غ ف ر
202ayette
234kez geçiyor
56/114surede
21farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %43 · Medenî %57
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Müzzemmil 20
3. inen sure
En çok geçtiği sure
Nisâ
21 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| غَفُورٌ | İsim | فَعُولٌ | Bağışlayan | 50 |
| يَغْفِرُ | Feale-Yefilu | يَفْعِلُ | Bağışlar | 37 |
| مَغْفِرَةٌ | İsim | مَفْعِلَةٌ | Bağışlama | 28 |
| وَاسْتَغْفِرْ | İstifal | وَاسْتَفْعِلْ | Ve bağışlanma iste | 27 |
| غَفُورٌ | Sıfat | فَعُولٌ | Bağışlayan | 21 |
| اغْفِرْ | Feale-Yefilu | افْعِلْ | Bağışla | 17 |
| غَفُوراً | İsim | فَعُولًا | Bağışlayan | 12 |
| يَسْتَغْفِرُونَ | İstifal | يَسْتَفْعِلُونَ | Bağışlanma isterler | 9 |
| غَفُوراً | Sıfat | فَعُولًا | Bağışlayan | 8 |
| تَغْفِرْ | Feale-Yefilu | تَفْعِلْ | Bağışlarsın | 5 |
| تَسْتَغْفِرْ | İstifal | تَسْتَفْعِلْ | Bağışlanma istersin | 4 |
| فَغَفَرَ | Feale-Yefilu | فَفَعَلَ | Hemen bağışladı | 4 |
| الْغَفَّارُ | Sıfat | الْفَعَّالُ | Bağışlayan | 3 |
| نَغْفِرْ | Feale-Yefilu | نَفْعِلْ | Bağışlarız | 2 |
| غُفْرَانَكَ | İsim | فُعْلَانَكَ | Senin bağışlaman | 1 |
| وَالْمُسْتَغْفِر۪ينَ | İsim | وَالْمُسْتَفْعِلِينَ | Ve bağışlanma isteyenler | 1 |
| الْغَافِر۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Bağışlayanlar | 1 |
| اسْتِغْفَارُ | İsim | اسْتِفْعَالُ | Bağışlanmak istemek | 1 |
| لَغَفَّارٌ | İsim | لَفَعَّالٌ | Bağışlayan | 1 |
| غَافِرِ | İsim | فَاعِلِ | Bağışlayan | 1 |
| غَفَّاراًۙ | İsim | فَعَّالًا | Bağışlayan | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Bağışlayan 97
Bağışlama 20
Bağışlar 18
Ve bağışlar 10
Bağışla 7
Ve bağışlama 6
Ve bağışlanma iste 6
Hemen bağışla 5
Bağışlanma isteyin 5
Ve bağışla 4
Bağışlarsın 3
Bağışlanma isterler 3
Bağışlanma istersin 3
Bağışlaması için 3
Diğer 35 anlam
Ve bağışlanma isterler 3
Bağışlarız 2
Hemen bağışlanma istediler 2
Bağışlanma iste 2
Bağışlanma ister 2
Bağışlaması 2
Bağışlanmayı iste 2
Bağışlarlar 2
Bağışlamaya karşılık 1
Ve bağışlanma isteyin 1
Senin bağışlaman 1
Ve bağışlanma isteyenler 1
Öyleyse bağışlama 1
Öyleyse bağışla 1
Ve bağışlanma istedi 1
Ve ondan bağışlanma isterler 1
Bağışlayanlar 1
Yakında bağışlanacak 1
Bağışlanır 1
Bağışlanmak istemek 1
Hemen ondan bağışlanma dileyin 1
Bağışlanma isterim 1
Yakında bağışlanma isteyeceğim 1
Bağışlanma istersiniz 1
Hemen bağışladı 1
Bağışladı 1
Hemen bağışlanma istedi 1
Hemen bağışladık 1
Ve ondan bağışlanma isteyin 1
Ve bağışladı 1
Kesinlikle bağışlanma isteyeceğim 1
Bağışlanma istemek 1
Ve bağışlarsınız 1
Bağışlaman için 1
Ve ondan mağfiret dile 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ر ح م ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
91 ayet
مُحَمَّدٌ
رَسُولُ
اللّٰهِۜ
وَالَّذ۪ينَ
مَعَهُٓ
اَشِدَّٓاءُ
عَلَى
الْكُفَّارِ
رُحَمَٓاءُ
بَيْنَهُمْ
تَرٰيهُمْ
رُكَّعاً
سُجَّداً
يَبْتَغُونَ
فَضْلاً
مِنَ
اللّٰهِ
وَرِضْوَاناًۘ
س۪يمَاهُمْ
ف۪ي
وُجُوهِهِمْ
مِنْ
اَثَرِ
السُّجُودِۜ
ذٰلِكَ
مَثَلُهُمْ
فِي
التَّوْرٰيةِۚۛ
وَمَثَلُهُمْ
فِي
الْاِنْج۪يلِ۠ۛ
كَزَرْعٍ
اَخْرَجَ
شَطْـَٔهُ۫
فَاٰزَرَهُ
فَاسْتَغْلَظَ
فَاسْتَوٰى
عَلٰى
سُوقِه۪
يُعْجِبُ
الزُّرَّاعَ
لِيَغ۪يظَ
بِهِمُ
الْكُفَّارَۜ
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
مِنْهُمْ
مَغْفِرَةً
وَاَجْراً
عَظ۪يماً
Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkarcılara karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükua varırken, secde ederken, Allah’tan lütuf ve hoşnudluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat’ta anlatılan vasıflarıdır. İncil’de de şöyle vasıflandırılmışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler işleyenlere, bağışlama ve büyük ecir vadetmiştir.[29]
وَلَوْ
اَنَّهُمْ
صَبَرُوا
حَتّٰى
تَخْرُجَ
اِلَيْهِمْ
لَكَانَ
خَيْراً
لَهُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi şüphesiz onlar için daha iyi olurdu. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.[5]
