
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 7
2. inen sure
En çok geçtiği sure
A’râf
34 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| عَنْ | Harfi Cer | عَنْ | -den | 465 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-den 219
Onlardan 75
Ondan 61
Şeyden 46
Sizden 24
Bizden 11
Senden 8
Benden 6
Ve -den 5
İkisinden 4
İçin 2
hakkında 1
Az 1
karşı 1
Diğer 1 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
106 ayet
وَيَعْبُدُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
مَا
لَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنْفَعُهُمْ
وَيَقُولُونَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
شُفَعَٓاؤُ۬نَا
عِنْدَ
اللّٰهِۜ
قُلْ
اَتُنَبِّؤُ۫نَ
اللّٰهَ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar, Allah’ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: «Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır» derler. De ki: «Göklerde ve yerde, Allah’ın bilmediği bir şeyi mi O’na haber veriyorsunuz?» Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.[18]
قَالُٓوا
اَجِئْتَنَا
لِتَلْفِتَنَا
عَمَّا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
اٰبَٓاءَنَا
وَتَكُونَ
لَكُمَا
الْكِبْرِيَٓاءُ
فِي
الْاَرْضِۜ
وَمَا
نَحْنُ
لَكُمَا
بِمُؤْمِن۪ينَ
«Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz» dediler.[78]
وَقَالَ
مُوسٰى
رَبَّـنَٓا
اِنَّكَ
اٰتَيْتَ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَاَهُ
ز۪ينَةً
وَاَمْوَالاً
فِي
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَاۙ
رَبَّـنَا
لِيُضِلُّوا
عَنْ
سَب۪يلِكَۚ
رَبَّـنَا
اطْمِسْ
عَلٰٓى
اَمْوَالِهِمْ
وَاشْدُدْ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
فَلَا
يُؤْمِنُوا
حَتّٰى
يَرَوُا
الْعَذَابَ
الْاَل۪يمَ
Musa: «Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar» dedi.[88]
قُلِ
انْظُرُوا
مَاذَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَمَا
تُغْنِي
الْاٰيَاتُ
وَالنُّذُرُ
عَنْ
قَوْمٍ
لَا
يُؤْمِنُونَ
«Göklerde ve yerde neler var, bir bakın» de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.[101]
وَلَئِنْ
اَخَّرْنَا
عَنْهُمُ
الْعَذَابَ
اِلٰٓى
اُمَّةٍ
مَعْدُودَةٍ
لَيَقُولُنَّ
مَا
يَحْبِسُهُۜ
اَلَا
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمْ
لَيْسَ
مَصْرُوفاً
عَنْهُمْ
وَحَاقَ
بِهِمْ
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟
And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, «Onu alıkoyan nedir?» derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.[8]
وَلَئِنْ
اَذَقْنَاهُ
نَعْمَٓاءَ
بَعْدَ
ضَرَّٓاءَ
مَسَّتْهُ
لَيَقُولَنَّ
ذَهَبَ
السَّيِّـَٔاتُ
عَنّ۪يۜ
اِنَّهُ
لَفَرِحٌ
فَخُورٌۙ
Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, «Musibetler başımdan gitti» der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.[10]
قَالُوا
يَا هُودُ
مَا
جِئْتَنَا
بِبَيِّنَةٍ
وَمَا
نَحْنُ
بِتَارِك۪ٓي
اٰلِهَتِنَا
عَنْ
قَوْلِكَ
وَمَا
نَحْنُ
لَكَ
بِمُؤْمِن۪ينَ
«Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.[53]
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَرَاَيْتُمْ
اِنْ
كُنْتُ
عَلٰى
بَيِّنَةٍ
مِنْ
رَبّ۪ي
وَرَزَقَن۪ي
مِنْهُ
رِزْقاً
حَسَناًۜ
وَمَٓا
اُر۪يدُ
اَنْ
اُخَالِفَكُمْ
اِلٰى
مَٓا
اَنْهٰيكُمْ
عَنْهُۜ
اِنْ
اُر۪يدُ
اِلَّا
الْاِصْلَاحَ
مَا
اسْتَطَعْتُۜ
وَمَا
تَوْف۪يق۪ٓي
اِلَّا
بِاللّٰهِۜ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ
وَاِلَيْهِ
اُن۪يبُ
«Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O’na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah’tandır, O’na güvendim; O’na yöneliyorum» dedi.[88]
قَالَ
اِنّ۪ي
لَيَحْزُنُن۪ٓي
اَنْ
تَذْهَبُوا
بِه۪
وَاَخَافُ
اَنْ
يَأْكُلَهُ
الذِّئْبُ
وَاَنْتُمْ
عَنْهُ
غَافِلُونَ
Babaları, «Onu götürmeniz beni üzüyor; siz farkına varmadan onu kurdun yemesinden korkarım» dedi.[13]
وَرَاوَدَتْهُ
الَّت۪ي
هُوَ
ف۪ي
بَيْتِهَا
عَنْ
نَفْسِه۪
وَغَلَّقَتِ
الْاَبْوَابَ
وَقَالَتْ
هَيْتَ
لَكَۜ
قَالَ
مَعَاذَ
اللّٰهِ
اِنَّهُ
رَبّ۪ٓي
اَحْسَنَ
مَثْوَايَۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الظَّالِمُونَ
Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve «gelsene» dedi. Yusuf: «Günah işlemekten Allah’a sığınırım, doğrusu senin kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar şüphesiz başarıya ulaşamazlar.» dedi.[23]
قَالَ
هِيَ
رَاوَدَتْن۪ي
عَنْ
نَفْس۪ي
وَشَهِدَ
شَاهِدٌ
مِنْ
اَهْلِهَاۚ
اِنْ
كَانَ
قَم۪يصُهُ
قُدَّ
مِنْ
قُبُلٍ
فَصَدَقَتْ
وَهُوَ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Yusuf: «Beni kendine o çağırdı» dedi. Kadın tarafından bir şahit, «Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır» diye şahidlik etti.[26-27]
وَقَالَ
نِسْوَةٌ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
امْرَاَتُ
الْعَز۪يزِ
تُرَاوِدُ
فَتٰيهَا
عَنْ
نَفْسِه۪ۚ
قَدْ
شَغَفَهَا
حُباًّۜ
اِنَّا
لَنَرٰيهَا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Şehirde bir takım kadınlar: «Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş; sevgisi bağrını yakmış; doğrusu onun besbelli sapıtmış olduğunu görüyoruz.» dediler.[30]
قَالَتْ
فَذٰلِكُنَّ
الَّذ۪ي
لُمْتُنَّن۪ي
ف۪يهِۜ
وَلَقَدْ
رَاوَدْتُهُ
عَنْ
نَفْسِه۪
فَاسْتَعْصَمَۜ
وَلَئِنْ
لَمْ
يَفْعَلْ
مَٓا
اٰمُرُهُ
لَيُسْجَنَنَّ
وَلَيَكُوناً
مِنَ
الصَّاغِر۪ينَ
Vezirin karısı: «İşte sözünü edip beni yerdiğiniz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayı çekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tıkılacak ve kahre uğrayanlardan olacak.»[32]
قَالَ
رَبِّ
السِّجْنُ
اَحَبُّ
اِلَيَّ
مِمَّا
يَدْعُونَن۪ٓي
اِلَيْهِۚ
وَاِلَّا
تَصْرِفْ
عَنّ۪ي
كَيْدَهُنَّ
اَصْبُ
اِلَيْهِنَّ
وَاَكُنْ
مِنَ
الْجَاهِل۪ينَ
Yusuf: «Rabbim! Hapis benim için, bunların istediklerini yapmaktan daha iyidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve bilmeyenlerden olurum.» dedi.[33]
قَالَ
مَا
خَطْبُكُنَّ
اِذْ
رَاوَدْتُنَّ
يُوسُفَ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
قُلْنَ
حَاشَ