قَالَتِ
الْاَعْرَابُ
اٰمَنَّاۜ
قُلْ
لَمْ
تُؤْمِنُوا
وَلٰكِنْ
قُولُٓوا
اَسْلَمْنَا
وَلَمَّا
يَدْخُلِ
الْا۪يمَانُ
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاِنْ
تُط۪يعُوا
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
لَا
يَلِتْكُمْ
مِنْ
اَعْمَالِكُمْ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Bedeviler: «İnandık» dediler, de ki: «İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.»[14]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاٰمِنُوا
بِرَسُولِه۪
يُؤْتِكُمْ
كِفْلَيْنِ
مِنْ
رَحْمَتِه۪
وَيَجْعَلْ
لَكُمْ
نُوراً
تَمْشُونَ
بِه۪
وَيَغْفِرْ
لَكُمْۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌۙ
Ey inananlar! Allah’tan sakının, Peygamberine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ışığında yürüyeceğiniz bir ışık var etsin; sizi bağışlasın; Allah bağışlayandır, acıyandır.[28]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
نَاجَيْتُمُ
الرَّسُولَ
فَقَدِّمُوا
بَيْنَ
يَدَيْ
نَجْوٰيكُمْ
صَدَقَةًۜ
ذٰلِكَ
خَيْرٌ
لَـكُمْ
وَاَطْهَرُۜ
فَاِنْ
لَمْ
تَجِدُوا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır.[12]
وَالَّذ۪ينَ
جَٓاؤُ۫
مِنْ
بَعْدِهِمْ
يَقُولُونَ
رَبَّـنَا
اغْفِرْ
لَنَا
وَلِاِخْوَانِنَا
الَّذ۪ينَ
سَبَقُونَا
بِالْا۪يمَانِ
وَلَا
تَجْعَلْ
ف۪ي
قُلُوبِنَا
غِلاًّ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
رَبَّـنَٓا
اِنَّكَ
رَؤُ۫فٌ
رَح۪يمٌ۟
Onlardan sonra gelenler: «Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin» derler.[10]
عَسَى
اللّٰهُ
اَنْ
يَجْعَلَ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَ
الَّذ۪ينَ
عَادَيْتُمْ
مِنْهُمْ
مَوَدَّةًۜ
وَاللّٰهُ
قَد۪يرٌۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah’ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir’dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.[7]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
اِذَا
جَٓاءَكَ
الْمُؤْمِنَاتُ
يُبَايِعْنَكَ
عَلٰٓى
اَنْ
لَا
يُشْرِكْنَ
بِاللّٰهِ
شَيْـٔاً
وَلَا
يَسْرِقْنَ
وَلَا
يَزْن۪ينَ
وَلَا
يَقْتُلْنَ
اَوْلَادَهُنَّ
وَلَا
يَأْت۪ينَ
بِبُهْتَانٍ
يَفْتَر۪ينَهُ
بَيْنَ
اَيْد۪يهِنَّ
وَاَرْجُلِهِنَّ
وَلَا
يَعْص۪ينَكَ
ف۪ي
مَعْرُوفٍ
فَبَايِعْهُنَّ
وَاسْتَغْفِرْ
لَهُنَّ
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah’tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.[12]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِنَّ
مِنْ
اَزْوَاجِكُمْ
وَاَوْلَادِكُمْ
عَدُواًّ
لَكُمْ
فَاحْذَرُوهُمْۚ
وَاِنْ
تَعْفُوا
وَتَصْفَحُوا
وَتَغْفِرُوا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey inananlar! Eşleriniz ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur, onlardan sakının; ama, siz affeder, suçlarını örter ve bağışlarsanız bilin ki Allah da bağışlar ve acır.[14]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
لِمَ
تُحَرِّمُ
مَٓا
اَحَلَّ
اللّٰهُ
لَكَۚ
تَبْتَغ۪ي
مَرْضَاتَ
اَزْوَاجِكَۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine yasak ediyorsun? Allah bağışlayandır, acıyandır.[1]
اِنَّ
رَبَّكَ
يَعْلَمُ
اَنَّكَ
تَقُومُ
اَدْنٰى
مِنْ
ثُلُثَيِ
الَّيْلِ
وَنِصْفَهُ
وَثُلُثَهُ
وَطَٓائِفَةٌ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
مَعَكَۜ
وَاللّٰهُ
يُقَدِّرُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۜ
عَلِمَ
اَنْ
لَنْ
تُحْصُوهُ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنَ
الْقُرْاٰنِۜ
عَلِمَ
اَنْ
سَيَكُونُ
مِنْكُمْ
مَرْضٰىۙ
وَاٰخَرُونَ
يَضْرِبُونَ
فِي
الْاَرْضِ
يَبْتَغُونَ
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِۙ
وَاٰخَرُونَ
يُقَاتِلُونَ
ف۪ي
سَب۪يلِ
اللّٰهِۘ
فَاقْرَؤُ۫ا
مَا
تَيَسَّرَ
مِنْهُۙ
وَاَق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَاٰتُوا
الزَّكٰوةَ
وَاَقْرِضُوا
اللّٰهَ
قَرْضاً
حَسَناًۜ
وَمَا
تُقَدِّمُوا
لِاَنْفُسِكُمْ
مِنْ
خَيْرٍ
تَجِدُوهُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
هُوَ
خَيْراً
وَاَعْظَمَ
اَجْراًۜ
وَاسْتَغْفِرُوا
اللّٰهَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah’a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.[20]
Yükleniyor...