لِلّٰهِ
مَا
عَلِمْنَا
عَلَيْهِ
مِنْ
سُٓوءٍۜ
قَالَتِ
امْرَاَتُ
الْعَز۪يزِ
الْـٰٔنَ
حَصْحَصَ
الْحَقُّۘ
اَنَا۬
رَاوَدْتُهُ
عَنْ
نَفْسِه۪
وَاِنَّهُ
لَمِنَ
الصَّادِق۪ينَ
Hükümdar kadınlara: «Yusuf’un olmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?» dedi. Kadınlar, «Haşa! Onun bir fenalığını görmedik» dediler. Vezirin karısı: «Şimdi gerçek ortaya çıktı; onun olmak isteyen bendim; doğrusu Yusuf doğrulardandır» dedi.[51]
قَالُوا
سَنُرَاوِدُ
عَنْهُ
اَبَاهُ
وَاِنَّا
لَفَاعِلُونَ
Kardeşleri: «Babasını ikna etmeye çalışacağız ve her halde bunu yaparız» dediler.[61]
وَقَالَ
يَا بَنِيَّ
لَا
تَدْخُلُوا
مِنْ
بَابٍ
وَاحِدٍ
وَادْخُلُوا
مِنْ
اَبْوَابٍ
مُتَفَرِّقَةٍۜ
وَمَٓا
اُغْن۪ي
عَنْكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
اِنِ
الْحُكْمُ
اِلَّا
لِلّٰهِۜ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُۚ
وَعَلَيْهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
الْمُتَوَكِّلُونَ
Babaları: «Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah’ındır, O’na güvendim, güvenenler de O’na güvensinler» dedi.[67]
وَتَوَلّٰى
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَٓا اَسَفٰى
عَلٰى
يُوسُفَ
وَابْيَضَّتْ
عَيْنَاهُ
مِنَ
الْحُزْنِ
فَهُوَ
كَظ۪يمٌ
Onlara sırt çevirdi, «Vah, Yusuf’a yazık oldu!» dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.[84]
اَفَمَنْ
هُوَ
قَٓائِمٌ
عَلٰى
كُلِّ
نَفْسٍ
بِمَا
كَسَبَتْۚ
وَجَعَلُوا
لِلّٰهِ
شُرَكَٓاءَۜ
قُلْ
سَمُّوهُمْۜ
اَمْ
تُنَبِّؤُ۫نَهُ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِي
الْاَرْضِ
اَمْ
بِظَاهِرٍ
مِنَ
الْقَوْلِۜ
بَلْ
زُيِّنَ
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
مَكْرُهُمْ
وَصُدُّوا
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
هَادٍ
Herkesin yaptığını gözeten Allah, bunu yapamayan putlarla bir olur mu? Onlar Allah’a ortak koştular. De ki: «Onlara bir ad bulun bakalım; yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Allah’a haber veriyorsunuz? Yoksa kuru sözlere mi aldanıyorsunuz? Fakat inkar edenlere, kurdukları düzenler güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkonuldular. Zaten Allah’ın saptırdığına yol gösteren bulunmaz.[33]
قَالَتْ
رُسُلُهُمْ
اَفِي
اللّٰهِ
شَكٌّ
فَاطِرِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَدْعُوكُمْ
لِيَغْفِرَ
لَكُمْ
مِنْ
ذُنُوبِكُمْ
وَيُؤَخِّرَكُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۜ
قَالُٓوا
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۜ
تُر۪يدُونَ
اَنْ
تَصُدُّونَا
عَمَّا
كَانَ
يَعْبُدُ
اٰبَٓاؤُ۬نَا
فَأْتُونَا
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍ
Onların peygamberleri: «Gökleri ve yeri yaratan, günahlarınızı bağışlamaya çağıran ve bir süreye kadar sizi erteleyen Allah’tan mı şüphe ediyorsunuz?» dediler. Onlar da: «Siz de sadece bizim gibi birer insansınız; bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirmelisiniz» dediler.[10]
Yükleniyor...